Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » (e-1)Ejder, Eskatoloji

Yazar Mesaj   #931  2015-12-18 09:41 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Ejder

 

Türklerin ejder veya ejderha diye adlandırdıkları hayvan, Farsça 'azi-Dsâka' sözcüğünden türemiştir. Bu hayvan bazı metinlerde evren diye adlandırılır. Ejdere, epik metinlerde, şövalye romanlarında ve sözlü aktarımın masal, efsane şarkı vb. farklı türlerinde rastlanır. Genelde çok iri bir yılan ola­rak tasvir edilir; Kaşgârlı Mahmud'un sözlüğünde (11. yüz­yıl) ve Dede —» Korkut Kitabının bir bölümünde yedi başlı ej­deri öldürdüğü için övünen kahraman da onu bir yılan olarak adlandırır. Ejderin yedi başlı bir canavar bi­çiminde gösterilmesi veya ağzından ateş çıkarabilme gü­cüne sahip olması, Türklerde, farklı halklarda da rastlandığı gibi, ejdere verilen diğer özellikleridir.

 

Ejder, masallarda -»su kaynaklarının koruyucusudur; hal­kın su ihtiyacı onun emrindedir ve ondan su alabilmek için, ona kurban olarak insan götürülmelidir (çoğunlukla bir ba­kire). Başka yerel efsaneler de, onu, doyurulması için dü­zenli olarak küçükbaş hayvan sunulması gereken saygıde­ğer bir varlık olarak tasvir eder. Efsane ve epik metinlerde bir —»mağarada yaşadığı belirtilir.

 

Savaşçı kahramanlar ve —»kutsal kişiler ejder tarafından ya hapis tutulur (Sarı Saltuk) ya da korunur (Ahi Evren, sepi­cilerin koruyucu evliyası). Bazen de düşmanı olan diğer ej­derlerle savaşmak için insanlarla birlik olur; I. Dünya Savaşı esnasında birinin yaşadığı bir macerayı anlatan bu türden bir efsane Mudurnu'da (Bolu iline bağlı) söz konusudur.

 

18. yüzyıla dayanan bir belgeye göre ejderin kökeni ile ilgili olarak, bir dişi —»geyik (Hayvanlar) tarafından dünyaya ge­tirildiği bilgisi verilmektedir. Bu inanışa, Diyarbakır'da tes­pit edilen çağdaş bir yorumda da rastlanır; yoruma göre dişi geyik, Süreyya'nın (Ülker) sonbahardaki bakışıyla gebe ka­lır; daha sonra tekrar gökyüzüne yükselen bir ejderle yer­yüzüne iner; bölgenin geleneğine göre, Karacadağ'da (böl­gedeki muhteşem bir dağ) toplanan bulutlar bu ejdere aittir. Bu son özelliği, 15. yüzyıla tarihlendiği düşünülen Hacı Bektaş efsanesinin metninde de geçer. Efsanede, Hacı Bektaş'ın düşmanlarına karşı korunmak üzere ejder tarafından bir mağarada saklandığı anlatılır; sonra da ejder Hacı Bektaş'ın emriyle gökyüzüne çıkar. Ejderin efsane ve ma­sallarda su kaynaklarının koruyucusu olarak tasvir edilmesi gibi, Hacı Bektaş da bu efsanede düşmanlarına toprakları için su vermeme cezasını elinde bulundurur.

 

Boratav 1973(2), 96 ve sonrası; Kırzıoğlu 1956; Boratav 1967, 269; Gölpınarlı 1958, 11-3; Kaşgârlı Mahmud, DİT, I 155; Ahundov 1978,421.

Emen (Bügdüz) —* Oğuzlar

*

 

Eskatoloji (Öbür Dünya -Ahiret Bilgisi)

 

Çoğunluğu Ortodoks-Müslüman olan Türk halkının eskalolojik inanışlarının büyük bölümü, Incil'e dayanan gelenekten de beslenen İs­lam' ın resmi öğretisinden kaynaklanır. Aynı zamanda, et­nik köken farklılığına, heterodoks mezheplere mensubiyete ve İslam dışındaki geleneklerin etkisine bağlı olarak sap­malara da rastlanır.

 

Son yargı günü yaşanacaklarla ilgili en çok bilgi kutsal me­tinlerde (Kuran ve Hadisler) ve onların tefsirlerinde yer alır. Anadolu'daki Sünni inancındaki Türkler için hatta belli bir ölçüde Osmanlı sınırları dışında kalanlar da dâhil olmak üzere- Mehmed Yazıcıoğlu'nun (15. yüzyıl) Muhammediye eseri, bu türden peygamberane müjdelemeler için en önemli kaynaklardan biridir. Aynı amaca yönelik yazılıp dağıtılmış ve sadece sözlü aktarıma dayalı fantastik fabllar gibi eserler, eski metinleri zenginleştirmiş ve yenilemiştir.

