Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Dünyası Edebiyatı » Köktürk Bengü Taşları

Yazar Mesaj   #914  2015-12-18 07:24 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Köktürk Bengü Taşları

 

Köktürkler çağına ait olan bengü taşlar şun­lardır:

  1. Bugut (Mahan Kağan)
  2. Çoyrm
  3. Hoytu Tamir
  4. Ongin (İşbara Tamgan Tarkan)
  5. İhe-Huşotu (Köl İç Çor)
  6. İhe-Aşete (Altun Tamgan Tarkan)
  7. Baym Çokto (Tonyukuk)
  8. Birinci Orhun (Köl Tigin)
  9. İkinci Orhun (Bilge Kağan)
  10. Nalahya
  11. İhe-Nûr
  12. Hangiday
  13. Talaş.

Bunlardan sadece Bugut bengü taşı, Soğdakça yazılmıştır ve birinci Köktürk çağma aittir. 1956'da bir Moğol arkeologu tarafından Bugut şehri ya­kınlarında bulunan ve 580 yılı civarında dikildiğini tahmin ettiğimiz bu anıt, yabancı bir dille yazılmış olmasına rağmen bazı bakımlardan Orhun âbidelerini andırmaktadır. Orhun âbidelerinde ol­duğu gibi burada da Türk kağanının bütün dünyayı idare ettiği kabul edilmekte ve "yoksul milleti zenginleştirmek, aç milleti doyurmak" şeklindeki sosyal anlayış, kağanın görevleri arasında yer al­maktadır. Ancak Bugut bengü taşmda, devletin ve hanedanın ileri gelenlerinin oluşturduğu bir mec­lis, bu görevi kağana hatırlatmaktadır. Diğer iş­lerde de kağan aynı meclisin fikrini almaktadır. Çok dikkat çekici bir nokta kağanın önemli işlerde atalarının ruhuna da danışmasıdır. Burada bu- dizmi kabul etmek için Taspar Kağan, büyük atası Bunun Kağan'm mukaddes mezarına hitap et­mektedir. Bugut yazıtında kağanların admdan önce geçen "tengri" sıfatı da dikkate değer. 719-720 yıllarında dikilmiş olan Ongin âbidesinde de Bilge Kağan'dan "Tengri Bilge Kağan" diye bah­sedilmektedir. (Sağ taraf- 2. satır). "Semavî" olarak tercüme ettiğimiz bu kelime, "Gök Tanrı'ya ait" şeklinde anlaşılmalıdır. Buna göre kağan ile Gök Tanrı arasında ilâhi bir münasebet dü­şünülmektedir. Köl Tigini ve Bilge Kağan âbidelerindeki "Tengri teg tengride bolmış" sıfatı da aynı inanışı ifade etmektedir. Köktürkler ta­rafından dikildiği ilk satırında ifade edilen ve Mahan Tigin adına inşa ettirildiği tahmin edilen Bugut bengü taşı da Orhun âbideleri gibi kap­lumbağa şeklindeki bir kaide üzerine otur­tulmuştur. 1.98 metre yüksekliğindeki âbidenin üst kısmında, belden yukarısı kurt, belden aşağısı insan olan bir kabartma vardır.

 

 

Çoyrın bengü taşının 687-692 yılları arasında dikildiği tahmin edilmektedir. Eğer bu tahmin doğ­ruysa, altı satırlık bu taş, Türkçe yazılmış olan ve Köktürk harflerinin kıllanılmış bulunduğu ilk metin olmaktadır.

 

Hoytu Tamir bölgesinde bulunmuş olan Kök- türk yazılı metinleri, diğerlerinden farklı olarak, di­kili taş üzerine değil, kayalar üzerine yazılmıştır. On parçadan ve toplam olarak 39 satırdan ibarettir. Metinlerde Tarduş'ların başı Köl İç Çor'un Tür- gişlerle savaşması ve Beş Balık'a yapılan seferden bahsedilmektedir. Bazı araştırıcılar bu metinleri 753-756 tarihlerine, dolayısıyla Uygurlara ait kabul etmekte ise de biz bu yazıların 717-720 tarihleri ara­sında yazıldığını tahmin etmekteyiz.

