Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Şiirlerimiz » Geçmişten Bu Güne...Mesut Turgay KILIÇOĞLU yazısıdır.
Başlık: Geçmişten Bu Güne...Mesut Turgay KILIÇOĞLU yazısıdır.
Yazar: siirsu
Tarih: 2015-09-18 19:59 | Bu ?iir 2015-09-26 10:30 tarihinde gnn ?iiri seilmi?tir.
Yorumlar: (1)
Rated 2.57/5 (51.43%) (7 Votes)

REKLAMLAR

 

Eski olan her şeyi seviyorum dediğimde! Şimdi yüzünüzde alaycı bakışlar, hadi canım sende! Eskinin değeri olsaydı bitpazarına nur yağardı diyeceğinizi duyar gibiyim. Evet, haklısınız belki de ama 45’li yaşların üstünde hele bir de 50 linin üzerindeyseniz geçmişi biraz gözlerinizin önünden geçirdiğinizde haklı olacağımı duyar gibiyim...

Kimileriniz nerede o eski günler diyecek, kimileriniz eski eskilerde kaldı diyeceksiniz ya kaybettiğimiz onca şey ne olacak? Sizleri bilmem ama ben en azından o güzellikleri yenisiyle değiştirmeden?

Eski olan her şeyi özlüyorum ve seviyorum. Hayatlarımızın birer parçalarıydı ve hala parçaları. Bilmeden de olsa dâhil ediyoruz o eski eşyaları, o eski duyguları, o eski yaşamın güzelliklerini. İster bilinçaltı diyin ister gerekliydi diyerek kendinizi haklı çıkartın ama eskiye olan özleminiz ve sevme isteğiniz bu gerçeği değiştirmez.

Şöyle hafızalarımızı yoklayalım neydi o ' eski 'olan hayatlarımıza ortak ettiğimiz güzellikler?

Acısıyla tatlısıyla masum, sade ve yalansız olan hayatları yaşadığımız günlerde! O tek katlı ufak ama mutluluğun her an yaşanabildiği evler ve o evlere ait olan bahçelerinde ki vita tenekelerine dikilmiş ortancalar, sardunyalar, hanım elleri, ıtırları, hatmi'leri tam ortada duran dut ağaçları, yemiş ağaçları, ayva ağaçları, iğde ağacını ve yerden sofralarda yenilen yemekler. Babanın baba, Annenin anne, Ağabeyinin ağabeyi, Ablanın abla saygısıyla büyüyen çocukların gözlerinde ki mutluluğu 
görebiliyor musunuz?

Annenizin her akşam evinin önünü süpürdüğü çalı süpürgeyi, sulamak için bahçedeki çeşmeyi, 15 yerinden delindiği için bantlanmış hortumları, yemekten sonra sohbet için sokağın başına serilen kilimleri, kapısı, penceresi açık bırakılan evleri, işe giderken gözünden sakındığı kızını bile komşusuna emanet eden o eski insanları görebiliyor musunuz?

Merdivenlerden inip o eski sokakları, o eski sokakların neşeli cıvıl cıvıl çocuk seslerini,baharda uçurulan uçurtmaları, dolmuş duraklarında ki muavinlerin şakalarını, Sokak satıcılarının kese kâğıt içine buda benden '' Cabası ''diyen esnaflarını, gecenin son saatlerinde satıcıların ziyan olmasın diye konu komşuya kalan malı dağıtanları, görebiliyor musunuz?

Koca bir haftanın sonunda ki özlemle beklenen o eski pazar günlerinin telaşı görülmeye değerdi. Sabahtan başlardı banyo telaşı, çoluk çocuk yıkanırdık. Kapının önünden geçen eskiciye verilen eski çamaşırlardan alınan Naylon sepete atılırdı kirliler. Sabah kahvaltısından sonra sinemaya gidenler üç filim bir arada popkorn gazoz hayalleri, pazar telaşı, mahalleler arası yapılan mahalle maçının heyecanı, kahveye gelen 3 taş 5 lira diye bağıran tombalacı Göçmen Rızanın önünden geçen bekçi Rıza amcaya olan saygısını şimdilerde görebiliyor musunuz?

Şimdiler de 7/24 kumar oynatılıyor? Vergisi alınıyor ya her şey mubah! Her yanımız günah...

Koca bir hayat neleri yazsam eksik kalır akılda kalmış anıları bol eskiler geliyor aklıma. Hele?

O eski bakkallardaki veresiye defterlerini, tahta metreyle kumaş satan manifaturacıları, buz kalıplarıyla soğutulmuş turşu suyu satan turşucuyu, akşamüstüne doğru fırında pişmiş ayva satanlar, Ramazanda '' İftarlık pideler ''diye bağıran çocukları, o eski pasta hanelerin bile özlemi başkaydı. Haftada bir kere dahi olsa kaçamak yapan! Âşıkların buluşma yeri ve özel mekânların sahipleri gibi hem dürüst hem de sırdaş esnaf olmak özeldi ve değerliydi. Mekânları temiz ve eskiydi, gıcırdayan tahta yer zemini karşılardı sizi, tahta masalar ve sandalyeler, kavanozların içinde duran şekerlemeler, su muhallebisi, kurabiyeler, pastalar, eski kollu para kasalara konulan eski ama değeri olan paralar, pikapta çalan eski bir plağın içinde ki şarkıcı gibi özel günleri şimdilerde görebiliyor musunuz?

Cuma günleri ve bayramlarda eksik etmeden gidilen kabristanlar bile farklıydı. Başörtüleri siyah yanında dua kitabı elinde bidonu ailecek giderdik. Dualar okunup bittikten sona yan tarafta olan ama hiç gelmeyene bile bir Fatiha okunurdu… Şimdiler de görebiliyor musunuz?

Ne çabuk kendimizden geçtik zamana uydurduk. 
Teknoloji ile kendimizi inandırmaya çalıştık!

Yalanların, ihanetlerin, saygısızlığının, sadakatsizliğin, keşmekeşliğin, betonlaşmanın, kirletilmiş havanın ve en önemlisi insan hayatının hiç bir önemi kalmayan bir Dünyada? Eskiyi özlemek sizce hatamı ?...

Özlü/yorum kimsenin özlemediği kadar...

Mesut Turgay Kılıçoğlu 
14 Eylül 2015..İzmir de ..eski masalardan denizi seyrediyor..

1.   Posted by siirsu
2015-09-18 20:14

Ne güzeldi Mesut hocam içimizde geçmişe dair ne varsa hüzün dolu özlem dolu acı bir kahve tadı bıraktı sanki kutluyorum