Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Gülce Şiirler » Buluşma » Ya Baki Ente’l-Baki(Gülce-Buluşma)
Başlık: Ya Baki Ente’l-Baki(Gülce-Buluşma)
Yazar: Ali Oskan
Tarih: 2015-05-31 11:13
Yorumlar: (0)
Rated 2.82/5 (56.36%) (11 Votes)

REKLAMLAR

 

 

Ya Baki Ente’l-Baki(Gülce — Buluşma)

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. 

'Her şey helâk olup gidicidir- O’na bakan yüzü müstesna. 
Hüküm O’na aittir; siz de döndürüleceksiniz O’na.' 
…………………………………..(Kasas Sûresi: 28:88) 

…… Ayetinin meâlini ifade eden; 

Ya Baki ente’l-baki. Ya Baki ente’l-baki. 
(Ey Baki olan Allah! Ancak Sensin baki.) 

(Ey Baki olan Allah’ım. Ancak Sensin baki olan. 
Ezeli – ebedi hayat sahibisin hep daim an.) 

………………………… İki cümlesi, 

Önemli iki gerçeği ediyor onlar ifade. 
Nakşîlerden de bir kısım reisler kendilerine, 
Bu cümlelerle bir özel hatme yapıp, öz ve kısa 
Bir Nakşiye hatimesi hükmünde tutarlar hala. 

Madem o büyük ayetin mealini sadece bu 
İki cümlecik ifade ediyor. Öyleyse biz bu 
İki cümlenin ifade ettiği iki önemli 
Hakikatten birkaç nükte beyan edeceğiz şimdi. 


Birinci Nükte 

Birinci defa, “Ey Sonsuz Allah! Ancak ki Sensindir 
Sonsuz” demek bir cerrahi ameliyat hükmündedir 
Kalbi mâsivâdan tecrit edip, kesiyor. Şöyle ki: 
İnsan, bütün mahiyeti, yapısı bakımından ki, 
Mevcudatın birçok nevi, yani hemen ekserisi 
İle ilgilidir. Çok an onlara yönelir hissi. 
Hem de insanın manevi içyapısına sınırsız 
Bir muhabbet istidadı yerleştirilmiş, ayarsız. 
Onun içindir, insan da bütün mevcudata ilgi 
Bir muhabbet besliyor ve bu dünyayı bir hanesi 
Gibi seviyor. Ebedî Cennete bahçesi gibi 
Muhabbet ediyor hepten. Oysa sevgi beslediği 
Mevcudat durmuyorlar ki, gidiyorlar. O daimi 
Azap çekiyor firaktan. Ve o sınırsız sevgisi, 
Onda oldurur sınırsız bir azab-ı manevîyi. 

O azabı çekmekte ki kabahat ona aittir. 
Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbettir 
Ki, sınırsız ve sonsuz bir cemale sahip bir Zata 
Yöneltmek için verilmiş. O insan ederek hata 
Kötüye kullanarak o sevgiyi kaybolup giden 
Mevcudata sarf ettiği cihet ile de gerçekten 
Kusur ediyor, sonra da kusurunun cezasını 
Ayrılığın azabıyla çeker, dinmez sızısını. 

İşte böyle bir kusurdan temizlenerek o fâni 
Sevgilileri bırakmak, o sevgililer kendini 
Terk etmeden o onları terk edip geçmek yönüyle 
“Sonsuz Mahbub”a aşkını iletmeyi sonsuz şevkle, 
İfade eden “Ey Sonsuz olan Allah! Ancak Sensin 
Sonsuz.” olan şeklindeki o birinci cümlesinin; 

“Hakiki Sonsuz” ki yalnız Sensin. Mâsivâ geçici. 
Geçici olan, sonsuz bir muhabbete ve ezelî 
Ve ebedî bir aşka ve ebed için halk edilen 
Bir kalbin alâkasına medar olamaz katiyen.' 

………………………. Manasını ifade ediyor. 

'Sevgililer fânidirler madem o sayısız olan, 
Beni koyup gidiyorlar. Onlar beni bırakmadan, 
Evvel onları; “Ey Sonsuz olan Allah! Ancak Sensin 
Sonsuz.” deyip bırakırım. Çünkü yalnız Sen bakisin 
Ve Senin bakileştirmen ile mevcudat bekaya 
Gidebildiğini bilip itikat ederim buna. 
Öyleyse, Senin sevginle onlar ki ancak sevilir. 
Yoksa kalbin ilgisine lâyık değiller' demektir. 

Hadsiz sevgililerinden kalp işte bu keyfiyette de 
Vazgeçiyor. Güzellik ve cemalleri üstünde de 
Fânilik damgası görür, kalp ilgi keser. Kesmezse; 
Manen yaralar oluyor mahbupları adedince. 