 

719-720 tarihlerinde dikilmiş olan Ongin âbidesi, Bilge İşbara Tamgan Tarkan adlı bir beğin ve babası İl İtmiş Yabgu'nun; İlteriş ve Bilge Kağan zamanlarında Türk milleti için nasıl çalıştıklarını ve düşmanla savaştıklarını anlatır. Bu âbidede "ka­ğana bağlılık" fikri veciz bir şekilde işlenmektedir, işbara Tamgan Tarkan, kardeşlerine ve oğullarına 'İjabamız İlteriş Kağandan ayrılmadı ve yanılmadı. Biz de semavî Bilge Kağan'dan ayrılmayalım, şa­şırmayalım" diye öğüt vermektedir. Abidede ay­rıca, Köl Tigin ve Bilge Kağan âbidelerindeki gibi keskin bir üslûp ve kahramanca bir edâ vardır. Meselâ Bumm Kağan'm fetihleri, "ecdadımız Yanı (Bunun?) Kağan, dört bir yanı kısmış, yığmış, yay­mış, basmış" şeklinde dört fiille, en kısa ve kesin bir ifadeyle anlatılmış oluyor.

 

Köl İç Çor bengü taşı 723-725 yılları arasında dikilmiştir. Tarduşların başı olan İşbara Bilge Köl İç Çor'un savaşlardaki yiğitliğini anlatmaktadır. İş- bara Bilge Köl İç Çor, Bilge Kağan zamanında Tar- duşlar üzerine şad olarak tayin edilmiştir ve bu hu­susu, Bilge Kağan âbidesinde de yer almaktadır. Köl İç Çor'un savaşlardaki yiğitliğini anlatan sa­tırlar, Köl Tigin bengü taşında Köl Tigin için an­latılanlara çok benzemektedir. Köl İç Çor da Köl Tigin gibi "atma binip boğa gibi hücum etmekte ve düşman erlerini mızraklamaktadır." Bengü taşın sonunda, Kartuklarla yapılan savaşta Köl İç Çor'un öldüğü ifade edilmektedir. Satırlardaki pek çok eksik yerlere rağmen Köl İç Çor'un yoğ me­rasiminde, hanedan üyesi prenslerin ve birçok kavimlerin temsilcilerinin bulunduğu an­laşılmaktadır.

İhe-Aşete bengü taşı, Altun Tamgan Tarkan adına, tahminen 724 yılında dikilmiş on satırlık küçük bir yazıttır.

 

Umumî olarak "Orhun Âbideleri" diye ad­landırılan Tonyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan bengü taşları, bengü taş edebiyatının en uzun ve en mükemmel örnekleridir.

 

Tonyukuk bengü taşı 724-726 yılları arasında dikilmiştir. Bengü taşı diktiren ve üzerindeki ya­zıları yazdıran doğrudan doğruya Bilge Ton- yuyuk'tur. Bengü taşta Türk milletinin Çin tut­saklığından kurtuluşu ve İlteriş Kağan zamanında Köktürklerin Oğuzlarla, Kırgızlarla, On Oklarla ve Çinlilerle yaptığı savaşlar anlatılmakta; bütün bu olaylarda Bilge Tonyukuk'un rolü bilhassa be­lirtilmektedir.

Bilge Tonyukuk; 680 yılında İlteriş Kağan'm Çin'e isyanı ve Köktürklere istiklâl sağlayan mü­cadeleleri sırasında onunla birlikte bulunan, İlteriş ve Kapgan Kağan çağlarında başvezirlik ve baş­kumandanlık yapmış olan büyük bir devlet ve si­yaset adamıdır. Çin'de doğmuş, Türk istiklâli için kağanlarla omuz omuza çarpışmış kahraman bir asker; Türk devletinin politikasına uzun zaman yön vermiş akıllı ve hikmet sahibi bir devlet adamıdır. Bilge Kağan'm kayınpederi de olan Bilge Ton­yukuk, tahminen 724-725 yıllarında ölmüştür.

 

Bilge Tonyukuk, Türk hâtıra edebiyatının ilk temsilcisi ve ilk Türk tarihçisidir. İki parça hâlindeki bengü taşmda, içinde bulunduğu olayları sade ve san'atsız bir şekilde, halk diliyle anlatır. Vak'aları sözü uzatmadan, ana çizgileriyle verir; yeri geldikçe milletin ders alması için öğütlerde bu­lunur. Zaman zaman ata sözlerine ve deyimlere başvurur.

