Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » (d-3)Depegöz, Devler

Yazar Mesaj   #929  2015-12-18 09:04 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1948
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Depegöz —> Tepegöz

 

Depegöz

 

 "Tepegözlü canavar" olan Depegöz'ün yaşam öy­küsü, doğumundan başlayarak ölümüne kadar Dede —*Kor­kut Kitabında anlatılır. Depegöz, bir —»çoban ile bir perinin ("kanatlı mucizevî varlık" (—»Cinler) birleşmesinden doğan çocuktur; çoban, bir —»su kaynağında eğlenen perilerden bi­rine zorla sahip olur. Peri, bir yıl geçtikten sonra çobana bir çocuklannın olacağını söyler. Gerçekten de çirkin çocuğu dünyaya getirir ve o anda da terk eder. Arız (—»Oğuzlar) ço­cuğu bulur ve evlat edinir. Ancak, canavar daha bebekken onu emziren kadınları öldürür. Biraz daha büyüdüğünde, oyun arkadaşlarını sakatladığı için kovulur. Oğuzlar için bir eziyet olur ve onları yıllık kocabaş hayvan ve insanlardan oluşan bir haraç ödemeye zorlar, ta ki —»Basat ona karşı sa­vaşmaya karar verene kadar. Annesinin ona verdiği bir halka (yüzük) sayesinde Depegöz, sadece gözünden yarala­nabilir. Odysseus'un Polyphem'i yendiği gibi, Basat Depe- göz'ü kör eder ve onu kendi kılıcıyla öldürür.

 

Depegöz ve ona karşı koyan Oğuz kahraman ile ilgili en eski ipucuna, 13./14. yüzyılda Mısırlı kronikçi Abu-Bakr Ibn-ad-Dawadari'nin eserindeki kısa bir değinide rastlanır.

 

Oğuz aktarımları ve Homeros'un destanı ile doğrudan bağ­lantı olmaksızın, "bir kahraman tarafından öldürülen tek gözlü canavar" konusu, Anadolu aktarımlarında bugüne kadar canlı kalmıştır. Genellikle başka efsane ve masallara bağlı olan birçok yorumuna rastlanmıştır. Marmaris'te rast­lanan ve yayınlanmamış bir yorumda, olayın kahramanı, Odiseus kahramanı ile belli oranda benzerlik taşır; burada, arkadaşlarının terk ettiği Rodoslu bir denizcinin keyfe keder, adada dolaşması konu edilir. Bir canavar tarafından hapsedilir ve o da canavarı bilinen biçimde öldürür. Bu olaydan sonra gezisine devam eder ve bir periyle karşı­laştığı bir ülkeye varır. Periyle evlenir ve bir çocukları olur. Sonunda da çocuğuyla memleketine döner.

 

Tek gözlü canavara, tüm kıtalarda birçok ülkenin aktarımla­rında rastlanır. Basat-Depegöz konusunun ortaya konu­şunda görünen o ki, Homeros'a dayanan ve Oğuzlar ta­rafından aktarılan Orta Asya destan ve efsanelerin bir kay­naşması yaşanmıştır. Bu karışımı Türkler, Anadolu'nun öz­gün halkının aktarımlarında canlı olarak buldular; gerçek­ten de hem Oğuzların hem de Homeros'un yorumlarında akış aynıdır: bir —»mağaradaki koyun ahırı - canavarın kör edilmesinin biçimi - kahramanın kaçmak için düzenlediği hile - bu ayrıntılı benzerlikler, iki anlatım biçimi arasındaki her benzerliği tartışma konusu yapmaktan çıkarmaktadır.

Hackmann 1904; Ruben 1944, 244-53; TTV No. 146, 257 III; Mundy 1956; Gökyay 1973, DXXXI-DLXIII.

Dev —► Devler

 

Devler

 

Hint-İran kökenli olan dev sözcüğü, Türk aktarımla­rında iki farklı doğaüstü yaratığa eş değer kullanılan terim­dir: (1) Fransız masallarının insan yiyen devi "Ogre"ye, (2) Fransız aktarımlarındaki "Gigant"a (Almancadaki "Rie- se"ye). Türk sihir masallarında daha çok "Ogre"ye benzer ve dişi olarak tasvir edilir: Dev-Anası, "İnsan Yiyen Ana", kendi başına veya oğulları ile birlikte nerdeyse her zaman insan yiyen özellik taşır; insani kahraman ona karşı çıkar ve sonunda bir hileyle onu yener. Efsanede geçen iri gövdeli yaratıklar, bazen Ogre'nin masalındaki özelliklerle, bazen de "dev" sözcüğü kullanılmaksızın ve de diğer masallarda olduğu gibi, yabanilik ve kötülük özelliği verilmeksizin an­latılır. Burada ikinci grupta yer alan ve Türkçe aktarımdaki "dev" diye adlandırılan yaratık söz konusudur.

