Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (G)

Yazar Mesaj   #1609  2016-03-08 22:53 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

G

gaco (i.) kadın, dost, metres: şu gacoya bak, amma da sapanorya (=çirkin) ha! (bk: aftos, dalgamotor, nannik, paçoz, zamazingo).

 

gaco oskisi (i.) İngiliz lirası: bu afili taahütlüye ( = tabancaya) üç gaco oskisi tosladım (=verdim).

 

gaddare (ar. i.) kama: bu külüstür gaddar ede iş yok. (bk: kulaklı).

 

galan (fr. s.) paralı [oyunda], (bk: kaim, yağlı, yüklü2).

 

gargı etmek (dey.) mevcut parasını bir kâğıda koymak, altı yedi defada kazandığını geri çekmemek, hepsine bir zar atmak: baktım şans istiyor, kazancımın hepsini gargı ettim.

 

gavgav (i.) husye: güreşte gavgavlara sarılmak yasaktır, (bk: incir dolması, kampana[lar]).

 

gâvur bozuntusu (s. mek. arg.) kekeliyen, kekeme: -şu gelen çocuk da gâvur bozuntusu imiş.

 

gaze basmak (dey.) def olmak, savuşmak, çekip gitmek: çok ötme bakalım, hafiften gaze bas! (bk: nokta olmak).

 

gazete çikarmak (dey. mek. arg.) gece yatakhanede dedikodu yapmak: çocuklar, müdiranım gazete çıkardığımızı haber almış, bu gece bizi dinliyecekmiş,

 

gaz kesmek (dey.) kısa kesmek, lâfı uzatmamak: -gaz kes aga, sıktı.

 
   


gazlemek (f.) def olmak, basıp gitmek: haydi yavrum gazle artık. (bk: açmak1, ançizlemek, aralanmak, basmak1, cızdam etmek, cızdamı çekmek, cicozlamak, cızlamı çekmek, çözülmek, dümeni kırmak, düşmek2, ferlemek, fertiği Çekmek, fertİklemek, fırttırmak, ipini kesmek, kırmak, kirişi kırmak, nokta olmak, palamarı koparmak veya çözmek, panik kırmak, payandaları çözmek, tığmak, tır- lamak, tüymek, voltasını almak, zamkinos etmek, zıpla­mak) .

 

gebeş (tr. s.) enayi, aptal, sersem: -boş ver şu gebeşe, (bk: abullabut, andavallı, angut, armut, aval, ayran ağızlı, bangoboz, denyo, düdük makarnası, gebeşâki, hafız, halalım, hırbo, hırt, hışır, hıyar, kanser ilâcı, kaşkaval, kereste1, keriz2, keş, koroydo, mayın, pangodoz, pilâld, saloz, tereyağı, yanbolu).

 

gebeşâkİ (s.) aptal, sersem, enayi: -gebeşâki, hıyar gibi ne sırı­tıyorsun karşımda, (bk: abullabut, andavallı, angut, armut, aval, ayran ağızlı, bangoboz, denyo, düdük makarnası, gebeş, hafız, hırbo, hırt, hışır, hıyar, kereste1, keş, ko­roydo, mayın, pangodoz, pilâld, saloz, tereyağı, yanbolu).

 

gebe zar (tr, far. st.) hiyleli zar: -senin zar, gebeye benziyor değiştir onu. (bk: fındık, havai).

 

gece zammı (tr. ar. i, şof. arg.) şoförün oturduğu yerin altında bulundurduğu sopa: arabada çıngar çıkaran müşterilere, hazan gece zammı lâzım gelir.

 

gelberi etmek (tr. dey.) aşırmak, çalmak: bizim çakmağı gelberi etmişler, (bk : anaforlamak, araklamak, aşıremento etmek, bomba patlatmak, cebellezi etmek, işlemek 1j kaldırmak, kaparoz etmek, kaparozlamak, omuzlamak, sırıklamak, tırtıklamak, tufalamak, tüydürmek, yürütmek3, zula etmek),

 

gelinalıcılar (tr.ç.i.) polis [baskın esnasında kullanılır]: gelin alıcılar hizaya gelmiş oğlum, gözünü aç ! (bk: aynasız 3, dayı 2, mikrop1, tahtakoz).

