Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Batı Tesirinde Türk Şiiri » ZİYA PAŞA

Yazar Mesaj   #1689  2016-03-11 00:14 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

ZİYA PAŞA

 

1829 da İstanbul’da doğdu. Babası, Galata gümrüğü kâtiblerinden Erzurum’lu Ferîdeddîn Efendi’dîr. İlk Öğrenimini Beyazıd Rüşdiyesi’nde (ilkokulunda) yaptık­tan sonra, Sedâret Mektûbî Kalemi’ne gir­di. Bu süre içinde, bir yandan da Arab ve Fars dilleri ve edebiyatları üzerine özel dersler almış, küçük yaşta iken şiire de başlamıştı. O devrin hükümet dâireleri ay­nı zamanda birer edebî kültür çevresi ol­dukları için, memur olduktan sonra da, edebî kültürünü ve kabiliyetini beslemek imkânlarını bulabildi. Zamanının tanınmış şâirlerinden Nevres, Leskofçalı Galîb, Lebîb, Osman Şems ve Kâzım Paşa ile dost­luklar kurdu. Bir aralık Sadrâzam Mustafa Reşîd Paşa’nın dikkatini çekerek, Abdülmecîd’İn sarayına tavsiye edildi ve Mâbeyn’e dördüncü kâtib oldu (1855). O za­mana kadar çok serbest bir hayât sür­düğü için, sarayın resmî havası başlangıçta onu çok sıktı. Burada, günlük işlerin dışında, fransızcaya çalışmağa başladı. Böylece, Batı kültürü ile ilk temasa da geçmiş oluyordu. Abdülmecîd’in ölümünden sonra tahta çı­kan (1861) yeni padişah Abdülazîz’in de sempatisini kazandı. Âli Paşa ile Fuad Paşa, Reşîd Paşa’nın yetiştirdiği kimseler olduklan hâlde, sonradan, politika alanında ona rakîb kesildikleri için, Reşîd Paşa’ya karşı büyük bir hayranlık besleyen Ziya Paşa her ikisini de sevmiyordu. Fakat zeki, hoş­sohbet, nükteci bir adam olan Fuad Paşayı; çok zeki olmakla beraber ses­siz, çekingen, İçinden pazarlıklı ve kinci tabîatli Âli Paşa'ya tercih ediyor­du, Âli Paşa nın sadrâzam ve Fuad Paşa’nın da Komiser olarak Suriye’de bulunduğu bir sırada (1861), pâdişâhın kendisine olan sempatisinden fayda­lanarak, Âli Paşa’nın aleyhinde ve Fuad Paşanın da lehinde bulunmak su­retiyle, Âli Paşa’mn Sedâret'ten alınarak yerine Fuad Paşa’nın getirilme­sinde onun da rolü oldu. Bunun farkına varan Âli Paşa da, ondan sonra, onunla uğraşmağa başladı. Ziyâ Paşa böylece Âli Paşa’nın düşmanlığını kazandığı gibi, Fuad Paşanın da himayesini göremedi. Fuad Paşa ile Âli Paşa arasında, ömürleri boyunca sürecek olan, kuvvetli bir dostluk vardı. Fuad Paşa Sadrâzam olunca, Âli Paşayı da Hâriciye Nâzırı olarak kabine­sine aldı ve, her ikisinin de istekleri ile, kısa bir süre sonra, Ziya Paşa saraydan uzaklaştırılarak Zabtiye Nezâreti Müsteşarlığıma getirildi (1861). Âli ve” Fuad Paşalar, sarayla ilgisini tamâmiyle kesmek için, Ziyâ Paşa’yı İstanbul'dan da uzaklaştırmak karârında idiler. Zabtiye Nezâreti Müsteşar­lığına tâyin edildikten üç ay sonra, bu sefer, Ziyâ Paşa’yı Atina’ya elçi olarak göndermek istediler! Ziyâ Paşa, Yunanistan'la o sırada münasebet­lerimizin çok kötü olduğunu ileriye süre­rek, Atina'ya gitmek istemedi. Bunun üze­rine, Kıbrıs'a mutasarrıf tâyin edildi. Kıb­rıs'ın çok ağır havası yüzünden, kendisi ve bütün ailesi sıtmaya yakalandılar ve bu hastalıktan bir çocuğunu da kaybetti.