İkinci cümle olan “Ey Sonsuz olan Allah! Ancak 
Sensin Sonsuz” o sayısız tüm yaralara hem tiryak 
Hem merhem, oluyor. Yani,'Ya Sonsuz”, madem sonsuzsun, 
Yeter. Her şeye bedelsin. Her şey var, madem Sen varsın.' 

Evet, mevcudatta sevgi sebebi olan güzellik, 
İhsan, kemal, genellikle “Gerçek Sonsuz’un” güzellik, 
İhsan ve kemâlatının işârâtı, çok perdeden 
Geçmiş zayıf gölgeleri, hatta daha ötelerden 
Belki Allah’ın tüm güzel esması cilvelerinin; 
Revnakdar gölgeleridir onların gölgelerinin. 


İkinci Nükte 

İnsanın şu fıtratında sonsuzluğa karşı hem de 
Gayet şiddetli bir aşk var. Hatta her sevdiği şeyde, 
Vehim gücü sebebiyle o, bir nevi sonsuzluğu 
Var zanneder, sonra sever. Ne zaman son bulduğunu 
Düşünse ve yahut görse, içten içe eder nalân. 
Bütün firaklardan gelen feryatlar, aşk-ı bekadan 
Gelen tüm ağlamaların tercümanlarıdır. Eğer 
Sonsuzluk zannı olmazsa muhabbet edemez, küser. 
Hatta denilebilir ki, o sonsuzluk a’lamının 
Ve ebedî Cennetin bir vücud sebebi, insanın 
İçindeki o şiddetli sonsuzluk aşkından çıkan 
Gayet kuvvetli sonsuzluk istek ve hasreti olan 
Beka için fıtrî, genel duadır ki, o şiddetli, 
Sarsılmaz, fıtrî arzuyu, o tesirli ve kuvvetli, 
Genel duayı “Baki-i Zülcelâl” kabul etmiş ki, 
Fâni insanlar için halk etmiş bir âlem-i baki. 

Hem hiç mümkün mü, “Fâtır-ı Kerim”, “Hâlık-ı Rahîmin” 
O azıcık arzusunu ki bir küçücük midenin, 
Geçici bir beka için hal diliyle duasını, 
Hadsiz ve leziz yiyecek çeşitleri olmasını 
İcadıyla kabul etsin de, tüm insanlığın belli 
Pek büyük bir ihtiyac-ı fıtrîden gelen şiddetli 
Bir arzusunu ve haklı ve de daimî ve küllî 
Hakikatli, sözlü, halli, bekaya dair kuvvetli, 
Gayet güçlü duasını kabul etmeyip döndürsün? 
Hâşâ, yüz bin defa hâşâ! Kabul etmemek hiç mümkün 
Değildir. Hem hikmetine, rahmet ve adaletine 
Hiçbir cihetle yakışmaz hem de sonsuz kudretine. 

Madem insan sonsuzluğa âşıktır; elbette her bir 
Olgunluğu, lezzetleri, o sonsuzluğa tâbidir. 
Ve madem sonsuzluk “Baki-i Zülcelâl”e mahsustur. 
Ve madem “Sonsuz Allah”ın isimleri de sonsuzdur 
Ve madem “Sonsuz Allah”ın aynası O’nun rengini, 
Hükmünü alır, bir nevi sonsuzda bulur kendini. 
Elbet insana en lâzım iş, en mühim vazife de, 
O “Sonsuz”a karşı ilgi peyda etmektir ve hem de 
Esmasına yapışmaktır. Çünkü “Sonsuz”un yoluna 
Harcanan her şey bir nevi mazhar olur sonsuzluğa. 

İşte ikinci “Ya Baki Ente'l-Baki” (nin Türkçesi) : 
“Ey Sonsuz olan! Ancak Sensin Sonsuz” şu cümlesi 
Bu hakikati ifade ediyor. İnsanın hadsiz 
Manevî yaralarını tedavi eder merhemsiz 
Hem fıtratında gayet şiddetli sonsuzluk olan 
İsteğini de onunla tatmin ediyor daiman. 


Üçüncü Nükte 

Şu dünyadaki zamanın, eşyanın yok oluş ve de 
Sona ermekte etkisi çok çeşitlidir gerçekte. 
Ve mevcudatsa, iç içe daireler gibi olup 
Biri birleri içinde iken, hükümleri bitip 
Gitme noktasında ayrı ayrı oluyorlar, o an. 
Nasıldır ki bir saatin saniyelerini sayan 
Dairesi, dakikayı ve saati ve günleri 
Sayan tüm daireleri aynı gibidir zahirî, 
Fakat süratte benzemez muhaliftir birbirine. 
İnsandaki ten, nefs, kalp, ruh daireleri de öyle 
Farklıdır. Meselâ, tenin beka, hayat ve vücudu, 
Bulunduğu bir gün veya belki bir saat olduğu 
Ve geçmiş ve geleceği ölü ve varlığı hiç yok 
Olduğu halde, kalbin bu günden çok gün önce ve çok 
Günden sonraki gelecek zamana kadarki beden 
Dairesi ve hayatı geniştir. Ruhun bu günden 
Yıllar önce ve de yıllar sonraki büyük daire, 
İçine dâhildir hayat ve vücut dairesine. 