 

gelmek (tr. f.) bakmak: -güzele gel güzele, (bk : dikiz etmek, dikizlemek, kitakse etmek).

 

geştapu (al. i. şof. arg.) belediye zabıtası: yine bugün geştapular kurdeleni kesmiş (=ceza yazmış).

 

geyik (tr. i.) (bk : alfons, asılzâde, astik, dasnik, esnaf 1)„

 

gıcır (tr. s.) yeni: gıcır yemenileri ayağına çekmiş, caka satıyor.

 

gır (tr. i.) 1. lâkırdı, söz: herifin işi gücü hep gır. 2. (s.) yalan, uydurma: gır söze karnımız tok.

 

gır atmak (tr. f.) lâf atmak, çene çalmak, konuşmak: bizim babalığın işi gücü, kahvede gır atmak. (bk : gır kaynatmak, kaynatmak1 ).

 

gır geçmek (tr. dey.) dikkat etmemek, aklı başka yerde olmak: görüyorum gır geçiyorsun, (bk : boşlamak, boş vermek, dalga, geçmek, haspi geçmek, haylamamak, keşlemek, omuz vermek, takmamak, tonel geçmek, yan çizmek, yan sal­lamak) .

 

gır kaynatmak (tr. f.) (bk : gır atmak).

 

gırla (tr. zf.) boyuna, bir düziye, alabildiğine: herifte çene mi dedin, gırla. . .

 

göbeğinden İşetmek (dey.) bıçaklamak: Reşat ağabeyi, pinti Ömer' i göbeğinden işetti. (bk : çivilemek, hacamat etmek, hacamatlamak, şişirmek1, şişlemek).

 

götlek (tr, s.) me’bûn (bk : beşlik, beş yıldız, dümbeleki, ellisekiz, esnaf 1, folluk3 , götoş, ibnetor, inek3, kayarto, kova, taymcı, verek).

 

götoş (i.), me’bûn (bk : beşlik, beş yıldız, dümbelek1 , esnaf1, folluk3, götlek, ibnetor, inek3, kayarto, kova, tayıncı, verek).

 

götü trampet çalmak (dey.) keyfi yerinde, neşeli olmak: -papelleri kıvırdın, şimdi götün trampet çalıyor. (bk: ağzı dört köşe olmak).

 

güm (s.) yalan, asılsız, uydurma (söz veya heber) : -gümü bırak da, biraz harbi ( = doğru) konuş be hacım! (bk: atmasyon, bom, dolma, dubara, eftamintokofti, kantin, kaşka­riko 2, katakofti, kıtır, kıtırbom, kofti, palavra, mantar, martaval, masal, polim).

 

güm atmak (dey.) yalan söylemek, aldatmak, kandırmak: gene güm atıyorsun.

 

güme gİtmek (dey.) 1. boş yere ölmek: herifçioğlu güme gitti. (bk: gümlemek). 2. yok yere heder olmak, boşa gitmek: bizim sözlerimiz güme gidiyor yahu,

 

gümlemek (tr. f.) ölmek; yok yere heder olmak: bizim papeller gümledi; herifçioğlu gümledi, gitti, (bk: cavlağı çekmek, cavlamak, kakırdamak, mortiyi çekmek, mortlamak, nallan atmak veya dikmek, sıfırı tüketmek, tıngırdamak).

 

güverte (ita. i.) barbut oynanılan küçük masa: bizim dükkânın (=kumarhanenin) güvertesini araklamışlar (=çalmışlar).

 

güverte seyahat! (ita. ar. it. şof. arg.) şoför, muavinini arka bagaja bindirme: -yükümüzü aldık, haydi sen de güverte seyahatine!

 

güzeller resmİ geçİdi (tr. ar. it. şof. arg.) makam arabalarının arkasına takılan polis arabaları.


__________________