 

Bunun üzerine naklini istedi ve Meclis-i Vâİâ üyeliğine tâyin edilerek, İstanbul’a döndü (1862). Fakat bir yıl sonra tekrar İstanbul’dan uzaklaştırılarak, müfettişlik­le Bosna'ya gönderildi. Bu görevi sırasın­da hükümetçe kendisine çıkarılan güçlük­lerden dolayı istîfâ ederek, yine Meclis-i Vâiâ üyeliğine döndü. Bir süre sonra De- âvî Nezâreti’ne getirildi (Eylül 1863). Fa­kat bu görevinde de çok tutulmayarak, Amasya mutasarrıflığı ile, kış ortasında yine İstanbul’dan uzaklaştırıldı (Aralık 1863). Burada giriştiği kalkınma işleri yüzünden yerli mütegallibenin şikâyetleri­ne ve iftiralarına uğrayarak, merkezi Samsun olan Canik mutasarrıflığına gönderildi (Aralık 1865). Amasya’daki şikâyetler üzerine hakkında açılan soruşturmadan temize çıkarak tekrar Meclis-i Vâiâ üyeliğine döndü (1866) ise de bir yıl sonra, Âli Paşa onu ikinci defa olarak Kıbrıs mutasarrıflığına tâyin etti. Fakat gitmedi ve Tasvîr-i Efkâr’da hükümet aleyhindeki yazıları yüzünden İstanbul’dan uzaklaştırılmak için o sırada Erzurum vali muavin­liğine tâyin edilmiş olan Nâmık Kemâl ile birlikte Paris’e kaçarak (17 Ma­yıs 1867), orada bulunan Mısırlı Mustafa Fâzıl Paşa’nın maddî himâyesini kabûl etti.

 

Fâzıl Paşa, o sırada Mısır Hidîvi (valisi) olan İsmail Paşa’nın kardeşi ve hidîvlîğin de resmî vârisi idi. Ondan sonra, hidîviliğe Fâzıl Paşa geçecekti. Fakat bir aralık İstanbul’da Meclis-i Hazâin Reisi bulunan Fâzıl Paşa, sadrâzam Fuad Paşa ile anlaşamıyordu. Bunun üzerine Fuad Paşa, kardeşi yerine kendi oğlunu Hidîvliğe geçirmek için Mısır’daki verâset usûlünü değiştirmeğe kalkışan İsmail Paşa’ya göz yumarak Fâzıl Paşa'yı Hidîvlikten mahrum bıraktırdığı gibi, pâdişâ­hı tahrik etmek sûretiyie, onu sınır dışı da ettirdi (Şubat 1B66). Çok zengin olan Fâzıl Paşa da, Paris'e yerleşerek, hükü­metin aleyhinde çalışmağa başladı. Bir yandan da, 1865 haziranında kurulmuş olan gizli ve hükümet aleyhdârı “Yeni Osmanlılar Cemiyeti" nin genç ve aydın üyeleri ile (Nâmık Kemâl, Menâpîr zade Nûri, Sağır Ahmed Bey zâde Mehmed, Kayazâde Reşâd, Âgâh Efendi) sürekli temas sağlayarak işbirliği yapmak imkânlarını araştırıyordu.