İşte bu kabiliyete binaen kalp hayatına 
Ve ruh hayatına medar olan Allah’ı tanıma 
Ve “Rabban”ı sevme ve de hem “Subhan”ın kulluğuna 
Varma ve hem de “Rahman”ın rızasına mazhar olma 
Yönüyle, bu dünyadaki geçici ömür, sonsuz bir 
Ömrü ihtiva eder ve bitmeyecek ve sonsuz bir 
Ömrü netice verir hem sınırsız ve hem devamlı 
Bir ömür hükmüne geçer, şaşalı ve harikalı. 

Evet, “Hakikî Sonsuz”un marifet, rıza, sevgisi 
Yolundaki bir saniye, bir senedir. Eğer tersi; 
O’nun yolunda olmazsa, bir sene bir saniyedir. 
Belki O’nun yolundaki bir saniye daimidir, 
Çok senelerdir. Ve dünya cihetinde gaflet ehli 
Olanların bir saniye hükmündedir yüz senesi. 

Meşhur şöyle bir söz var ki, Yani, 'Şu ayrılığın bir 
Saniyesi bir yıl kadar uzundur, kavuşmanın bir 
Yılı bir saniye kadar kısadır.' Ben diyorum ki 
Bu fıkranın bütün bütün aksinedir: Visal, yani, 
“Celal sahibi Sonsuz”un rızası dairesinde 
Allah rızası ile bir saniye kavuşma, böyle 
Değil yalnız bir yıl, belki daimî bir kavuşmanın 
Penceresidir. Gaflet ve dalâlet ayrılığının 
İçinde değil bir sene, bir saniye hükmündedir 
Belki bin yıl. O sözden de daha meşhuru şu sözdür. 

“Düşmanla beraber sahra bir fincan kadar dar, 
Ahbapla beraber iğne deliği bir meydan kadar geniştir. “ 

………………………. Hükmümüzü teyit ediyor. 

Meşhur evvelki sözün bir sahih manası şudur ki: 
“Fâni varlığın visali fânidir öyle mademki; 
Yine kısa hükmündedir ne kadar uzun da olsa. 
Yılı bir saniye gibi geçer, esefli bir rüya 
Hasretli bir hayat olur.” Bekayı isteyen insan 
Kalbi bir yıl kavuşmakta, sadece bir kısacık an 
Ancak zerre gibi bir zevk alabilir. Ayrılıksa, 
Saniyesi bir yıl değil, çok yıllardır. Çünkü oysa 
Ayrılığın meydanları geniştir. Sonsuzu arzu 
Eden bir kalbe, ayrılık, gerçi bir an da olsa bu, 
Birçok seneler kadar bir tahribat yapar da geçer. 
Çünkü bu halde sayısız firakları ihtar eder. 
Maddî ve adi sevgiler için bütün zamanlarla 
Geçmiş ve de tüm gelecek, doludur ayrılıklarla. 

Şu mesele sebebiyle diyoruz ki: Ey insanlar! 
Fâni, kısa ve faydasız ömrünüzü sonsuz kadar, 
İster misiniz hem uzun, faydalı, meyvedar etmek? 
İnsaniyetin gereği madem istemektir; “Gerçek 
Sonsuz”un yoluna hep sarf ediniz. Çünkü Baki’ye 
Dönük olan şey, bekanın mazhar olur cilvesine. 

Mademki her insan gayet şiddetli surette uzun 
Bir ömür ister, sonsuza âşık. Ve madem bu mahzun, 
Fâni ömrü baki ömre bir çare var çevirecek 
Ve manevî çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek 
Olabilirdir, mümkündür. Elbette, insaniyeti 
Sukut etmemiş bir insan, arayacak o çareyi 
Ve o imkânı kullanıp çevirmeye çalışacak 
Bilfiile ve de uygun olan hareket yapacak. 

İşte o çare budur ki: Allah için işleyiniz, 
Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. 
O zaman ki sizin bütün ömür dakikalarınız, 
Seneler hükmüne geçer. Cennet olur her anınız. 

…… “Lillâh”, 
………… “Livechillâh” ve 
…………… “Lieclillâh” 
……………Rızası dairesinde hareket ediniz. 

