Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » (k-2)Kazan, Kızıl Elma

Yazar Mesaj   #938  2015-12-19 16:38 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1920
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Su Kaynakları Kaz — ► Sarı-Kız; Kuşlar Kazan —» Kazan

 

 

Kazan

Veya Salur-Kazan.

 

Ulaş'ın oğludur. Oğuz isim baba­sıdır; Dede —*Korkut Kitabının öykülerinde on iki bölümün sekizinde geçen muhteşem kişi. —» Bayındır Han'ın damadı ve "İç-Oğuzlar" boyunun hükümdarıdır. Adının bir bölümü olan "Salur" sözcüğü, —»Oğuzların ilk 24 boyundan birinin adıdır. Salur, Ulaş ve Kazan sözcükleri Anadolu'da yerleşim adları olarak korunmuştur. Büyük tencere anlamındaki Ka­zan aynı zamanda hem Altın Ordu'nun hem de aynı söz­cükten türeyen Moğol hükümdar Gazan'in adıdır. Kazan ef­sanesinin Abu-'l Gazi Bahadur tarafından anlatılan bir halk yorumunda, muhtemel bir sözcük oyunuyla, "bayrama katı­lan konuklara yemek dağıtmak için bir eliyle yemek kazanını kaldırarak" gücünü kanıtlayan bir kahramandan bahsedilir.

 

Ayrıca, Türk aktarımında, deniz dibinde gömülü olan ve Manas Destanının kahramanı Er-Töştük'ün dünyaya geri getirmek zorunda olduğu mitolojik bir "kazan"dan bahse­dilir. Bu kazan, doğaüstü güç ve yetkiyle canlandırılmış bir yaratık olarak donatılmıştır. Şaman sihir geleneğinin önemli bir yeri olan kazanın, Yeniçerilerin aktarımlarında da sem­bolik anlamı vardır, onların isyanı "Kazan Kaldırma" olarak adlandırılmıştır.

 

Dede —*Korkıut Kitabının dört bölümünde kazanın merkezi rol üstlendiği farklı olaylardan bahsedilir. Kazan'ın başkahraman olduğu destanların sayısı bir zamanlar mutlaka daha fazlaydı; Dede —*Korkut Kitabının birçok bölümünde ve Oğuzlar tarafından yazılmış diğer metinlerde isimleri bize ulaşmayan kişilerin belirtildiği birçok maceranın ipuçlarını görmekteyiz. Bu kesintili bölümlerde Kazan iki kez mitolo­jik özelliklere sahip biri olarak tanımlanır; birinde yedi başlı bir —»canavarla giriştiği savaştan söz edilir; diğerinde de, kendisini parçalamak üzere düşmanları tarafından dağdan yuvarlanan bir kayayı "güçlü topukları ve kalçaları ile" in­sanüstü bir güçle nasıl durdurduğu anlatılır. Bu son des­tansı motife, Güney Sibirya Türk halkları, Altay ve Kaf­kasya'da farklı etnik kökenli halkların (Türk Karaçaylılar veya Osetler, Çerkezler gibi) aktarımlarında da rastlanmış­tır. Ak-Köbük döneminin Türk yorumları Tara ve Baraba'da, canavar olan ve başkahraman Ak-Köbük'ün karargâhına sığınan kahramanın adı, Oğuz biçimi olan Salır Kazan veya Samır Kazan olarak korunmuştur.

 

Oğuz aktarımları genel olarak Kazan'ı "tarihi" açıdan iki anakronik kişilik olarak tasvir eder: (1) Oğuzların 9./10. yüzyılda Müslümanlaşmadan kısa süre önce veya sonra Siri Derya'nın kuzeyinde pagan Kıpçak ve Peçeneklerle savaş­tıklarında Salur boyunun hükümdarı olarak; (2) —»Bayındır Han'dan sonra gelen Oğuz hükümdarı olarak, Türkmenlerin Doğu Anadolu'ya, Kafkasya ve İran'a gelişleri ve hüküm sürmeye başladıkları dönemde, özellikle de epik isim baba­ları Bayındır Han olan Akkoyunlular (14./15.. yüzyıl) dö­neminde; gerçekten de bu Türkmenler tarihin bu dönemin­de "kâfir" komşuları ile hem düşmanca hem de dostça ilişkiler içindeydiler: Pontuslu Yunanlılarla, Abhazlarla ve Dede Korkut Kitabında sıkça sözü geçen Gürcülerle.