 

Ziyâ Paşa ile Nâmık Kemâl’in hükümetçe İstanbul’dan uzaklaştırılmak istenmeleri, Fâzıl Paşa’­ya, bu aydın gençleri Paris’te toplamak ve birlikte çalışmak fırsatını verdi. Ziyâ Paşa ile Nâmık Kemâl’den başka Âgâh Efendi, Nuri, Mehmed ve Reşâd beyler ve Muhbir’deki hükümet aleyhdârı yazılarından dolayı Kastamonu’­ya sürülmüş olan Ali Suâvî de aynı günlerde Paris’e kaçtılar. Bu aydın ve hürriyet taraflısı gençler, Fâzıl Paşanın başkanlığında, hükümet aleyhdârı bir yayın kanpanyası için hazırlıklara giriştiler. Fakat birkaç, ay sonra, III. Napolyon’un davetlisi olarak Abdülazîz Paris’teki milletlerarası sergiyi gör­meğe gidince, Türk hükümetinin isteği üzerine, Fransız hükümeti, Ziyâ Pa­şa ile arkadaşlarını pâdişâhın ziyareti süresince, Paris’i terke davet etti. Böylece, bir kısmı Brüksel’e ve bir kısmı da Londra’ya gittiler. Ziyâ Paşa, Nâmık Kemâl ve Ali Suâvî, Londra’ya gidenler arasında idiler. Abdülazîz, Paris’ten sonra Kıraliçe Viktorya’nın daveti üzerine, Londra’yı da ziyâret etti. İngiliz hükümeti, Türk hükümetinin isteğini dikkate almayarak, Yeni OsmanlIlar' ın Londra’da kalmalarında mahzur görmedi. Ziyâ Paşa, bu sıra­da, hükümetin politikası aleyhinde hazırladığı ve A r z u h â I olarak ta­nınan uzun bir raporu pâdişâha sundu. Yeni Osmaniılar, ilk olarak, yayın faaliyetine burada geçtiler. Ali Suâvî’nin tek başına çıkardığı Muhbir’den (ilk sayı : 31 Ağustos 1867) sonra, Reşâd Bey’in sorumluluğu ve Ke­mâl’in başyazarlığı altında Hürriyet (ilk sayı : 29 Haziran 1868) ga­zetesini de çıkarmağa başladılar. Bu gazetedeki yazılarında Ziyâ Paşa, Âli ve Fuad paşaların amansız bir düşmanıdır. Ancak Fuad Paşa, pâdişâhın bu seyâhati sırasında Fâzıl Paşa ile anlaştı ve onu İstanbul’a dönmeğe razı etti. Maksadı, himayesiz bırakarak, Yeni Osmanlılar’ın dağılmasını sağla­maktı. Bu anlaşmadan kısa bir süre sonra (Eylül 1867) Fâzıl Paşa İstanbul’a dönünce, OsmanlIlar bir süre daha onun maddî himâyesini gördüler ise de; Fâzıl Paşa, hükümete yaranmak için, 1869 eylülünde Hürriyet’in geçici olarak kapatılmasını isteyince, Yeni Osmanlılar da biribirilerine girdiler.

 

