Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Şiir Tahliller » Yasemin Demir'in "Sevdadanlık"Şiiri
Başlık: Yasemin Demir'in "Sevdadanlık"Şiiri
Yazar: Mustafa Ceylan
Tarih: 2017-02-12 09:35 | Bu şiir 2017-03-31 01:14 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

Sevdadanlık

                                                             ...........Şiir Yasemin Demir.

Bir duanın itinasıydık
İki çift lafın gök gürültüsü
Damlaların nezaretinde kaldırımlara ulaşan söz
Ekmeğe kör bakayım diyen iki çift göz
Yemindik billahi
Sustukça gözlerimizde yırtılırdı hareler
Bir şiirin girizgâh sesiydi bizde, göğe yükselen minareler

Kıyametin kenarıydık 
Belki de hayatın arıydık
Derinden bir ah!
Ölüm hak, sevmek mubah
Kösteklinin düğümlü ucunda sallanırken zaman
Seyri sefalıktı devran
Mahmuzlanırken günler günler üstüne 
Kerevetiydik aşkın

Gün batımı yorgunluğunda
Bir bardak çayın sevdadanlığıydık
Ramıydık suyun
Lam elifiydik en güzel huyun
İncir dalında nar
Erguvan kokuluyduk yar
Bir kalbin en kusursuz raksıydı sevda nabzımızda
Velhasıl tanrı misafiriydi aşk aramızda

Yasemin demir

 

 

ŞİİRİN TAHLİLİ

MUSTAFA CEYLAN

Yağmur Zamanı (Yasemin DEMİR)in SEVDADANLIK ŞİİRİ ÜSTÜNE
Bir Analiz  
 
Mustafa CEYLAN

Yeryüzünde ne kadar insan varsa, şiirin de o kadar, hattâ insan sayısının bin misli sayıda tarifi vardır. Aslında, tarifi mümkün olmayan bir edebî sanat-ürün ki şiir, yaşanır yazılmaz, söylenir çizilmez; hissedilir elle tutulup gösterilemez. O kadar çok tarifi bulunan şiirin sevdalısı şairlerin de hepsinin bir ayrı tarzı, ayrı sevdalanışı olduğu gibi, güzel şiire dair de ortak noktaları vardır. Güzel şiir, açıkça ben buradayım ve ben güzelim der... Tutamazsınız, susturamazsınız şiiri...
Şiiri güzel yapan unsurların başında şiirin fiziki yapısından daha çok, söylem ve iç yapısı vardır.

Söylem tabiri caizse şairin dilinin şakımasıdır. Bazı şiirler vardır, onlar sadece "manzumedir"ler ve bana göre okuduğumda soğan
kabuğundan farksızdırlar. Posa yani. Onlar ölü şiirlerdir. Doğarken ölürler. 
Şiiri kalıcı yapan orjinalitedir.
Orjinal olmak demek, söylenmemişi söylemektir.
Şair, "yağmurda ıslanan ağaç" demez de "ağlayan ağaç" der.
Bu şiirde olduğu gibi;

"Kösteklinin düğümlü ucunda sallanırken zaman
Seyri sefalıktı devran
Mahmuzlanırken günler günler üstüne 
Kerevetiydik aşkın"

demektir.
Böylesine kolayca, arı, duru, zorlamasız söyleyivermektir. Söylenmemişi söyleyivermek...

Rahmetli babamın ve Ahmet Mithat Efendi' nin köstekli saatini ve düğümlü ucunu nasıl da canlandırıp karşıma koyuvermiş mısra kuyumcusu şair.

Zaman, evet saatte; pas tutasıca zemberekte, kösteklinin ucunda sallanır.
Amma;
o zaman ki mahmuzlanır günler üstüne gün diye de...
Ne kadar da çabuk geçer, deli taylardan farksızdır...

Aşk söz konusu olanda daha bir delişmen ve ivecendir zaman.
Şiirin imgelerle dokunması güzeldir, ama, bana göre şiir imge okyanusunda yıkanmamalı. Bıcır bıcır imge olmak yerine,
bu şiirde görüldüğü gibi, yapaylık yerine hakikatin aynasıyla imge koklatılmış olması hoşuma gider...
Şimdi;
KUPLE:1

"Bir duanın itinasıydık
İki çift lafın gök gürültüsü
Damlaların nezaretinde kaldırımlara ulaşan söz
Ekmeğe kör bakayım diyen iki çift göz
Yemindik billahi
Sustukça gözlerimizde yırtılırdı hareler
Bir şiirin girizgâh sesiydi bizde, göğe yükselen minareler"

Evet, duanın itinası olmakla göğe yükselen minarelerle başlayan şiirin kendisi...
Kutsallık dolu.
Ancak, "ezberine" değil duası, itinalı, özenli, ikiçift kelamın gök gürültüsü anlayacağınız.
Sonra, yeminin taa kendisi.
sevenler hep ayrılmamacasına yemin ederler. Bizim suskunluğumuzda harelenen aslında yemin ederek verdiğimiz sözde güzeldir.
Suskun sevdalarımız iç çığlıklarımız, samimiliğimizde, kutsal bilişimizdedir hep... İki çift göz... Ekmeğe kör bakayım,
Mevlâ nimet vermesin diye yeminler ve kaldırımlara ulaşan söz...
Gidiş ve gelişin kaldırımları üstad Necip Fazıl' da güzel durmuştu. Bir de Yağmur zamanında güzel durmuş işte...

