Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (M)(A-S)

Yazar Mesaj   #1667  2016-03-10 10:41 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

M

macar (i.) bit, kehle (bk: piyanço).

macun (ar. i.) süzme' afyon : -oğlum, senin macundan da anlıyalım.

madara (s.) 1. âdi, fena; sevimsiz; boş (bk: boru fi fasarya1, pofyos). 2. (i. mek. arg) derste .hocanın bir yanlışını bulup yüzüne vurma, hocayı bozum etme : -senin de işin gücün madara yahu !

madara olmak (dey.) yalanı çıkmak, mahcûbolmak, utanmak: -gözünü aç, madara olursan bir araba dayak yersin / (bk: amorf olmak, bozum olmak, dut gibi olmak, ekşimek1, foslamak).

madİk (erm. 'i.) hiyle, yalan, dolan: madik bizi açmaz■ (bk: açmaz, mandepsi, tonga, kaşkariko2, zoka). madik atmak (erm. tr. dey.) yalan söylemek, hiylekârlık etmek, aldatmak; kandırmak: -bize madik atılır mı? madİkçİ (erm. tr. s.) hiylekâr, riyakâr, aldatıcı: madikçidir, anlat­tığını iskonto et ! (bk: bomcu, dubaracı, kalleş, kıtırcı). madik etmek (erm. tr.f.) kandırjııak, aldatmak: -bize madik edilir mi ?

madİk oynamak (erm. tr. dey.) aldatmak, kandırmak: -madik oynama, yersin marizi■ (bk: madik etmek). majİno hatti (fr. ar. tr. inek, arg.) talebeyi çok korkutan ders­ler [fizik, kimya, cebir, geometri. . . gibi]: -yarın ilk ders majino hattı, simite (= sıfıra) şimdiden hazırlan. makas! (ar. n.) i. yeter, kâfi, kısa kes! (bk:resto, terso, uskut).

2. (i.) işaret ve orta parmakla yanağı kıstırma, makas almak (dey.) işaret ve orta parmakla yanağı kıstırmak (bk: kesme almak, makas geçmek). makas geçmek (dey.) (bk: kesme almak, makas almak).

makaslik (i.) apteslıaııe kuburu:.................. şakul takmamış ya tam

makaslığa yapsın, (bk: açık göz). makas yapmak (ar. tr, dey. şof. arg.) şoför, patronun, malsalıi- binin parasından kırpmak: -ulan, kaç papel makas yaptın bugün ? [bu deyim, umumî argoya da mal olmuştur]. makİne (ita. i.) iyi tabanca: senin makine çakaralmaza benziyor. (bk: taahütlü).

mal (ar. i.) i. güzel, yakışıklı kadın veya kız: -mala bak, malal

  1. para (bk: asker, dırav, dünyalık, mangır, mangiz, pul, taş)
  2. (bk : beyaz, horain, orain, toz). 4. (mek. arg.) cıgara: -aman Ali, bana malından bir tek ver. (bk : çıkıntı, sİpar, sipsi).

malafa (i.) erkek tenasül organı (bk: alat, babatorik, bom- bili, kamış, kereste 2, maslahat, matrakuka, zurna2). malin gözü (ar. tr. dey.) kötülükte eşsiz: malın gözü imiş te haberimiz yok. (bk: süzme).

malama (gr. İ.) altın lira: -tırtıkladığın malamaları başladın mı okuimıya? (bk: küflü, o ski, sarıkız).

 

mandagözü (tr. b. i.) yirmibeş kuruşluk büyük nikel para; bir manda gözü uçlandım bu tabakaya. [1938 de tedâvülden kaldırılmışiır].

mandepsİ (gr. i.) tuzak, oyun, dalavere; bize de mi mandepsi?

(bk; açmaz, katakulli, numara, tonga, zoka). mandepsiye bastirmak (gr. tr. dey.) (bk: mandepsiye düşürmek). mandepsiye düşürmek (gr. tr. dey.) -Celalli Bekir"ğ aynasızlar dün gece mandepsiye düşürmüşler, (bk: tongıya düşürmek). mangir (gr. i.) para: bugünlerde mangır tutmuyoruz (bk: asker, dırav, dünyalık, mal 2, mangiz, pul, taş). mangİz (çing, i.) para: bugünlerde mangiz tutmuyoruz. (bk: man- gır).

mangİz erİtmek (çing. tr. dey.) para yemek, para harcamak: -boru değil, su gibi mangiz eritiyor. manİta (ita. i.) tanışır gibi bir hal alarak para sızdırma. manİtacİ (ita. i.) tanışır gibi bir hal alarak para sızdıran dolan­dırıcı : -duyuyor musun, manitacıların künyesini siliyorlarmış (=siirgün ediyorlarmış).

manİtagilik (ita. i.) tanışır gibi bir hal alarak para sızdırmak mesleği, bir çeşit dolandırıcılık; manitacılık sökmüyor burada. (bk: arak, kaparoz, pandufla).

mano (i.) [kumarda] para, hisse, pay, komisyon: bu partinin manosu bizim olacak, hâ.