 

21 Ağustos 732 tarihinde Bilge Kağan ta­rafından diktirilen Köl Tigin bengü taşı; Kök- türklerin şevket devrini, daha sonra nasıl zayıflayıp Çin'e tutsak olduklarım, Çin esaretinden nasıl kur­tulduklarını ve nihayet Köl Tigin'in kah­ramanlıklarla dolu hayatını anlatır. Köl Tigin, il­teriş Kağan'm oğlu ve Bilge Kağan'ın küçük kardeşidir. Amcaları Kapgan Kağan'm ölümünden sonra Köl Tigin, tertiplediği bir ihtilâlle Bilge Kağan'ı Türk tahtına oturtmuştur. Bilge Kağan ça­ğında Türk orduları başkumandanı olan ve Çin De­nizinden Demir Kapı'ya, Tibet'ten Sibirya boz­kırlarına kadar uzanan geniş alandaki pek çok kavim üzerine yapılan yirmiyi aşkın seferi idare eden, düşman orduları içine dalıp daima ön safta vuruşan Köl Tigin, Türk tarihinin en büyük kah­ramanlarından biridir. Dokuz Oğuzlarla yapılan bir savaşta, 27 Şubat 731 tarihinde 47 yaşında iken öl­müştür. Köl Tigin'in 1 Kasım 731'de yapılan yoğ (cenaze) törenine Kıtaylar, Tatabılar, Çinliler, Ti betliler- Soğdaklar- İranlılar, Buharalılar, On Oklar ve Kırgızlar general veya vezir seviyesinde tem silcilerle iştirak ettiler. Çin kağanı, on bin parça ipekli, altın ve gümüş gönderdikten başka, ye ğenini de anıt mabet ve bengü taş yapımında bu lunmak üzere yolladı.

 

Bilge Kağan'ın ağzından yazılmış olmakla be­raber Köl Tigin bengü taşının yazarı Yollug Tigin'dir. Yollug Tigin bu hususu, bengü taşın so­nunda "bunca yazıyı Köl Tigin'in 'atı'sı Yollug Tigin... ben yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa, bu eve hep ben, Yollug Tigin, yazdım" diyerek an­latmaktadır. Türk Edebiyatının san'atkârâne bir üslûpla yazılmış ilk eseri olan bu âbidenin müellifi Yollug Tigin de Köktürk hanedanından bir prensti. Bengü taşta kendisinden "Köl Tigin atisi" diye bah­seden Yollug Tigin hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. "Atı" kelimesine bazı araştırıcılar "yeğen" bazı araştırıcılar ise "hoca" mânâsını ver­mektedirler.

 

Köl Tigin bengü taşında, Muharrem Ergin'in belirttiği gibi "yalın ve keskin bir üslûp, hü- kümdârâne bir edâ ve ihtişamlı bir hitap tarzı" var­dır. Bengü taşın daha ilk satırlarında âdeta gök­lerden gelen muhteşem bir sesleniş, asırları delip geçerek ruhumuzu titretir:

Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke oturtum. -Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan bu devirde tahta oturdum. Sabımm tükedi eşid- gil! -Sözümü sonuna kadar dinle! Ulayı ini yigünüm, oğlanım! -Önce kardeşlerim, çocuklarım! Biriki ogu- şum, bodunum! -Bütün soyum, milletim! Biriye şad, apat begler; yırıya tarkat, buyruk begler! -Güneydeki şadlar, apalar; kuzeydeki tarkanlar, buyruk begler! Otuz Tatar, Tokuz Oğuz begleri, bodunu! -Otuz Tatar, Dokuz Oğuz beğleri, milleti! Bu sabımm edgüti eşid, katıgdı tmgla! -Bu sözümü iyice işit, iyice dinle! İlgerü kün togsıkka, birigeri kün ortusmgaru; kurıgaru kün batsıkmga, yırıgaru tün ortusmgaru...-Dokuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına kadar; batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar... Anda içreki bodun kop manga körür. -Bu alan içindeki millet hep bana bağlıdır. Bunca bodun kop itdim. -Bunca milleti hep düzenledim. Ol amtı anyıg yok. -Artık kötülük yok. Türk kağan Ötüken yış olursar ilte bung yok... -Türk kağanı Ötüken ormanında oturdukça ülkede sı­kıntı olmayacak.