 

Kazan, destanlarda ve hayali-tarihi kaynaklarda kronolojik olarak aynı zamanda Hz. Muhammed'in dönemine de yer­leştirilir. Bazı yorumlar, onun Oğuzların Hz. Muhammed'e gönderilen elçiler arasında yer aldığını belirtir. Buna karşın, bugünkü Türkmenistan'ın Türkmen aktarımları onu, 16. yüzyılda Kızılbaşlara karşı savaşan bir Sünni kahraman olarak daha yakın bir tarihe yerleştirir.

 

Dede Korkut Kitabının bir bölümünün Gaziantep bölgesinden bir öykücünün çağdaş bir anlatımında konu edilen Kazan'ın maceralarının, Oğuz sözlü anlatımlarının içeriği ile ilgisi yoktur: bu aktarımı, muhtemelen bir bilgi aktarıcısı Dede Korkut Kitabında okumuş veya okumuş birinden duyarak "tekrar anlatmıştır."

—♦Oğuzlar; Devler.

Boratav 1939, 83-113; Bora tav 1963, 86-105; Bora tav 1958, 31­62; Er-Töştük, 196-208; İA, Korkut-Ata maddesi; Gökyay, CLXIX-CLXXV, CDLXIII; Arsuner 1962,153-56.

Keçi "Oer; Kuşlar Kedi —► Cinler; Hayvanlar Keklik —*■ Kuşlar Kılıç — ► Gök Gürlemesi; Demir

*

Kızıl-Elma

 

Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin, Yunanlıların, Bulgarların ve Rumenlerin belgelenen halk efsanelerinde ve 16. yüzyıldan buyana bazı Osmanlı yazılı kaynaklarında "Kızıl Elma" adı altında, Türk fetihlerinin son noktası olan bir hayali veya gerçek şehre (veya ülkeye) işaret edilmekte­dir. Bu efsanelerin bazılarında Kızıl-Elma olarak büyük Hristiyan şehirleri kastediliyordu: Konstantinopol, Viyana, Budapeşte, Roma gibi, diğer bazıları ise, demir kapının ar­dında Akhunlar'ın Dağıstan kentine işaret ediyordu. Efsa­nenin bazı yorumları, Kızıl-Elma'yı ilgili kentteki büyük bir yapının kubbesine benzeterek açıklamaya çalıştılar: örneğin, St. Peter Kilisesinin kubbesi; gerçekten de Rim-Papa ("Roma'nın Papası") tanımlamasıyla Kızıl-Elma ilişkilendirilir. Dağıstan yorumuna bağlı olarak diğer bir anlama vurgu yapılmaya çalışıldı: nedeni ise, bu ülkedeki tahta çıkma ritüelinde bir altın kürenin sallanmasıydı.

 

Yeniçeriler çevresinde oluşturulan efsaneler dünyasında Kızıl-Elma motifi, Osmanlı fetihlerini muhtemelen Bizans kö­kenli bir Hristiyan inanışıyla birleştirmektedir ki, bu za­manla Türk-Osmanlı aktarımına geçmiştir; bir Müslüman komutan tarafından yenilgiye uğratılan ve yaralanan Hris­tiyan kral, derin bir uykuya dalar ve yılda bir kez uyanarak, düşmanlarından öcünü ve topraklarını geri almak için da­imi olarak, uyanmanın zamanının gelip gelmediğini çevre­sine sorup durur. Buna benzer biçimiyle efsane Anadolu halk aktarımlarında altı yorumuyla bilinir; efsanenin Mı­sır'ın Arap aktarımlarında sözlü bir yorumu da vardır.

 

Bittel 1961,33; Bora tav 1958(2), 16; Bora tav 1967, 263 ve son­rası; Çelik 1942; Deny 1936, 201-20; Elmas 1961; Ispartalı Hakkı 1971, 34 ve sonrası; Kırzıoğlu 1964; Rossi 1936, 542­53; Sotiriou 1965, 22; Yacoub Artin 1903, 11 ve sonrası; Boratav 1982,127-34.

Koncolos —» Kara-Konsolos

 

 

-----------------------------------------------------

Kaynak: Pertev N. BORATAV, a.g.e


__________________