Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » (k-3)Korkut

Yazar Mesaj   #939  2015-12-19 18:44 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Korkut. 1. Korkut Ata

 

Efsanevi bir kişilik; kâhin, ozan ve —»Oğuz hanlarının bilge danışmanı. Oğuzların aktarımları hakkında bilgi veren kaynaklar ve Dede —»Korkut Kitabının epik metninde bu özellikleri ile tanımlanır. Bu kahramanlık şiirinin "ilk yazımı", Oğuzname'nin farklı bölümlerin bir araya getirilişi, epik metnin kendi sözlerinde Dede Korkut'a bağlanmaktadır. Oğuz efsanesi, Türkmenistan ve Azerbay­can Türklerinin sözlü aktarımlarında, hatta Oğuz boyundan olmayan Kazak ve Başkırlar gibi etnik gruplarda da canlı kalmıştır.

 

Kazak aktarımı, Korkut'un vatanı olarak mezarının da bu­lunduğu Aral Gölü'ne dökülen Siri Derya nehrine yakın bir kıyı olarak işaret eder. 19. yüzyıl seyyahları bu yerde Kor­kut'un mezarı olarak kabul edilen ve harabeye dönmüş bir anıt mezarı tespit ettiler. Adam Olearius ve Evliya Çelebi 17. yüzyılda Korkut'un Kafkasya'da Derbent'te Hazar Gölü civarında diğer bir mezarını ziyaret ederler; burası halkın hac alanı olarak saygı gösterdiği bir mekândı. Olearius'un anlatımına dayanan yerel bir efsanede Korkut, —»Kazan'ın bilge danışmanıdır ve Müslüman olmaya davet ettiği kişiler tarafından öldürülür.

 

Kazakların efsanelerinde Korkut, "ozan kâhinler" olarak bi­linenlerin, "koruyucusudur"; o, kopuzu düşünüp bu­landır. Ona mucizevî bir doğum atfedilir: "Canavarın yeşil gözlü kızı" unvanlı bir peri tarafından dünyaya getirilir. Bu efsanevi özelliği anımsatan bir iz, Berlin Kütüphanesinde bulunan ve 16. yüzyıla tarihlenen bir Türk Atasözleri topla­masında yer almaktadır. Kazakların sözlü aktarımlarında Korkut ile ilgili diğer bazı mucizevî gerçeklerden bahsedilir. Bu efsanelerin en tanınmışı, mezarlardan onu çağıran ölüm­den nasıl kaçabildiği ile ilgilidir: gittiği her yerde, ona me­zarını yapmakla meşgul etmek için görünürler, ama bu na­filedir çünkü o, Siri Derya nehrinin —»suyunu tercih ederek dünyada kalır.

 

Hem Dede Korkut Kitabının epik metninde yer alan aktarım hem de diğer yazılı kaynaklar Korkut'u Hz. Muhammed'in çağdaşı olarak gösterir; o, Oğuz Han'ının Peygambere gön­derdiği heyetin bir üyesidir ve Hz. Muhammed tarafından da pagan Oğuzlara Müslümanlığın öğretisini anlatmakla görevlendirilir. Onun devrini anlatan efsanenin diğer bir yorumunda ise, Hz. Muhammed'den 300 yıl sonra yaşadığı anlatılır. Üç yüz yıl gibi uzun bir yaşam sürdüğünü anlatan üçüncü bir efsane de, İlk iki anlatımdaki zaman çelişkisi gi­derilmektedir. Tarihi varlığı hakkında kesin kanıt yoktur. Çok muhtemeldir ki, Oğuz Hanlarının bu bilge ve ileriyi gö­ren danışmanının prototipi, Oğuzların Aral Gölü kuzeyinde Kıpçak ve Peçeneklere karşı savaştıkları dönemde yaşamış ve etkili olmuştur. Oğuzlar, Müslüman olduktan sonra onu, pagan kanı ve ozan özelliklerini de koruyarak, İslami bir "evliya"ya dönüştürmüşlerdir. Bu özelliklerde biri olarak epik metinlerde ve sözlü aktarılan efsanelerde ortaya çıkar.

