Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Gülce Akademi » DÜNYAYA MESTANE BAKMAK VEYA ÖZGE BİR TEMAŞA İLE GEÇİP GİTMEK
Başlık: DÜNYAYA MESTANE BAKMAK VEYA ÖZGE BİR TEMAŞA İLE GEÇİP GİTMEK
Yazar: admin
Tarih: 2016-01-18 01:40
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

DÜNYAYA MESTANE BAKMAK VEYA ÖZGE BİR TEMAŞA İLE GEÇİP GİTMEK
Prof. Dr. Nurullah Çetin

 

17.yüzyılda yaşamış büyük Türk Divan şairi Nailî bir beytinde şöyle der:


“Mestâne nukûş-ı suver-i âleme baktık
Her birini bir özge temâşâ ile geçtik”


Beytin nesirle günümüz Türkçesinde serbest karşılığı şöyle: “Dünyanın her bir görüntüsünün, her bir resminin, her bir parçasının, her bir manzarasının, her bir halinin kendine özgü nakışlarına, özelliklerine, güzelliklerine, değişik niteliklerine kendimizden geçmişçesine, hayranlıkla, sarhoşçasına baktık. Her birine başka tür bir izlemeyle, seyretmeyle, ilgiyle bakıp geçtik.”
Bu beytin bugün bize çağrıştırdığı serbest anlam ve duygusu katmanı nedir? Bu kişiye, okuyana, algılama düzeyine göre değişir.


Bu beyit aslında bir Müslüman Türk’ün hayata, dünyaya, zamana, nesnelere, olaylara bakış açısını, bakma yordamını, algılama tarzını ortaya koyuyor. Buna göre dünyanın binbir hali vardır. Hayatımız boyunca çeşit çeşit olaylarla, nesnelerle, durumlarla, kişilerle karşılaşırız. Dünyanın her hal ve görüntüsünün kendine özgü cezbedici, ayartıcı, çeldirici güzellikleri, kabukta kalan cazip boyutları vardır.


Zenginliğin, malın mülkün, paranın, gençliğin, makamın mevkiin, tabiatın, hayvanların, bitkilerin, çoğaltabileceğimiz bir sürü suver-i âlem yani dünya hali ve şekli vardır. Bunların herbirinin kendine özgü nakışları yani çekicilikleri var. Hayat, yaşama mücadelesi, yaşama heyecanı, yaşama gayreti dediğimiz durumlar da hep bu nakışların peşinde koşma halidir. Dünya görüntülerinin ve hallerinin nakışları, yakamozları, süsleri bizde onlara ulaşma hedefi ve amacı doğurur. Biz de bu hedeflere ulaşmak için ömür boyunca mestâne yani sarhoşçasına, kendimizden geçmişçesine, büyük bir aşk, şevk ve heyecanla koşarız.


Bilge bir kişi, hayatın, zamanın, mekânın, nesne ve olayların özünü, künhünü, mahiyetini İslam imanıyla sahih, sağlıklı ve doğru bir şekilde anlayan ve algılayan kişi, dünyaya ait geçici, sönücü, yok olucu, ortadan kalkıcı, fani suretleri ve halleri kendi değerleri kadar takdir edip özel ve kendine özgü bir seyirle bakar, geçer, gider.


Mesele dünyaya ait bu fani görüntü, hal ve nesnelerde mestane yani sarhoşluk haliyle takılıp kalmamak, özge bir temaşa ile hemen onlara bakıp geçip gitmektir. Bakıp geçmeyerek onlara takılıp hatta çakılıp kalırsak, bu bizim felaketimiz, hüsranımız, trajedimiz olur. Zira dünyaya ait her şey ve her hal, sonsuzluğu kucaklama kabiliyetinde, niyet ve isteğinde olan ruhunuzu tatmine yetmez. Tatmin etmediği zaman da varoluşsal trajedi ile karşı karşıya kalır ve perişan oluruz. Modern bunalım, buhran ve huzursuzlukların, sıkıntıların kaynağı budur.


Demek ki hayatın anlamı ve İslam imanının özü ve ruhu, fani dünyaya mestâne çakılıp kalmamak, bir özge temaşa ile geçip gitmek ve asıl sonsuz olan, ebedî olan, tek hakikat olan Allah’a doğru yol almakmış.

Henüz yorum yapılmamıştır.