 

Birinci kategoride, dünyanın batışından önceki gelişmelere işaret eden anlatımlar yer alır: koyun ve kurdun birbirleriye iyi anlaşması, kadınların hiç çocuk doğuramaması, binaların sınırsız biçimde artması, sokakların kısaltılması gibi alışıl­mamış olgular. Diğer bir kategoride, günümüzle ilgili ahlaki eleştiriler yer alır: hırsın, azgınlığın, şehvetin aşırı derecede artması; saygı ve öncelik kurallarının çiğnenmesi gibi. İlan edilen günün yaklaşmasıyla diğer bazı doğaüstü mucizeler görülecektir: çok ufak ve çok iri varlıkların Yecüç ve Meçüç'ün ortaya çıkması, meraktan onları kovalamaya çalışan insanların kafalarından boynuz çıkması, —»dağların ve va­dilerin yok olmasıyla yeryüzünün düzleşmesi, güneş ve ay döngüsünün yön değiştirmesi, —»Yecüç ve Mecüç tarafın­dan insanların katledilmesi, Deccal'ın "Hristiyanlık düş­manı", olarak ortaya çıkışı ve Mehdi, "Messias", tarafından öldürülmesi. Son olarak da baş melek İsrafil'in sura üfleme­siyle oluşacakları açıklayan mucize: o zaman geldiğinde gök yarılacak, dağlar yıkılacak, deniz ve nehirler kuruyacak, güneş ve ay ışığını kaybedecek, yıldızlar yağmur gibi gök­ten inecek ve bir tufan bunların hepsini yutacak. Bütün bunların üzerine ölüler dirilecek. Daha sonra insanların dünyada yaşarken yaptıkları iyi ve kötülükleri tartmak üzere terazi kurulacak ve mahkemeleri görülecek.

 

Dünya yaşamının bitiminden sonra ahiretle ilgili inanışları içeren bir dizi anlatım vardır: insanın yaşama tekrar geri dönmesi, toprak altında sağlam kalan tek uzvu olan kuyruk sokumu sayesinde gerçekleşecek. Amellerinin ağırlığına gö­re iyiler ve kötüler belirlenecek ve buna göre ya cennet ya da cehenneme gönderilecek.

 

Cennet ile cehennem arasındaki bölge olan Araf, dünyada iyi veya kötü hiçbir ameli olmayanların bekleyecekleri yer­dir. Bu kişiler, sonsuza dek bir taraftan cehennem korkusu diğer taraftan da cennet özlemi içinde burada kalacaklardır.

 

Cennet sekiz dereceli muhteşem bir bahçe olarak tasvir edi­lir. Orada Kevser nehri, "cennet içeceği", akar ve her ye­rinde türlü türlü meyve veren Tuba —»ağacı yükselir; bu ağacın kökleri yukarda, tepesi aşağıdadır. Her ikisi de cen­net yaratıkları olan Huriler, "genç kızlar", ve Gılmanlar, "genç delikanlılar", cennete girenlere hizmet edecekler. Ev­lenmeden ölenler, cinsiyetlerine göre Huri veya Gılmanlardan birer eş alacaklar.

 

Cehennem ise, üzerinde Sırat köprüsünün yer aldığı ve te­razi sınavından sonra insanların üzerinden geçmesi gereken bir ateş denizidir. İyiler köprüden geçmeyi başarır ve cen­nete ulaşırlar; kötüler ise, terazide tartılan günahlarının ce­zasını çekecek süre kadar cehenneme düşerler. Cehennem bekçisi Zebanilerdir ve günahkârların her türlü cezasını uy­gulamak için görevlidirler. Bir halk inanışına göre de cehen­nem, günahkârları yutan, yeniden can verilen bir yaratık olan yedi başlı bir —»canavar olarak tasvir edilir. Cehennem, genelde yedi kat yerin dibine yerleştirilir.

Birkaç anlatım dizisiyle biçimlendirilen bu inanışlar, halk eskatolojisinde yaygın olarak yer alan inanışlardır. —»Koz­moloji.

Boratav 1973 (2), 24-29; Bayrı 1447, 119-23; Roux 1982.

Eşek —»Cinler; Hayvanlar

 

--------------------------------------------------------

KAYNAK: Pertev N. BORATAV, a.g.e


__________________