Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (P)(PA)

Yazar Mesaj   #1673  2016-03-10 10:45 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

PAÇACI KEMİĞİ (i.) çük (bk: bağırsak çıkıntısı, lolo). paçavra (s.) bulaşık, sulu, sırnaşık, arsız [adam]: herif paçavra, dehle gitsin! (bk: cıvık, çamur, sıvık).

 

paçoz (s.) uygunsuz, orta malı [kadın]; metres: -şu gelen pa- Çozo. bak, filinte gibi, (bk: aftoz, antin, dalgamotor, esnaf, gaco, motor, zamazingo).

paket (i.) kıç (bk: atraz, bohça, boyata, davul, defans, def- ransiyel, ense, kâse, küfe, semer, tiz, toto). paeabiyik (b. s.) tüysüz, bıyıksız [kimse]. palamari çözmek (gr. dey.) ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak: tahtakozu görünce, palamarı çözdü, (bk: açmak, ançizlemek, cızdamı çekmek, cızlamı çekmek, cizcozlamak, dümeni kırmak, ferlemek, fertiği çekmek, fertiklemek, ipini kesmek, kırmak, kirişi kırmak, nokta olmak 1) panik kırmak, payan­daları çözmek, tığmak, tırlamak, tüymek, voltasını almak, yaylanmak, yelkenlemek, zamkinos etmek, zıplamak). palamari koparmak (gr. dey.) ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak: piyastos olmadan, palamarı koparmalı. (bk: palamarı çözmek) [“palamar” sözünün, iltalyancası “palamara”, grelcçesi “palamari”dir].

palas (s. mek. arg.) i. kolay, rahat [nesne]: yarınki derslerin hepsi palas. 2. insana rahatlık veren, kolaylık gösteren, hoşa giden [nesne, kimse, yer]: bizim fizik hocası çok palas; Ka­bataş lisesi, Haydarpaşa lisesinden daha palas. palas geçmek (dey. mek, arg.) rahat, kolay, sıkıntısız geçmek: bizim askerlik çok palas geçti doğrusu. palavra (ısp. ita. s.) yalan, asılsız, uydurma [söz veya haber]: palavraya karnımız tok. (bk: atmasyon, bom, dolma, dubara, eftamintokofti, kantin, kaşkariko2, katakofti, kıtır, kıtır- bom, kofti, madik, mantar, martaval, masal, polim, şoro- lop, tirişko).

palavra atmak (isp. ita. tr. dey.) yalan söylemek, şişirmek, yüksekten atmak: amma da palavra atarmışsın ha! (bk: bom atmak, kıtır atmak, mantar atmak, martaval atmak veya okumak, maval okumak, piyaz doğramak). palavragi (isp. ita. s.) yükseten atmayı, palavra söylemeyi huy edinmiş [kimse]: -palavracıdır, okuduğu masalların yüzde doksanım iskonto et! (bk: bomcu, kıtırcı, mantarcı1).

 

palavra savurmak (isp. İta. tr. dey.) yalan söylemek, asılsız, uydurma söz veya haber ortaya çıkarmak: ■oğlum harbi konuş, palavra savurma! (bk: bom atmak, kıtır atmak, madik atmak, mantar atmak, mantarlamak, martaval atmak veya okumak, maval okumak, palavra atmak, piyaz doğ­ramak) .

palazlanmak (f.) karşı gelmek, kafa tutmak: -sen mi kaldın bize palazlanacak, imanım.

pamİ ! (gr. e.) haydi, çabuk, yürü, gidelim ! -oğlum, fiami, dalga geçme!

pandispanya gazetesİ (dey.) uydurma, inanılmıyacak sözler anlatan kimsenin yalanlarına karşı: “pandispanya gazetesi yazıyordu” şeklinde alay yollu söylenen bir deyim. pandufla (i.) habersizce alma, aşırma, çalma, dolandırma (bk: arak, aşıremento, kaparoz). panduflaci (s.) dolandırıcı, hırsız, yankesici: herif yaman pan- duflacı imiş, bir türlü enselenmiyor, (bk: arakçı, kaldırımcı, mantarcı, markacı, muslukçu, numaracı, tırnakçı, tırtıkçı, tufacı).

pangodoz (s.) sünepe, içkicı [ihtiyar]: pangodozun biri, iki tek parlatsa imamın kayığına biner {—ölür). panik kirmak (fr. tr. dey.) savuşmak, uzaklaşmak, kaçmak, ayrılmak: aynasızı görünce şipşak paniği kırdı, (bk: açmak, ançİzlemek, cızdam etmek, cızdamı çekmek, cızlamı çek­mek, cicozlamak, çözülmek, dümeni kırmak, ferlemek, fertiği çekmek, kertiklemek, ipini kesmek, kırmak, kirişi kırmak, nokta olmak1, palamarı koparmak veya çözmek, tığlamak, tırlamak, tüymek, voltasını almak, yaylanmak, yelkenlemek, zamkinos etmek, zıplamak). pantollu hayvan (b. s.) kaba adam, (bk: ahlat, hırt, hışır, hıyar).