(Allah için). (Allah namına). (Allah rızası için) . 

Bu gerçeği işareten, Kadir Gecesi gibi bir 
Tek gece ki, seksen küsur yıldan ibaret olan bir 
Bin ay hükmünde olduğu, kesin hükmüyle Kur'ân’ın, 
Görünür. Hem bu gerçeğe işaret eden zevatın; 
Evliyalar ve hak yolda olanların arasında 
Bir kesin prensip olan kısa ve dar bir zamanda 
Uzun bir zaman yaşamak sırrıyla, çok yıllar sürer 
Birkaç dakikalık Miraç zamanı, hem ispat eder 
Bu gerçeğin vücudunu ve fiilen de meydana 
Geldiğinin ispatıdır. Bir dakikalık Miraca 
Gidip gelme zamanı da, binler yılları aştırır 
Genişliği, ihatası ve de uzunluğu vardır. 
Çünkü o, Miraç yolunda sonsuzluk tabir edilen 
Beka âlemine girdi. Beka âlemi denilen 
Âlemde birkaç dakika, şu dünyada uzun geçer 
Nice binlerce seneler içinde kaybolur gider. 

Hem şu gerçeğe binaen evliyalar arasında 
Sıklıkla meydana gelmiş olan kısa bir zamanda 
Uzun bir zaman yaşamak hadiseleridir bunlar. 
Bazısı bir dakikada bir günlük iş görmüş onlar, 
Bazıları bir saatte bir yıllık görev bitirmiş, 
Bazısı bir dakikada bir Kur’an hatimi etmiş 
Olduklarını rivayet edip ihbar ediyorlar. 
Böyle doğruluk ve de hak yolda olan evliyalar, 
Bilerek yalana elbet onlar tenezzül etmezler. 
Hem o derece sınırsız ve kesretli tevatürler 
Kısa zamanda uzun bir zaman yaşam* gerçeğini 
Aynen gördükleri, şüphe götürür olamaz, şe’ni. 

* 'İçlerinden söze başlayan biri, 'Bu halde ne kadar 
kaldık? ' diye sordu. 'Bir gün, yahut daha da az' dediler.' 
………………………… (Kehf Sûresi: 18:19) âyetiyle 

<'Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar, 
buna dokuz yıl daha kattılar.' 
………………………… (Kehf Sûresi: 18:25) 

…………… Âyetleri tayy-ı zamanı gösterdiği gibi, 
(Tayy-ı zaman: Zamanı atlamak, zamanın üstüne çıkmak.) 

<'Rabbinin katında bir gün, 
Hesabınıza göre bin yıl gibidir.' 
………………………… (Hac Sûresi: 22:47) 

………………. Âyeti de bast-ı zamanı gösterir. 
(Bast-ı zaman: Kısa zamanda uzun zaman yaşamak.) 

Şu kısa bir zamanda uzun bir zaman yaşamak, 
Herkesçe doğrulanan bir nevi, 
Rüyada görünüyor. 
Bazen bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, 
Geçirdiği halleri, 
Konuştuğu sözleri, 
Gördüğü tüm lezzetleri veya 
Çektiği elemleri görmek için, 
Uyanıklık âleminde bir gün, 
Belki günler lâzımdır. 

Elhasıl: 
İnsan gerçi fâni; fakat beka için halk edilmiş, 
Baki bir Zatın aynası olaraktan yaratılmış 
Ve baki meyveleri de verecek işler görmekle 
Görevlendirilmiş ve de baki bir Zatın tümüyle 
Baki olan esmasının nakış ve akislerine 
Medar olacak bir suret verilmiş. Öyleyse, böyle 
Bir insanın en hakikî görev ve saadetiyse, 
Bütün cihazatı ve hem bütün kabiliyetiyle 
O “Baki-i Sermedî”nin rızası dairesinde 
Esmasına yapışarak, ebed yolda O “Bakiye” 
Yönelip gitmektir. Dili de “Ya Baki Ente'l-Baki” 
Dediği gibi ve kalbi, ruhu, aklı, tüm hisleri; 

“O'dur Baki”, “O'dur Ezeli ve Ebedi”, 
“O'dur daim”, “O'dur Sermedi”, 
“O'dur Matlup”, “O'dur Mahbub”, 
“O'dur Maksud”, “O'dur Ma'bud” 
……………………………… demeli. 

'Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. 
Senin bize öğrettiğinden başka yoktur bilgimiz. 
Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti 
Her şeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.' 
………………………… (Bakara Sûresi: 2:32.) 

Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de 
Bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. 
………………………… (Bakara Sûresi: 2:286) 


5. Eylül. 2010 – İzmir
 
Ali Oskan

Henüz yorum yapılmamıştır.