Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » (h-2)Hızır

Yazar Mesaj   #935  2015-12-18 14:16 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1920
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Hazineler —» Basat; Ejder; Böcekler; Depegöz

 

Hızır

Musevi, Hristiyan ve Müslüman geleneklerinde ortak olan mitolojik bir kişiliktir. Bu ad, Arapçadaki İmdir, "yeşil kişi" sözcüğünden türemiştir. Bazı özellikleri Gılgamış-Des- tanına dayanır. Hızır efsanesi, İskendername'den sonraki zamana, Musa ve yol arkadaşlarının konu edildiği Musevi efsanesi Elias ve Rabbi Josue b. Levi'ye ve de Kuran'a (18. Sure, 59.-81. Ayetler) girmiştir. Hızır, Türk aktarımlarına da birçok efsane ve inanış biçiminde girmiş ve bir peygamber olarak ele alınmıştır. Hayat suyundan (—»Ab-ı Hayat) içtiği için ölümsüzlüğe sahip olduğuna inanılır. Bugüne kadar dünyada yaşadığına inanılır, özellikle de kendi adını taşı­yan, Hristiyan geleneğinde de kutsal Georg Bayramı diye bilinen (23 Nisan), 5/6 Mayısta kutlanan Hıdrellez Bayra­mının gecesinde (Hızır ve İlyas (=Elias) sözcüklerinden tü­retilmiştir) ortaya çıkar. İlyas, Hızır'ın yol arkadaşı olan di­ğer bir mitolojik kişiliktir, ya kardeşidir ya da bir yerel akta­rıma göre Ellez adında bir kadın olarak Hızır'ın sevgilisidir. Bayramlarının gecesi, dünyada yılda bir kez buluştukları an olarak takip edilir.

 

Birçok yerleşim yeri, Hızır'ın uğradığı sanılan veya onun bayramının kutlandığı yerlerdir. Onun adıyla birleştirilen inanış ve ritüeller, onu eli açık bir hayırsever, bereketi ve çoğalmayı, doğanın baharda yeniden canlanmasını sağlayan güç olarak gösterir. Sararan çimenin yanından geçmesiyle çimenin yeşerdiğine inanılır; gıda maddelerine el sürme­siyle çoğalma ve refah oluşur. Mucizevî güçlere sahip bir yaşlı olarak da tasvir edilir; gri atı üzerinde darlık içinde olan insanlara yardıma gelir: darda olanlara, güçsüzlere, çölde ça­resizliğe düşmüşlere veya ►denizde gemi kazası geçirenlere.

 

Bazı inanışlarda yeryüzü ve sular o ve yoldaşı İlyas ara­sında paylaştırılır. Dede —*Korkut Kitabında aynı kişi olarak bazen Hızır bazen de Hızır-İlyas adıyla gri atı üzerinde ölümcül biçimde yaralanmış olan kahramanın yardımına koşar; kahramanın çaresiz annesine, ayran ve yabani çiçek­lerden oluşan bir merhem hazırlamasını önerir.

 

Evliya Çelebi (17. yüzyıl) Seyahatnamesinde bir çağdaşının (muhtemelen hayali bir kişilik) Hızır ile olan ve Musa ile yoldaşının öyküsünü andıran bir macerasını anlatır. Ancak bu, sonsuz hayat bitkisini arayan Gılgamış macerasının bir yorumudur.

 

Müslüman Türklerde Hızır'ın Bahar Bayramı daha çok ka­dınların geleneklerindendir; erkekler bu bayramı pek önem­semezler hatta "Çingene bayramı" yakıştırması yaparak onu küçük görürler. Alevilerde bu bayram asla itibarsız değildir; kışın Ocak sonu/Şubat başı düzenlenir, kurban kesilir ve sayısız seremoni ile kutlanır. Bektaşi Tarikatının törenle­rinde her biri post diye adlandırılan 12 oturma yerinden bi­rinin adı "Hızır'ın makamı" olarak tanımlanır.

 

Hızır kültü, Ortodoks Müslümanlar tarafından kötülenerek de Nusayriler olarak adlandırılan, Suriye'deki Arap Alevi­lerde ve Hatay'da (eski Antakya ili) büyük önem taşır. Ona, çoğu deniz kıyısında bulunan, beyaz taştan yapılmış veya beyaz kireçle boyanmış mezarlar adanmıştır; bü mezarlar, hac yolculuklarının durağı ve özel saygı gören yerlerdir.

—»Köroğlu, Hayat Suyu, Su Kaynakları.

Boratav, İslam Ansiklopedisinde Hızır maddesi;

 

Boratav 1973 (2), 270-74; Boratav El (2) de Khıdr-îlyas maddesi; Ros- si 1952,108 ve sonrası; Gökyay 1973,10,12.

Horoz —► Kuşlar

Hz. Ali. Hz. Muhammed'in kuzeni ve damadı ve dördüncü Ha­life olan Ali İbn-Ebu Talip birçok Müslüman ülkenin halkı tarafından özel bir saygı ile anılır; O, İslam öncesi yerel ge­lenekleri de içine alan efsanelerin kahramanıdır. O'nun kültünün ve efsanesinin yaygınlaşması, özellikle Şii devlet­lerde ve Şii inancının etkin olduğu topluluklarda dikkate değer biçimde artış göstermiştir. Alevilerin heterodoks Şii mezhebinin yaygın olduğu Anadolu'da, Şii olmayan top­luluklar dahi Hz. Ali efsanesini yorumlayarak zenginleştirmişlerdir.

16. yüzyıla tarihlenen Alevilerin bir Anadolu kozmogoni­sine (yaradılış destanı) ve buna bağlı Şii Kızılbaş mezhebine göre, Hz. Ali ezelden beri var olan "beyaz ışık"tır ve baş melek Cebrail'in de öğretmenidir. "Yeşil ışık" olan Hz. Mu- hammed ve Hz. Ali tek vücut olmuşlardır. Anadolu Kızıl- başlarınm diğer bir inanışına göre, Venüs gezegeni Hz. Ali'nin alnından doğmuştur. Pir Sultan Abdal (16. yüzyıl) bir şiirinde, turnanın sesinin, aslanın bakışının ve koçun gü­cünün (—»Hayvanlar) Ali'nin armağanları olduğunu dile getirir.

Hz. Ali'nin başkahraman olarak ortaya çıktığı, hayal ülkele­rinin fetihleri, putperestlere ve insan dışı varlıklara (devler, kötü cinler vb.) karşı kahramanca savaşları üzerine geniş bir yazın oluşmuştur. Anadolu'daki birçok yerleşimin adı onun kültüne dayanır. Bazen onun seferlerinin basit izleri konu edilir: atının nal izleri, kılıcının darbe izleri vb. Bu anlatım­lara bağlı olarak oluşan efsanelerde Hz. Ali'nin bazı Ana­dolu yerleşimlerinin fethedilmesinde bizzat yer alması ge­rekirdi, ancak bu sadece bir anakronizmdir (tarih yanılgısı). Toroslardaki Düldül Dağı, adını Hz. Ali'nin efsanevi atma borçludur. Erzincan Başköy yakınlarında Şebge'deki bir tür­bede yatan putperest prensesin Hz. Ali'nin sevgilisi olduğu düşünülür; bu kutsal yerin Hz. Ali tarafından sıkça ziyaret edildiğine bugün bile inanılır.

 

Gölpınarlı ve Boratav 1943, 160,113; Boratav 1973, 23 49 ve sonrası, 73. Ahundor 1978,419.

 

------------------------------------------------------

KAYNAK: Pertev N. BORATAV


__________________