Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (Ç)

Yazar Mesaj   #1605  2016-03-08 18:05 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1944
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

Ç

 

çaça (gr. i.) hatırlı kabadayı.

 

çakal (tr. s.) 1. kurnaz, bütün oyun hiylelerini bilen ve yapan (bk: bizden). 2. aciz [kimse]. 3. sevİlmiyen, değersiz, insaniyetsiz, düzenbaz, yalancı, bayağı [kimse]: böyle çakalları çok gördük biz.

 

çakar almaz (tr. b. i.) işe yaramayacak halde olan, bozuk tabanca: bir çakar almazı var, afi kesiyor. . .

 

çakmak (tr. f.) 1. bilmek, anlamak, hisseftmek: onun dalgasını ben çaktım, (bk: çakoz etmek). 2. rakı içmek: -gel, iki tek çakalım. 3. sınıfta kalmak: Ahmet, bu sene çakacağa- ben­ziyor. (bk: atomîamak, çuvallamak, diplemek, top atmak 2, tırlamak2, torpillemek). 4. tokat vurmak: -bodoslamadan bir tane çakarsam görürsün. 5. kötü bir' nesneyi iyidir diye yutturmak: bakır saati, altın gösterip çaktı. çakoz etmek (dey.) 1. gözetlemek: bir iki çakoz et bakayım etrafı, aynasızlar gözüküyor mu? 2. anlamak: .... vaziyeti çektan çakoz etmiştim, (bk: çakmak1).

 

 

çakozlamak (f.) anlamak, idrak etmek, bilmek: onun dalgasını çoktan çakozladım. (bk: çakmak1).

 

çalıştırmak (tr. f.) 1. saf olan biriyle alay etmek: deminden beri çalıştırıyorlar, farkında değilsin„ (bk: işlemek 3, maytaba almak, saraka etmek sarakaya almak, matrağa almak, matrak geçmek, peliz kesmek). 2. vermek: -oğlum, bir cigara çalıştır bize, paketi evde unutmuşuz, (bk:atlamak, ballandırmak, bayılmak, ekmek 1, elden gelmek, sökül­mek, toka, etmek l, toslamak 2, uçlanmak, yırtılmak). çamur (tr. s.) terbiyesiz, sulu, yapışkan ve sırnaşık [kimse): -herif çamurmuş be! (bk: cıvık, maya, paçavra, sıvık). çamura yatman (dey.) borcunu ödememek: -üç gün, çamura yatarsın, dördüncü günü enselenirsin. (bk: asmak 1, takmak -f kaynatmak3).

 

çapaçul (tr. s.) kıyafetsiz ve dağınık [adam].

 

çaparize getirmek (dey.) tuzağa düşürmek (bk: tongaya düşür­mek) .

 

çaptan düşmek (dey.) artık iş göremiyecck, kendisinden iş beklcnemiyecck bir hale gelmiş olmak: iş yok onda, çaptan düşmüş o artık.

 

çarık (far. i.) 1. para cüzdanı: şu hacıağanın çarığını tırtıklayıver. 2. (şof. arg.) otomobilin dış lâstiği: -çarıkları yenilemeli ( = otomobilin dış lâstiklerini değiştirmeli).

 

çarliston [-marka] (ing. i.) 1. züppe (bk: abuzettİnbcy, didon). 2. (s.) yeni icat, az bulunur, antika: oğlum, bizim çakaralmaz, çarliston markadır, ne konuşuyorsun sen !

 

çaylak (s.) acemi, tecrübesiz, toy [şoför]: -çok, çaylaksın, daha, okulu var oğlum!

 

çekim (tr. i.) bir tutam eroin: bir çekim malım kaldı, kimseye veremem.

 

ÇIKINTI (tr. i.) cigara: -otlakçılığa boş ver oğlum, bu istediğin kaçıncı çıkıntı yahu! (bk: mal4, sipar, sipsi).

 

çıngar (i.) kavga, gürültü: işi gücü hep çıngar, (bk: hır, maraza),

 

çıngar çikarmak (f. dey.) kavga, gürültü etmek: çıngar çıkar­madan işi rast gitmez. (bk: hır çıkarmak, maraza etmek).

 

çıngarlı moruk oskisi (erm. tr. i.) Fransız lirası.

 

ÇINGIRAĞI çekmek (tr. dey.) ölmek: ince hastalıktan çıngırağı çekmiş. (bk: cavlağı çekmek, cavlamak, gümlemek, takırdamak, mortiyı çekmek, mortlamak, nallan atmak, nalları dikmek, sıfırı tüketmek3, tıngırdamak).

 

çırnık (tr. s.) kıymetsiz, değersiz, çirkin, sakil [şey], [bahriye argosu] (bk: cavalacoz, fasafıso, moloz, tapon, zımbırtı3).

 

çiftedikiş (i. mek. arg.) iki yıllık, bir sınıfta ikinci yılım okuyan talebe: -bizim çiftedikişi dün hamama (=disiplin kuruluna) göndermişler, (bk: çifte kavrulmuş).

 

çifte kâğıtları yapindirmak (dey.) esrarlı cıgaraları çekmek, içmek: -Allah versin! beşlik simit gibi oraya kurulup, nasıl da çifte kâğıtları yapındırıyorsun. çifte kavrulmuş (i. mek. arg.) (bk: çifte dikiş).

 

ÇİLİNGİR (i.) kilit açan hırsız.

 

çiroz (gr. s.) zayıf, çelimsiz ve kum adam.

 

çivilemek (tr. f.) 1. bıçak veya çakı ile vurmak, yaralamak: Despinayı çivilemişler, (bk: hacamat etmek, hacamatlamak, mıhlamak, şişirmek\ şişlemek). 2. cimağ etmek (bk: fişek atmak, lehimlemek, nefes çekmek, perçinlemek, şişir­mek2, tezgâh kurmak, üfürmek, yefallemek, zımbalamak).

 

çomar (i.) ihtiyar meyhaneci: -Uzun Hasan, bizim çomara kırk papel takmış.

 

ÇORBACI (i.) patron: -çorbacıya çaktırmadan sıvışıver.

 

çözülmek (tr. f.) kaçmak, uzaklaşmak, savuşup gitmek: o, çok­tan çözüldü, (bk: açmak, ançİzlemek, cızdam etmek, cızdamı çekmek, cızlamı çekmek, cicozlamak, dümeni kır­mak, ferlcmek, fertiği çekmek, fertiklemek, ipini kesmek, kırmak, kirişi kırmak, nokta olmak, palamarı koparmak, payandaları çözmek, tırlamak, tüymek, voltasını almak, zamkinos etmek).

 

çukur (tr. i) kıç, makat (bk: atras,. bohça, kâse, küfe, semer, tiz).

 

çuval (s.) şişman, şişko [kimse].

 

çuval ağzi açmak (dey.) dikkatli bulunmak, uyanık olmak: -uyuma oğlum, çuval ağzı aç!

 

çuvallamak (f.) sınıfta kalmak: Ali, matematikle fizikten çuval­lamış. (bk: atomlamak, çakmak3, diplemek, tırlamak2, torpillemek).

 


__________________