Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (S)(S-E)

Yazar Mesaj   #1677  2016-03-10 10:51 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

sabunlanmak (f.) kumarda bütün paralarını kaybetmek: bizim abuzettinbey, dün akşam iyice sabunlanmış. (bk: kerize bayıl­mak) .

sağlama gİtmak (tr. dey.) kıyasıya, öldüresiye vurmak: bi tane yerleştirmiş ama, sağlama gitmiş, (bk: sarkıtmak).

sağmak (tr. f.) birinin elindeki mal veya parayı yavaş yavaş elde etmek: kalantoru kafese koyup sağmalı. (bk: emmek).

sağmal (tr. s.) gelir kaynağı [kimse]: bir sağmal paçoz enselemiş.

salatalik (ita. tr, i. mek. arg.) ihtiyar hoca: salatalık, bizim dedeyi piyango çekerken hamama göndermiş yahu ! [bir ihtiyar hoca, sözlü yoklama sırasında, bizim yaşlı talebeyi inzibat meclisine şevketmiş].

sallamamak (tr. f.) ehemmiyet vermemek, aldırış etmemek, saymamak: Arap Ali, kimseyi sallamaz• (bk: boş vermek, dalga geçmek, haspi geçmek, haylamamak, ıska geçmek1, keşlemek, kumpas sallamak, omuz vermek, tonel geçmek, yan çizmek, yan sallamak).

saloz (gr. s.) aptal, sersem, budala, ahmak: salozun biridir. . . (blc: abullabut, andavallı, angut, armut, aval, ayran ağız­lı, bangoboz, denyo, düdük makarnası, gebeş, gebeşâki, hafız, hırbo, hırt, hışır, hıyar, kanser ilâcı, kaşkaval, keres­te1, keş, koroydo, mayın, pangodoz, pilâki, tereyağı, yan- bolu).

salozlaşmak (gr. tr. f.) afallamak, aptallaşmak, şaşakalmak: papelleri görünce, salozlaştı.

 

sam yelİ vurmuş mayis çİrozu (dey.) çok zayıf, kuru, kadidi çıkmış kimse [hapishanede-]: -daha seneni doldurmadan, samyeli vurmuş mayıs çirozuna dönmüşsün be hacım.

sanduvİç (i.) bir yatakta yatan üç kişinin ortasında bulunan kimse.

santiral (fr. i. mek. arg.) zekâ: -sende iyi santimi var; -san­timim iyi işlemiyor bugün,

sapanorya (s.) çirkin, biçimsiz [kimse]: sapanoryamn biri, surata bak da süngüye davran. (bk: çırnık, kokoroz).

saraka (is.) alay, eğlence: -sarakadan hoşlanmıyorum vesselâm!

saraka etmek (gr. tr. f.) i. alay etmek, eğlenmek: dünkü çoluk çocuk, bizimle saraka ediyor, (bk: çalıştırmak, maytaba almak, maytap etmek, sarakaya almak). 2. sarkıntılık etmek: paçozlarla saraka ederken enselenmiş, (bk: hallenmek3, yeşil­lenmek) .

sarakaya almak (gr. tr. dey.) alay etmek, alaya almak: -harbi konuşuyorum, sarakaya alırsan, marizlerim ha! (bk: çalıştır­mak, maytaba almak, maytap etmek, saraka etmek1).

sarikiz (tr. i.) 1. altın lira: kırk papele bir sarihiz, (bk: küflü, malama, oski). 2. esrar (bk: ampes, cıgaralık, cuk, dalga1, duman, di,5, hurda, nefes, ot).

sarkitmak (tr. f.) vurmak, indirmek: bodoslamadan bir sarkıtır­sam, anlarsın Hanyayı Konyayı. (bk: marizine kaymak, mariz- lemek, mariz uçlanmak).

satira yatmak (dey.) birinin yalan dolan sözlerini dinlemeye mahkûm olmak: tıraşçı yiihtüye enselendik, on ikiden deliksiz ikiye kadar aç karnımıza satıra yattık, (bk. : üç as’la mahkûm olmak).

satmak (tr. f.) herhangi bir vesfyle ile, yolda, arkadaşından, bi­rinden ayrılmak, başından savmak: hırboyu, daha yan yolda sattım, (bk: asmak3, ekmek4).

savsa vermek (tr. dey.) gizlice bir kadının koynuna girmek [eski metinlerde geçer, yaygın bir argo değildir].

selman etmek (tr. f.) avuç açmak, dilenmek:              -elli papeli bir

günde ezersen, selman edersin sonra.

 

semer (gr. i.) kıç: amma da semer varmış şu paçozda. (bk: atras, bohça, boyata, çukur, davul, defans, defransıyel, ense, kâse, küfe, tiz, toto).

SENİN SÖYLEDİĞİN GAZOZ AĞACI HOLİVUt’tA ( HollyVUOod ) YETİŞİR (dey.) mânâsız, saçma bir söz karşısında söylenir. sepet havasi çalmak (tr. ar. dey.) esaslı olarak kovmak: .. .e üç günde sepet havası çalmışlar, (bk: dehlemek, haydamak, oksulamak, pasaportunu vermek, sepetlemek, sıpıtmak). sepetlemek (tr. f.) kovmak, başından savmak: -şu hıyarı sepet­lersem, on dakka kalmaz düşerim, (bk: dehlemek, haydamak, oksulamak, pasaportunu vermek, sepet havası çalmak, sıpıtmak).

sepetlenmek (tr. f.) kovulmak, baştan savulmak: herifçioğlu, yarım saatte sepetlenmiş, (bk: pasaportunu almak). sermek (tr. f. mek. arg.) bırakmak, meşgul olmamak, ihmal etmek: bugünlerde tarih dersini serdim, (bk: asmak 3). servİalti (far. tr. i.) mezar: bizim çiroz Haşan, servialtına, gezin­tiye çıkmış, (bk: bamye tarlası).

seyyar tekke (ar. b. s.) içinde esrar içilen otomobil: Ahmed’in lâtarnası (=yıpranmış, eski otomobili) seyyar tekke imiş de haberimiz yok.


__________________