mantar (gr. i.) 1. yalan: işi gücü hep mantar, (bk.: atmasyon, bom, dolma, dubara, eftamintokofti, kantin, kaşkariko2, katakofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, martaval, masal, palavra, polim, şorolop) [grekçesi “manitan”, eski yunan- cası “amanites”dir]. 2. (s. mek, arg.) salak, budala, hacı­ağa tipli kimse: -mantar M ekmedi gördün mü ? mantar atmak (gr. tr. dey.) yalan söylemek: -bize de mantar atmıya başladın, kaşkaval! (bk: martaval atmak, martaval okumak, maval okumak).

mantara basmak (gr. tr. dey.) biri tarafından hazırlanan oyuna, tuzağa diişmak: mantara basmıyor. mantarci (gr.tr. s.) 1. yalancı, düzenbaz: -mantarcının bindir, tıraşına boş ver ! (bk: atmasyoncu, borucu, dubârâcı, kerizci2,

 

kıtırcı, madikçi, palavracı), 2, saf kimseleri bir takım hiyleli hareketlerle şaşırtıp para sızdıran [hırsız], mantarcilik (gr. tr, i.) i. yalancılık: mantarcılık bize sökmez! (bk: atmasyonculuk, palavracılık), 2. mantarcı usuliyle yapılan hırsızlık.

mantarlamak (gr. tr. f.) aldatmak, yalan söylemek: öküzleri koşmuştu, tam mühim bir yerde mantarladı. mantunİta (ita. i.) kapatma, metres (bk: nannik). maraza (ar.? i.) kavga, gürültü (bk: çıngar, haraza, hır) [kelimenin, arapça “muâraza”dan gelmiş olması müm­kündür] .

maraza etmek (ar,? tr. f.) kavga, gürültü etmek (bk: çıngar çıkarmak, hır çıkarmak).

marİz (i.) dayak, dövme: marizden korkmuyoruz biz. marİz atmak (f.) dayak atmak, dövmek: herife öyle mariz altılar ki, deme gitsin, (bk: marizine kaymak, marizlemek, mariz uçlanmak).

marîzine kaymak (tr. dey.) çullanıp dövmek: adamın marizine kaymışlar. (bk: mariz atmak, marizlemek). marİzlemek (f.) dövmek, dayak atmak: herifçioğlunu, eşek sudan gelinceye kadar marizimmişler, (bk: mariz atmak, marizine kaymak, mariz uçlanmak).

marİzlenmek (f.) dayak yemek: kaşalotzâde iyiden iyiye marizlen­miş. (bk: amorf olmak3, hacı pintorosa kavuşmak). marİ2 uçlanmak (dey.) (bk: mariz atmak, marizine kaymak, marizlemek).

markaci (ita. tr. i.) dalavereci, tuzakçı, dolandırıcı (bk: arakçı, kaldırımcı, muslukçu, panduflacı, tırnakçı, tufacı). markacioĞlu (ita. tr. s.) hiylckâr, yalancı, düzenbaz, (bk: dubaracı, kerizci3, madikçi).

marşal [-ders] (fr. ar. s. mek. arg.) hocanın gelmediği, yahut gelip de sözlü yoklama yapmadığı ders: -o ders nasıl olsa marşal, hiç korkma !

marşal yardimi (fr. tr. mek. arg.) kadınların yüz tuvaleti:

-şu gelenler, marşal yardımı yapmamışlar.

 

martaval (s.) yalan, uydurma, inanılmayacak,' asılsız [söz ve haber)]: -gene mi martavala başladın? (bk: atmasyon, bom, dolma, dubara, eftamintokofti, kantin, kaşkariko3, kata- kofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, mantar, masal, palavra, polim, şorolop).

ıMARTAVAL atmak (dey.) yalan, inanılmıyacak sözler söylemek: -attığın martavalı kimse yutmuyor, (bk: bom atmak, kıtır atmak, madik atmak, mantar atmak, mantarlamak, mar­taval okumak, maval okumak, perdahlamak1, palavra a.tmak, piyaz doğramak).

martavalci (s.) yalan, uydurma, asılsız söz söyliyen, yalancı (bk: palavracı).

martavalcilik (i.) yalan, uydurma, asılsız söz söyleme: -mar­tavalcılıkta, üstüne varsa domino! (bk: palavracılık).

martaval okumak (dey.) yalan söylemek, birisini kandırmıya çalışmak: başladı gene martaval okumıya; bu adamın işi gücü martaval okumak, (bk: bom atmak, kıtır atmak, madik at- mak, mantar atmak, mantarlamak, martaval atmak, maval okumak, perdahlamak \ palavra atmak, piyaz doğramak).

masal (tr. i.) yalan, dolan: masala karnımız tok. (bk: atmasyon, bom, dolma T, dubara, eftamintokofti, kantin, kaşkariko 3, katakofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, mantar, martaval, palavra, polim, şorolop).

masal okumak (tr. dey.) birisini kandırmıya çalışmak, yalan söylemek: -masal okuma oğlum, sabahtan beri ben buradayım. (bk:   mantar atmak, martaval atmak, martaval okumak,

maval okumak, perdahlamak1).

maslahat (ar. i.) zeker (bk: alat, bombili, kereste 2, rnatrakuka, zurna2).

mastor, mastur (gr. s.) esrar sarhoşu: kurbağa Ali gene muştur. (bk: metizmenos) [başka içkiden sarhoş olanlara da “mas­tor, mastur” denilir].

MASTORLAŞMAK, masturlaşmak (gr. tr. f.) sarhoş olmak: -bir ampes daha toka et de mas torlaş ayım, (bk: matiz olmak).


__________________