 

Birinci tür efsanelerdeki devler, çok eski zamanlarda bir ül­keyi oluşturan insanlardı ve sonra da bu tür ortadan kay­boldu. Onların geride bıraktığı eserler, büyüklükleri nede­niyle insanları hep şaşkınlığa uğratmıştır: kaleler, sulama kanalları, saraylar, katedraller, tüneller vb. (—»İmar Efsane­leri). Biri Kütahya civarında devlerden oluşan bir halkı, di­ğeri de Bergama'da hüküm süren Nemrud'u anlatan iki ef­sanede, bu yaratıkların büyüklüğü şöyle anlatılır: susadıkla­rında evlerinden kilometrelerce uzakta bulunan — »nehre doğru sadece eğilerek —>su içebiliyorlardı. Kütahya Kalesi, devlerin inşaat alanı ile Yoncalı yakınlarındaki Nemrud Dağı arasında bir sıra oluşturarak elden ele verdikleri ev büyüklüğündeki kayalarla inşa edilir. Bergama devlerinin kralı ile ilgili efsanenin bir yorumundan, Naima'nın Os­manlı kroniğinde sözlü aktarılan bir destan olarak bahsedi­lir. Konya'ya bağlı Bozkır, Kütahya ve Tarsus'ta rastlanan bu efsanenin üç yorumunda, bu yaratıkların uzun ömürlü olduklarından ve hükümdarlarının oğlunun ölmesine kadar kendilerini ölümsüz gördüklerinden bahsedilir; kral, kade­rin bu darbesi üzerine başlatılan inşaatların yapımından vazgeçer.

 

İkinci bir tür efsanelerde tarlada çalışan devlerle ilgili anla­tımlar yer alır; böyle bir efsanede, dev bir ot biçicisi olan —►Oğuz'un, Ardahan yakınlarındaki bir dağın tepesindeki kayanın onun bileme taşından nasıl oluştuğu anlatır.

 

Türk aktarımlarındaki bazı sihir masallarında tarla işçisi olarak yer alan tipik dev, destansı tarla işçilerinin hatırala­rını korur, halk dilinde tarlada çalışmanın "Devin Zanaatı" deyimi ile tanımlanması gibi. Buna örnek olarak, ünlü bir pehlivanın kendine uygun bir rakip ararken, bir çiftçinin gücüne tanık olmasıyla nasıl korktuğunu anlatan efsane ve­rilebilir; çiftçi, tüm çifti ile birlikte sabanını havaya kaldıra­rak pehlivana köyün yolunu gösterir.

 

Üçüncü bir tür de epik anlatımlarda devlerin ana kahraman olduğu destanlardır. Destanların kahramanları, çoğunlukla abartılı savaşçı güçleri ile anlatılır. Bu epik kahramanların bazılarının devler kategorisinde ele alınabileceğini de göste­ren birkaç örnek vardır. Dede -*Korkut Kitabının iki karakteri burada ele alınabilir: Salur —►Kazan ve onun koyun çobanı Karacuk Çoban (—»Çoban). Aynı epik metinde Kazan'ın da­yısı ve —»Basat'ın babası olan diğer bir kahraman Alp Arız (veya Alp Aruz, Alp Uruz), Dede -*Korkut Kitabında ve diğer epik aktarımların metinlerinde bir devin özellikleriyle anla­tılır: "Onun altı (veya dokuz) keçi derisinden yapılmış baş­lığı kulaklarını bile örtmez. Altmış (veya doksan) keçi deri­sinden yapılmış paltosu topuklarına bile inmez." Kısmen parçalanmış bir epik metne göre, Dede Korkut'un kendisi de bir devin kızı tarafından dünyaya getirilir.

 

—»Kazan; Depegöz; Oğuz.

Bayattı 1941, 10; Boratav 1973(2), 48; Melikoff 1960, Metin: 258 ve sonrası. Çeviri: 155 ve sonrası, 434; Demircioğlu 1934, 154 ve sonrası; TTV No. 160 ve endeks sözcüğü: "Devler"; İnan (Müşfika-) HBH IV'de 1937 (No. 66), 144; Koman, TFA 89'da (1956); Erdem, "Ülkü"de, Yeni Seri, III 1942, No. 29; Boratav 1963, "L'Homme"de 1963/1, 86-105; Gökyay 1973, 28, 73, DLXXVIII-DLXXIX.

Domuz —*• Hayvanlar

 

----------------------------------------------------

KAYNAK: Pertev N. BORATAV, a.g.e


__________________