Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (P) (PE-Pİ)

Yazar Mesaj   #1674  2016-03-10 10:46 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

pekmez (far. i.) kan: yüzündeki pekmez nedir, hacamat mı ettiler seni? pekmez akitmak (far. tr. dey.) kanım akıtmak: -çıngar çıkarıp pekmez akıtırsan, şipşak kodesi boylarsın ha! pelİz kesmek ,(dey.) alay etmek (biriyle-): işi gücü peliz kesmek. (bk: çalıştırmak, işlemek 3, maytaba almak, saraka etmek1, sarakaya almak, matrağa almak, matrak geçmek). pelûz etmek (f.) tercüme etmek: -hakim bey> müsaadeniz olursa Çİyan Mehmed' ın sözlerini bir bir pelûz edeyim. penalti yakalamak (dey.) kadmm bacaklarını karşıdan yukarı kadar görmek.

pendİfirank (gr. ii. b. i.) tokat, sille, şamar: pendifiranki yiyince, dut yemiş bülbüle döndü, (bk: ellialtı, tingoz). penİz etmek (dey.) bir sırrı meydana çıkarmak: ulan> bu dal­gayı fieniz edersen, alayımıza birden kodesi boylatırlar. perçinlemek (f.) cimağ etmek’ (bk: çivilemek2, fişek atmak, lehimlemek, nefes çekmek, şişirmek2, tezgâh kurmak, üfürmek, yefallemek, zımbalamak).

 

perdahçi (far. tr. s.) birisini asılsız sözlerle kandırmaya çalışan, ağız kalabalığı eden [kimse]: perdahçıdır, yan çiz! (bk: tıraçşı).

perdahçilik (far. tr. i.) perdahçının sanati: perdahçılığa karnımız tok biziniy az buçuk harbi konuş!

perdahlamak (far. tr. f.) i. birisini asılsız sözlerle kandırmıya çalışmak : -amma da perdahlıyormuşsun ha! (bk: dikine tıraş etmek, tıraş etmek, vızıldamak). 2. sövmek, küfür etmek: herifi tepeden tırnağa kadar bir perdahladı ki, . . (bk: kalay­lamak, okumak).

petka (i.) kıç (bk: atras, bohça, boyata, davul, ense, defans, defransiyel, kâse, küfe, paket, semer, tiz).

petkasi sikmak (dey.) kendine güvenir olmak: -petkan sıkıyorsa çık kar şimal

peyke kurusu (b. s.) sabahçı kahvelerinde peyke üzerinde sa- bahlıyan [kimse]: -ulan peyke kurusu, ampes çekmekten sam­yeli vurmuş mayıs çirozuna dönmüşsün be!

pirna (gr. İ.) rakı: pırnayı çekince soluğu Kemer altında aldı. (bk: anzarot, carmak, carmakcur, duziko, imam suyu, istim l, pırne, pırnı, piyiz).

pirne (erm. i.) rakı (bk: pırna).

PiRNi (gr. i.) rakı, (bk: pırne).

pirpiri ( s.) hovarda, çapkın:                   bizim babalık bayağı pırpın

imiş. {bk: adadiyoz, bitirim, dıragon 2, kopuk, mırmır).

PIRTI (n.) sus! (bk: makas1, resto, terso, uskut:     -çenen pırtı,

ilallâh be !...

piliç (tr. İ.) körpe ve güzel luz: bu aynasız yerde de yeni yeni piliç­ler türedi, (bk: bıldırcın).

pİlâkî (gr. s.) aptal, sersem, enayi: -ne de pilâki imişsin be, tuzlayım da kokma ! (bk: abullabut, andavallı, angut, armut, aval, bangoboz, denyo, gebeş, gebeşâki, hafız, hırbo, hırt, hışır, hıyar, kaşkaval, kanser İlâcı, kereste1, keş, koroydo, mayın, pangodoz, saloz, tereyağı, yanbolu).

pilot olmak (dey.) sarhoş olmak, (bk: mastorlaşmak, matiz olmak).

 

pİnpon (ing. s.) ihtiyar, yaşlı, saçı sakalı ağarmış [adam]: şu pinponun dızgalma (=sakalına) kitakse! (bk: moruk, pom- puruk).

pipo temizlemek (dey.) cimağ etmek (bk: çivilemek1, fişek atmak, lehimlemek, nefes çekmek, parmağım ıslatmak, perçinlemek, şişirmek2, tezgâh kurmak, uçuşa gitmek, üfürmek, yefallemek, zımbalamak).

pİston kirmak (fr. tr. dey. şof. arg.) şoför, patrondan habersiz otomobil ile gezmek: -piston kırmak sevdasından vaz geç be. oğlum!

pİstonlu (fr.tr. s.) taraflı, arkalı, bir mesnede güvenen, iltimaslı: pistonlu olduğu için dünyaya boş veriyor. (bk: dayısı dümende).

pİstonu var (fr. tr. f.) iltimaslı: -ehliyetimiz yoksa da pistonumuz var. (bk: pistonlu).

pİyanço (i.) bit, kehle: kuyruklu piyançoya boş ver, kerizde kaybeder. (bk: macar).

pİyango çekmek (ita. tr. dey. mek, arg.) sözlü yoklama yapmak: yarın piyango çekilecek, iyice ineklemezsen (—çalışmazsan) simi te (=sıfıra) hazır ol!

piyango vurmak (ita. tr. dey.) yanma güzel bir kadın düşmek: bizim tüysüz Hüsnü’ye piyango vurmuş, bak nasıl kasılıyor (=kuruluyor) kadının yanında.

fİyastos etmek (gr. tr. f.) birini yakalamak, tutmak, canlı ola­rak ele geçirmek: beni piyastos edenin alnını karışlarım, (bk: piyastos olmak).

pİyastos olmak (gr. tr. f.) yakalanmak, tutulmak, cânlı olarak ele geçmek: gâvur Nuri, çorbacıyı sövüşlerken piyastos olmuş. (bk: enselenmek).

pİyaz (far. i.) güleryüz, iltifat, kompliman: piyaza karnımız tok, papelleri sökül I

pİyazgi (far. tr. s.) koltukçu, komplimancı, yüzegüler: piyaz­cıdır, boş ver. (bk: yağcı),

pİyazcilik (far. tr. i.) koltukçuluk, komplimancılık, yüzegüierlik:

piyazcılığına kanma, kalleştir.

pİyazlamak (far. tr. f.) yüze gülmek, bir işin halli için başka­sının hoşuna gidecek sözler söylemek, iltifat etmek, kompli­man yapmak: -papellerin kokusunu alınca nasıl da piyazlıyorsun moruğu, (bk. yağcılık etmek).

pİyaz doğramak (far. tr. dey.) yalan söylemek : -piyaz doğra- mıya başladı, kır kirişi! (bk: bom atmak, kıtır atmak, man­tar atmak, mantarlamak, martaval atmak, martaval oku­mak, maval okumak, palavra atmak veya savurmak).

PİYİz (i.) rakı: piyizin kokusunu alınca, gözleri fal taşı gibi açılıyor. (bk: anzarot, carmak, carmakcur, duziko, imam suyu, istim ü pırna, pırne, pırnı).

PİYİz kaymak (dey.) birinin içki masasına - dâvetsiz olarak- çökmek: beleşçidir, piyiz kayar, (bk: has işlemek, rampa etmek).

pİyİzlenmek (f.) rakı içmek: -bey ahi, kaç gündür piyizlenmiyomz da hırboya döndük, (bk: çakmak2, papaz uçurmak, parlat­mak) .

 


__________________