Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (U)(Ü)

Yazar Mesaj   #1683  2016-03-10 12:20 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

u

uçarı (tr. s.) sıfır numara külhanbeyigördün mü yaptığı numarayı, tam uçan imiş, (bk: zâdegân).

uç baba torik (tr. n.) alay, istiskal için söylenir: uç baba torik, nerde bu bolluk.

uçlanmak (tr. f.) vermek, geri vermek, Ödemek; dalga geçme beybaba, şu papelleri uçlan bakalım! (bk: atlamak, ballandırmak, bayılmak, çalıştırmak, elden gelmek, sökülmek, toka etmek 1, toslamak x, uçlanmak, yırtılmak).

uçuşa gitmek (tr. dey. mek. arg.) cinsî münasebette bulunmak: -dün akşam uçuşa gitmiş. (bk: çivilemek 1, fişek atmak, le­himlemek, nefes çekmek, perçinlemek, şişirmek 3, tezgâh kurmak, üfürmek, yefallemek, zımbalamak).

ulan (tr. n.) “hey, hişt, buraya bak!” gibi nida ve hitap: ulan, haspi geçiyorsun gene.

umum müdür (ar. b. i. mek. arg.) şişman talebe: -şu umum mü­düre benden selâm söyle sayı ile kendine gelsin!

uskut ! (ar. ıı.) sus, yeter, dur: uskut be! hâlâ ispinozluk (=gevczelik) ediyor, (bk: makas { resto, terso),

uskutlamak (ar. tr, f.) susmak: -mübarek çenen motor gibi işliyor, uskuila biraz! (bk: akoz etmek).

ustura (far. ? s.) keskin [içki]: öyle bir duziko çekti ki, bizim an­zarotlardan daha ustura, 2. asılsız, yalan {söz, haber]: -vur usturanı oğlum, buldun kesecek adam. (bk: atmasyon, bom, dolma, eftamintokofti," kantin, kaşkariko s, Icatalcofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, mantar, martaval, masal, polım, şorolop, tirişko).

usturacı (far. s.) tıraşçı, geveze, çalçene: usturacının biridir, yan çiz söylediklerini. (bk: ispinoz).

ustura çalıştırmak (dey.) yalan söylemek: -oğlum, ustura çalıştırmıyalım, keseriz bir tarafınızı sonra. (bk: bom atmak, güm atmak, kıtır atmak, madik atmak, mantar utmak, mantar- lamak, martaval atmak veya okumak, masal okumak, maval okumak, palavra atmak, palavra savurmak, piyaz doğramak, polim atmak, viraj almak).

usturuplu (s. zf.) derli toplu ve ustalıkla: usturuplu konuş, boylar­sın kodesi sonra.

uydurmasyon (tr. ir. s.) asılsız, mânâsız, yalan[söz veya haber] (bk: atmasyon, bom, kıtır, palavra).

uydurmasyoncu (tr. fr. s.) yalancı: uydurmasyoncudur, usturasını (=y alanım) yan çiz. (bk; atmasyoncu, bomcu, kıtırcı pa­lavracı) .

uydurmasyonculuk (tr. fr. i.) yalancılık: uyiurmasyonculuğu bırak da az buçuk harbi konuş be oğlum, (bk: atmasyonculuk).

uyuzlanmak (tr. f.) huylanmak, şüphelenmek [en çok dışar­dan oyunu seyreden kumar hırsızı, arkadaşım uyandırmak için söyler]: uyuzlandı dikkatli oyna.

uyuz olmak (dey.) parasız kalmak: işler kesat be abi, yok ki bir yahnilik ( = enayi) uyuzuz işte! (bk: kokozlamak).

Ü

üç as’la mahkûm olmak (dey,) birinin palavrasını dinlemiye mecbur olmak (bk : satıra yatmak),

üfürmek (tr. f.) cİmağ etmek (bk: fişek atmak, lehimlemek, nefes çekmek, perçinlemek, şişirmek 2, tezgâh kurmak, uçuşa gitmek, yefallemek, zımbalamak).

Üniversite (fr. i. mek, arg.) eğlenceli muhit, eğlence yeri, bar; genel ev: -şu aftos, üniversiteye devam ediyor.


Bu mesaj admin tarafından 2016-03-10 22:18 GMT, 859 Gün önce düzenlendi.
__________________