Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Mitolojisi » Ağaç. "Hayat ağacı" ve "Kozmik ağaç

Yazar Mesaj   #900  2015-12-17 22:57 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1920
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Ağaç. "Hayat ağacı" ve "Kozmik ağaç" ile ilgili pagan Türk halklarının mitolojisinde yer bulan birçok inanış, Müslü- manlaşmış Türklerin geleneğinde de canlı kalarak, belli bir ağaç kültünün ilk izlenimini oluşturur. Böylece görünürde Anadolu'nun Türkler öncesi halklarının özgün dinlerinden kalan öğeler birleşmiştir.

 

Tek başına duran "Ulu ağaç" sahibine güç ve refah getiren kutsal bir varlık olarak görülürdü. Bunu, Dede —►Korkut Ki­tabının her bölümünün sonunda tekrarlanan hayır duasın­dan anlıyoruz: "Senin, ulu ve gölgeli ağacın hiçbir zaman kesilmesin!". Tek başına duran ağaç ayrıca iyi ve kötü —►cin­lerin toplanma yeri olma özelliğine sahiptir.

 

 

Bu konu geleneksel Türk Gölge Tiyatrosunda Kanlı-Kavak oyununda sergilenir: bir kavak ağacı doğaüstü güçlere ve insanı yolundan saptırma ve onu dönüştürme gücüne sa­hiptir. Ancak, ağaç bu özelliğinden yararlanarak sihirli güç­lerini bir cine dönüşmek için kullanır. Aynı biçimde ağacın insana dönüşmesi de örnek gösterilebilir; Tokat'ın bir kö­yündeki bir efsanede bu görülür; orada bir ormancının bir kış gecesi ormana giderek bir ağacı kesmeye nasıl cesaret ettiği anlatılır. Ona yaklaşan bir kadının git gide nasıl da büyük bir ağaca dönüştüğünü fark eden ormancı, ağacı izler ve sonunda da korkunç bir gürültü ile kendisini onun ya­nında keser.

 

 

Azerbaycan'da Heterodoks bir Türk boyu olan Karakoyun- lularda ağaç ve orman kültünün kökeni bir etiyolojik efsa­nede ifadesini bulur. Onlara göre, kutsal ormanları, kutsan­mış biri tarafından yansına kadar yanmış olan ve toprağa dikilen bir çubuktan oluşmuştur. Birçok halk inanışında, "toprağa dikilen kurumuş bir daim bir mucize sonucunda tekrar yeşermesi" konusu ele alınır (karşılaştır: Eski Ahit No. 17,17). Bu efsane, Anadolu Türklerinde 15. yüzyıldan sonra, muhtemelen Hacı Bektaş'ın Vil ayet name'sinin yazı­mından sonra, Alevi ve Bektaşi geleneğine geçmiştir. Bu ko­nu görünüşe göre Karakoyonlularda daha geniş bir anlam kazandı: buna dayanarak da, kutsal ormanlarının "yaratı­cısı" hem kendine hem de ormanına Kara Oğlan adını verir. Ancak, Türklerin aktarımlarına göre, Kara Oğlan —»ayının adlarından biridir ve böylece kutsal ormanın etiyolojik ef­sanesi, Altay toplumlarında ormanın en yüksek ruhu ola­rak kişileştirilen ayı hakkında oluşan kültle ilişkilendirilmektedir.

Heteredoks bir topluluk olan Anadolu Tahtacıları geniş bir ağaç kültüne sahiptir. Altay topluluklarında avcıların bir av seferi öncesinde yaptıkları gibi, Tahtacılar da bir ağacın ke­siminden önce bir dizi ritüel düzenlerler: hayvan kurban etmek, toplu yemek yemek gibi.

 

 

Farklı hanedanlıkların bazı efsanevi soy bilgilerinde hane­danlığa adını veren ve kahramanın rüyasında göğsünden çıkan, aynı zamanda da hâkimiyetin kurulması ve devamını simgeleyen ağaç, aynı "kökten" kaynaklanan ve birbirini izleyen kuşaklar anlamında algılanması yaygın olan gö­rüştür. Ağaç, aynı zamanda Türk geleneğindeki hayal ağacı inanışı ile isim babasıyla birlikte anılan ıl es tansı kal ıramanı ortaya çıkaran ağacı ilişkilendirir. "Ulu Ağacı" kabul eden ve maceralarından bahsedilen Dede •Korkut Kitabındaki kahraman —»Basat'ın babalık konusu hikâyede açıklığa ka­vuşmaz. Bu durumda, ormanda büyüyen kahramanın sade bir poetik betimlemesi söz konusudur.

 

 

Bir türbe/yatır yakınına dikilen ağaç yatırın doğaüstü özel­liklerini de alır; bir anlamda onun tamamlayıcı parçası olur. Güvenliğine yönelik her darbe bir mezar hırsızlığı olarak görülür. Adlarından da anlaşılacağı gibi, ağaç adı kullanıla­rak bazı türbe ve mezarların karıştırıldığı örnekler görülür: "Çınar Dede" (çınar ağacı-dede, çınar ağacı şifacısı anla­mında), "Çıtlık Dede" (Şam fıstığı ağacı-dede). Bir kültün ritüellerinde kullanılan veya birinin efsanesine dayanan bazı ağaçların da kutsallığı vardır. Örneğin, Alevilerde ve Bektaşilerde ardıç ağacında olduğu gibi; onlar tarafından saygı gören bir türbenin/yatırın adı "Dedecik Ardıç"tır ("küçük kutsal ardıç"). Diğer bazı ağaçların karakteristiği, etiyolojik efsanelerle açıklanabilir: örneğin; fıstık çamı, kışın ortasında üşüyen bir —»-kuşa koruma sağladığı için iğnele­rini kaybetmez vb.

 

 

Ağaç, daha çok yaygın halk inanışında canlı bir varlık ola­rak görülür: bir atasözünde, "Yeşil (ağaç) kesen, baş kesmiş gibi olur." denir. Artık meyve vermeyen bir ağaca "korku vermek" geleneği de vardır. Böyle bir ağaç kesmekle tehdit edilir; bununla gelecek yıl bol meyve vermesi sağlama alın­mak istenir.

---------------------------------------------

Rossi 1952, 201 ve diğer yerlerde; Boratav 1973, 65-68; Kud­ret 1959, 265-99; Roux 1970, 181-212; Roux 1972; Boratav 1965, 246; Boratav 1958, 43-45; İnan 1954, 62-65; Ahundov 1978,453 ve sonrası.

 

KAYNAK:

Türk Mitolojisi Pertev N. Boratav

Çeviri

Recep Özbay


__________________