Nâmık Kemâl, gazetenin masraflarını sağlayan Fâzıl Paşa olduğu ve dolayısıyle asıl sâhibi sayılacağını söyleyerek, onun isteğini yerine getirmek gerek­tiği düşüncesinde idi. Ziyâ Paşa ise, Avrupa’ya kimsenin isteğine göre ha­reket etmek için değil, idealleri uğruna mücâdele için kaçtıklarını söyle­yerek gazeteyi çıkarmağa devam karârında idi. Bu noktada, Nâmık Kemâl ile anlaşamadılar. Bunun üzerine Kemâl, Hürriyet'ten ayrılarak ve gazete ile bir ilgisi kalmadığını îlân ederek, Paris'e gitti ve bir yıl sonra da İstan­bul’a döndü. Ziyâ Paşa, 13 eylül 1869 tarihli ve 64. sayısından îtibâren, Hürriyet’i tek başına çıkarmağa başladı. Gazetenin 20 aralık 1869 tarihli sayısında (say : 78) Ali Suâvî’nin "memlekete ve devlete yaptığı kötülük­ler yüzünden, Âli Paşa’nın öldürülmesinin vâcib olduğunu" söyleyen bir yazısının yayınlanması ve Türk hükümetinin mürâcaati üzerine, ölüme teş­vik suçundan, gazete sâhibi Ziyâ Paşa tevkif edildi (Şubat 1870). Para kefâleti ile serbest bırakılınca, avukatının tavsiye­sine uyarak, Londra’dan kaçıp (Hürriyet’in Londra’da çıkan 88 sayılı son nüshası 23 şubat 1870 târihini taşır) Cenevre’ye geçti (Mart 1870). Burada, Hürriyet’i taş-basması olarak çıkarmağa devâm etti ve, 100. sayısını da bastırdıktan sonra, gaze­teyi kapattı. Cenevre'de bir yandan şiirle uğraşıyor, bir yandan da fransızcadan ter­cümeler yapıyordu. Nihayet, Âli Paşa’nın ölümü (Eylül 1871) üzerine, İstanbul’a döndü (Aralık 1871). Önce İcrâ Cemiyeti Reisliği’ne (Mart 1872) ve sonra da Şürâyı Devlet (Danıştay) Üyeliği’ne (Nisan 1873) tâyin edildi. Abdülazîz'den sonra tahta çıkan (29 Mayıs 1876) V. Murâd'a Baş Mâbeynci ve sonra da Maârif Nezâ­reti Müsteşarı oldu (Haziran 1876). II. Abdülhamîd’in ilk zamanlarında, Anayasa’nın hazırlanması için kurulan komis­yona (Kanûn-i Esâsî Encümeni) üye seçildi. II. Abdülhâmîd, duruma tamamıyle hâkim olduktan ve tekrar mutlakı­yet idâresine döndükten sonra, eli kalem tutan aydınları İstanbul’dan uzaklaştırma­ğa başladı.

 

Bu arada, Ziyâ Paşayı da, ve­zirlik pâyesi vererek, Suriye vâliliğine gönderdi (Ocak 1877). Güvenemediği kimselerin bir yerde uzun süre kalıp da çevrelerince sevilmelerini önlemek İçin, onlara sık sık yer değiştirten II. Abdülhamîd, Ziyâ Paşaya da aynı usûlü tatbik ederek, onu beş ay sonra Konya (Mayıs 1877) ve oradan da Adana valiliğine (Ha­ziran 1878) göndertti. Ömrü boyunca içinde çırpındığı hürriyet mücâdelesini başarıya bir türlü ulaştıramayan Paşa, yorgun ve bezgindi. Büyük bir kötümser­lik psikolojisi içinde, bu uzun mücâdele­nin yeni bir safhasına başlamak için on üç yıl önce Paris’e kaçtığı 17 mayıs günü (1880) gözlerini yumdu. Mezarı Adana'dadır.

 

Kaynak: Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi, AKYÜZ, Kenan, Syf: 22-26

------------------------------

Ziya Paşa

https://esgici.files.wordpress.com/2011/01/ziyapac59fa-nsb.pdf 

*

Bosnalı Sabit ve Ziya Paşanın......

http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1277671492_44%C3%87%C4%B1nar%20Bekir_S-801-812.pdf

*

Osmanlı Politik Eleştirisi ve Ziya Paşa

http://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/TURAN-Nam%C4%B1k-Sinan-OSMANLI-POL%C4%B0T%C4%B0K-ELE%C5%9ET%C4%B0R%C4%B0-GELENE%C4%9E%C4%B0NDE-Z%C4%B0YA-PA%C5%9EA%E2%80%99NIN-ZAFERN%C3%82ME%E2%80%99S%C4%B0.pdf

*

Tanzimattan sonra siyaset ve edebiyat : namık Kemal ve Ziya paşa

http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuturkiyat/article/view/5000037723

*

Ziya Paşa Şiirleri

http://mufitk.home.uludag.edu.tr/siir/ziya_pasa_2569_67888.pdf

-

Namık Kemal ve Ziya Paşa' nın Rüyaları

http://www.tdid.ege.edu.tr/files/dergi_13_2/hasan_yurek.pdf

*

Ziya Paşa' nın şiir ve inşa makalesi

http://sutad.selcuk.edu.tr/sutad/article/view/173/168

                                 


Bu mesaj admin tarafından 2016-03-11 00:43 GMT, 681 Gün önce düzenlendi.
__________________