KUPLE:2


"
Kıyametin kenarıydık 
Belki de hayatın arıydık
Derinden bir ah!
Ölüm hak, sevmek mubah
Kösteklinin düğümlü ucunda sallanırken zaman
Seyri sefalıktı devran
Mahmuzlanırken günler günler üstüne 
Kerevetiydik aşkın"


Bu kuplede, şair kelimelerle dans etmekte. Hecenin KAFİYE SİSTEMATİĞİ ile karşımıza ahenkli dokunuşlarla çıkıvermekte...
kenarıydık/arıydık
ah/mubah
zaman/devran

Evet bu ses oyunlarıyla bu kuplede, kulaktan gönüle nağmeler üflemekte...

Bizim köstekli burada işte...
Kıyametin kenarı olmak nasıl bir orjinalik ki, ölüm ve sevmek olgusunu zamanla nakışlamakta...

KUPLE : 3

"
Gün batımı yorgunluğunda
Bir bardak çayın sevdadanlığıydık
Ramıydık suyun
Lam elifiydik en güzel huyun
İncir dalında nar
Erguvan kokuluyduk yar
Bir kalbin en kusursuz raksıydı sevda nabzımızda
Velhasıl tanrı misafiriydi aşk aramızda"

Bu kuplede ses oyunları devam etmekte...
suyun/huyun
nar/yar
sevdadanlığıydı/raksıydı
nabzımızda/aramızda

Ayrıca,
Şair, incir dalında nar olmak ve en güzel huyun lâmelifi olabilmek...
Sondan bir evveldir lâmelif.. Kıyamet kenarıdır yani. Sonra (ye) gelir ki, şiir bu sona ( aşkı tanrı misafiri) olarak
sevdiğiyle arasına koyuvermekte.
Gün batımında sevdiğiyle çay içebilmenin zevki başkadır. Suyun ışıksal şeffaflığında ve çoğul narın - çoğalan nar danelerinin erguvan kokusunda
bir yâr...
Kalb, nabız, nefes alış...
Yaşamak...
sevmek yaşamak sanatının şahikası...
Kutsal sevmek güzelden daha güzel, en güzel...

Günümüz şairlerinin diyebilirim ki yüzde 90'ı AŞK konulu şiirler kaleme almaktadırlar.
Çoğu da birbirinin kopyası, söylem tekerrürü. Ben onlara "manzume" veya "şiirimsiler" deyip geçiyorum.
Böyle, bakir, el atılmamış teşbihlerle ve denmemiş ifadelerle nakışlanan yeni şiirlere de bir o kadar 
değer veriyorum. Alkışladığım şairler işte bu orjinalliği, kendi tarzını ortaya koyan şairlerdir. Şiirine değer veren,
yazmış olmak için değil, hakikaten şiiri önemseyip ciddiye alanlar... Ben bu şairleri alkışlarım işte...

Şair, kelimelerle raks eden, kelime kuyumcusu olandır.
Şair, kelimeleri kelimelerle yoğurandır.
şair, kelimeler doğurandır.
şair, dili zengin kılan, dil işçisidir.

Şimdi,
Şu şiirin adına bakın hele :
SEVDADANLIK...
Evet,
sadece bu BAŞLIK bile şiire kıymet ölçeğini enfes bir şekilde sunuvermiştir.
Yağdanlık-çaydanlık deriz değil mi?
Yağ ve çay kök kelimelerini nasıl da (lık) eklemiyle türetmişiz, kendi dilimizin zenginliği bu işte.
Şairimiz de SEVDA kök söylemine BENZEYEN-TEŞBİH-İ BELİĞ tarzı bir yaklaşımla SEVDADANLIK türetimiyle orjinaliteyi yakalayıp
şiirini tezyin etmekte.
Demiştim ŞEHRAYİN ŞAİRİ bu kardeşimiz...
İşte ispatı..
Bence, siz en iyisi bu analizi okuduktan sonra, bir kere daha okuyun bakalım, olmaz mı?
Tebrikler, teşekkürler şairimize...
 
Mustafa CEYLAN
Henüz yorum yapılmamıştır.