pantolon baliği (ita. b. i.) zeker (bk: alat, babatorik, bombili, kamış, kereste 2, malafa, maslahat, matrakuka, zurna2). papaz uçurmak (gr. tr. dey.) etraflı eğlence yapmak, rakı âlemi yapmak: -şu moruğu sövüşlersen, akşama bir papaz uçururuz* (bk: piyizlenmek).

 

papel (ita. i.) 1. bir liralık kâğıt para: sekiz papaeli doğrulttuk. (bk: asker, cumhuriyet). 2. iskambil kâğıdı, işlenmiş kâğıt.

paraşütçü (fr. tr. i.) açıkgöz, herhangi bir yere bedavadan giren>şu paraşütçülerin de biletlerini kes bakalım, (bk: beleşçi).

parça (far. i.) 1. şık, güzel, çekici kadın.: -gelen parçaya kitakse (—bak). 2. esrar [içilen-] (bk: ampes, cıgaralık, cuk, dal­ga 1, diş, duman, hurda, kaynar, konca, paspal, toprak, nefes, ot, sarıkız2).

parlatmak (tr. f.) içki içmek: -gel, iki tek parlatalım! (bk: çak­mak 2, papaz uçurmak, piyizlenmek).

parmağini islatmak (dey.) cimağ etmek (bk : çivilemek 1, fişek atmak, lehimlemek, nefes çekmek, perçinlemek, şişir­mek 2, tezgâh kurmak, uçuşa gitmek, üfürmek, yefallemek, zımbalamak).

pasaportunu almak (fr. tr. dey.) koğulmak [büsbütün-]:

. .. .den çoktan pasaportunu aldı, (bk: dehlenmek, sepetlenmek, yürümek 2).

pasaportunu vermek (fr. tr. dey.) koğmak [büsbütün-]: -M e- moya pasaportunu vermişler. (bk: dehlemek, sepetlemek).

pas geçmek (fr. tr. dey.) aldırış etmemek, vazgeçmek: -pas geç, kendi düşünsün!

pasini almak (dey.) dâvetkâr bir bakış yakalamak: dün bir ka­dının pasını almıştım ama, işim vardı boş verdim.

paslaşmak (f.) bakışmalarla anlaşmak: -şu gördüğün kızla pas­laştık, sonra konuştuk.

paso (ita. i.) “ben karışmam”, “İşin içinde ben yokum” gibi, bir işten vaz geçildiğini, bir işin içine girilmiyeceğini an­latır: -aman kardeşim, benden paso.

paspal (i.) esrarın kötüsü, fenası: -konca değil, paspal bu. (bk: toprak).

pas vermek (dey.) bakışiyle ümit vermek [kız veya kadın] (bk: avans vermek).

pata (i.) fit olma, berabere kalma: -ne kadar keriz etsen, gene patayız• (bk: fit2).

pata çakmak (tr. dey.) selâm vermek [eliyle-]: kandilli bir pata çaktı, papeli uçlandı.

 

 

 

patagos (gri i.) bütün beş kuruşluk: kayıkçıya patagosu toka edince soluğu CibalVde alırsın hacım.

patak (i.) dayak, kötek: bu sefer patağı hak ettin artık. (bk: marîz). patirdatmak (f.) bir yabancı dili çat pat konuşmak: çat pat İngilizce patırdatıyoruz.

patİnİyİ tutmak (tr. dey.) yayan yola çıkmak: çoktan pantiniyi tuttu.

pavurya (gr. s.) çarpık, bir omuzu düşük olarak yürüyen: pavuryaya bak, afi kesmiye kalkıyor. payandalari çözmek (far. tr. dey.) ayrılmak, kaçmak, uzak­laşmak : marizin kokusunu alınca şipşak payandaları çözdü. (bk: açmak, ançizlenıek, cızdam etmek, cızdamı, çekmek, cız- lamı çekmek, cicozlamak, çözülmek, dümeni kırmak, fer- lemek, fertiği çekmek, fertiklemek, ipini kesmek veya kır­mak, kirişi kırmak, nokta olmak1, palamarı çözmek veya koparmak, panik kırmak, tığmak, tırlamak, tüymek, voltasını almak, yaylanmak, yelkenlemek, zamkinos etmek, zıplamak).


__________________