 

2. Dede Korkut Kitabı. Bu epik metin, iki el yazması olarak korunmuştur. Dresden'de bulunan daha bütün nüsha, on iki bölümden (hikâyeden) oluşur ve eski çağ özellikleri ta­şır. Vatikan'da bulunan ve sadece altı bölümden oluşan ikinci nüshanın birçok kez gözden geçirildiği düşünülmek­tedir. İki nüsha da bugün kayıp olan aslına dayanır. Bu ese­rin öykülerinin konularını, Akkoyunlu-Türkmenlerin sözlü aktarımlarından yaratan üstün sanatsal yetenekli anonim bir yazar tarafından kaleme alındığı düşünülmektedir. Ak- koyunlular kendilerini Oğuzların devamı olarak görüyor­lardı ve isim bahası ve ataları olarak —»Bayındır'ı görüyor­lardı ki, o, Dede Korkut Kitabında adı geçen kahramanların efsanelerinde merkezi rol oynayan ve Oğuz Boylar Birliği­nin en üst yöneticisidir.

 

Destanın özünü, Oğuzların tarihinin iki önemli dönemine dayanan olayların anlatıldığı öyküler oluşturur: (1) Birinci dönem, 9./10. yüzyılda meydana gelen olayların geçtiği, Oğuzların Siri Derya nehrinin kuzeyindeki topraklarda ya­şadıkları ve Kıpçak ve Peçeneklerle savaştıkları, ayrıca iç savaşların ve boy kavgalarının yaşandığı dönemdir; boy kavgaları, Dresden'de bulunan kitabın on ikinci bölümünde yer alır. (2) İkinci dönem, Oğuzların devamı olan Türkmenlerin Anadolu'da 14. ve 15. yüzyıllarda yaptıkları sa­vaşları ve silik hatırlamalarla Oğuzların 11. yüzyıldaki Sel­çukluların büyük fethinden önceki ve sonraki Anadolu ve Kafkaslardaki baskınlarını içermektedir. Dede Korkut Kitabı­nın yazan, tartışmasız, Oğuzların efsanevi tarihi ve Siri Derya'nın kıyılarımla yaşayan atalarının mitolojisinden ya­rattığı Anadolu Türkmenlerinin aktarımlarını çok iyi bilen biriydi. Muhtemelen son büyük Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın çağdaşıydı: bu nedenle, eski Oğuz destanı, Akkoyunluların Türkmen hükümdarlığı kurularak yeni bir coğrafyada yeşertilmiş oldu; destan, Türk ülkelerinin "kâfirlerine" karşı savaşan kahramanların eserlerinden yararlanılan hi­kâyelerle zenginleştirildi.

 

Bu Anadolu öncesi ve Anadolu arka planına Oğuzlara ya­bancı olan özgün efsane konuları da eklemli; örneğin, antik Alkestis ve Admetos efsanesine paralellik gösteren ve Az­rail’e karşı koyan —»Dumrul'un macerasını içeren bölüm; veya —»Tepegöz hikâyesi gibi daha eski Türk anlatımlarının çerçevesine yerleştirilen Homeros'un Kyklop öyküsünün bir Oğuz yorumu olan özellikler veya Odysseus'un uzun süren delice seyahatinden dönüşünü inanılmaz biçimde andıran Beyrek'in tutukluluğundan geri dönüşünü ayrıntılı biçimde anlatan öyküsü. Oğuz destanlarının Yunan Mitolojisinin ko­nuları ve Homeros'un destanlarıyla kaynaşması, elbette antik geleneğin Anadolu halkının uzun Bizans hâkimiyeti süre­since üstlendiği aktarımların hayatta kalmasıyla gerçekleşti.

 

Dede Korkut Kitabının birçok bölümü, Anadolu Türklerinin sözlü edebiyatında bugüne kadar canlı kalmıştır. Bunlardan en yaygın olanı, Dede Korkut Kitabında da sözü geçen ve mo­dern Anadolu yorumları da aynı kaynaklara dayanan Beyrek'in öyküsüdür. —»Dumrul efsanesinin sadece bir söz­lü yorumunda kahramanın adı belirtilir; burada da Oğuzla­rın epik aktarımlarıyla doğrudan bir bağlantı akla gelebilir.

 

Boratav 1939, 83-113; Boratav 1951, 63-65; Boratav 1954, İA'da Kor kut-Ata maddesi; Boratav 1958 (1); Boratav 1973 (1), 43-53; Sümer 1960, 395-450; Sümer 1972, 373-422; Gök- yay 1973, LXXIII-LXXXIV, CXIV-CXLI; Kazak Ertegileri I, 1957, 371-74; Zırmunskiy-Kononov 1962, 166 ve diğer yer­lerde; Rouk 1975,124-40; Roux 1976,35-55.

Koruyucu Evliya —» Evliya

Koyun —> Çoban; Hayvanlar

 

---------------------------------------------------

Kaynak: Pertev N. BORATAV, a.g.e


__________________