Satırlar ilerledikçe semavî bir yücelik ben­liğimizi sarar:

Üze kök tengri, asra yağız bir kılındukda ikin ara kişi oglı kılınmış. -Üstte mavi gök, altta kara yeryaratıldığında ikisi arasında insan oğlu yaratılmış. Kişi oglmda üze eçüm apam Bunun Kağan, İstemi Kağan olurmış. -İnsan oğulları üstüne atalarım Bumın Kağan, İstemi Kağan hükümdar olmuş. Olurupan türk bodunung ilin törüsin tuta birmiş- iti birmiş. - Hükümdar olup Türk milletinin ilini, töresini tutmuş, düzenlemiş. Tört bulung kop yağı ermiş. -Dört bir yan hep düşman imiş. Süsülepen tört bulungdaki bo- dunung kopalmış, kop baz kılmış. -Ordu yürütüp dört bir yandaki milleti hep almış, hepsini tutsak kılmış. Başlıgıg yükündürmiş, tizligig sökürmiş. -Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.

 

Köl Tigin'in ölümü üzerine Bilge Kağan'ın ağ­zından ifâde edilen parça, Türk Edebiyatında li­rizmin ilk örneği sayılmak gerekir:

 

İnim Köl Tigin kergek boldı, -Kardeşim Köl Tigin vefat etti. Özüm sakındım. -Ben düşündüm. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı. -Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Özüm sakındım. -Düşündüm. Öd Tengri yaşar, kişi oglı kop ölgeli törümiş. -Ebedî olarak Tanrı yaşar, kişi oğlu hep ölmek için yaratılmış. Anca sakındım. - Böylece düşündüm. Közde yaş kelser tıda, köngülte sıgıt kelser yanduru sakındım. -Gözden yaş gelse ön­leyerek, gönülden çığlık gelse geri çevirerek düşündüm. Katıgdı sakındım. -İyice düşündüm. İki şad ulayu ini yigünüm, oğlanım, beglerim, bodunum közi kaşı yablak boldaçı tip sakındım. -İki şadın, öteki kardeş ve yeğenlerimin, çocuklarımın, beglerim ve milletimin gözü kaşı kötü olacak diye düşündüm.

 

Bu ifadelerde lirizmin yanı sıra tiraj ik bir durum da yer almaktadır. Bilge Kağan; Türk milleti için olduğu kadar, kendisi için de çok büyük bir mânâ ve değer ifade eden kahraman kardeşi Köl Tigin'in ölümü üzerine gözünden yaşlar dökmek, haykırıp feryat etmek istemekte; fakat işgal ettiği kağanlık mevkii; bütün yakınlarının, beğlerinin ve milletinin üzerindeki sorumluluğu buna mâni ol­maktadır. Böyle bir tirajik hâlin birkaç kelime için­de, bu kadar veciz olarak anlatılması, ede­biyatımızın ilk yazılı örnekleri için çok yüksek bir edebî değer ifade eder.

 

Bilge Kağan bengü taşı, oğlu tarafından 735 yı­lının sonlarında diktirilmiştir. Bilge Kağan bengü taşının birçok yeri Köl Tigin'inki ile aynıdır. Bu sa­tırlarda da Köktürklerin Bumın ve İstemi Kağan za­manlarındaki şevket devri, sonra Çin'e nasıl tutsak olunduğu, Çin esaretinden nasıl kurtulunduğu an­latılır. Daha sonra Bilge Kağan'ın savaşları ve Türk milleti için yaptıkları yer alır.

 

Bilge Kağan, 716-734 yılları arasında 18 yıl dev­letimizi idare etmiş olan hükümdardır. İlteriş Kağan'ın oğlu, Kapgan Kağan'ın yeğeni, Kö Tigin'in ağabeyi, Tonyukuk'un damadıdır. Kağan olmadan önce Tarduşlar üzerinde şadlık yapmıştır. Nalahya (Ulan Bator kiremit yazıtı) ile İhe Nûr kitabeleri, çok küçük yazıtlardır. Nalahya yazıtında "ıduk yir sub (mukaddes yer su)", "Kan Tengri (Han Tanrı)" ve "Umay Katun (Kraliçe Umay)" te­rimleri geçmektedir. Buradan Gök Tanrı'nın kağan, Umay'm katun (kraliçe) olarak tasavvur edildiğimânâsı çıkmaktadır. Her iki yazıtın 730 civarında meydana getirildiği tahmin edilmektedir.

 

Hangiday yazıtı, Hangiday dağında, kaya üze­rine yazılmıştır ve dört satırdır.

Talaş yazıtları, beş parçadan ve 21 satırdan ibarettir. Eski Talaş şehrine, şimdiki Evliya Ata'dan bulunduğu için Batı Köktürklere (Türgişlere) ait ol­duğu kabul edilmektedir


__________________