Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (B-E-İ)

Yazar Mesaj   #1602  2016-03-08 17:10 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

B-E-İ

babaçko (s.) iriyarı [en çok kadın hakkında], (bk: vardakosta).

 

BABALIK (tr. i.) saygı gösteren bir söz:   -afiyettesin inşallah babalık !

 

babana yuttur (i.) sunî, takma göğüs.

 

babatorîk (i.) zeker (bk: alat, bombili, kereste 2, maslahat, matralcuka, zurna3).

 

babuk (i.) kulampara (bk: şapçı).

 

badem şekerİ (tr. i.) tabanca kurşunu: badem şekerini tüke­tirsen, çakaralmazı kaldır at. (bk : leblebi).

 

balık tutmak (mek. arg. dey.) şansı, talihi yardım edivermek: fizikten bir yer biliyordum o çıkıvermedi mi ? -ulan, amma balık tutmuşsun ha !

 

balkon (fr. i.) kadın veya kız memesi (bk: ampul, far, tampon).

 

ballandirmak (tr. f.) göndermek, vermek: partiyi kaybettik, hâlâ ne duruyorsan askerleri (=paraları) ballandır bakalım. (bk : çalıştırmak, elden gelmek, sökülmek, toka etmek1, toslamak 3, uçlanmak, yırtılmak).

 

bamburuklarını sökmek (dey.) birini berbat ve perişan etmek: piyastos olunca herifin bamburuklarini sökmüşler.

 

bamye tarlasi (tr. i.) mezarlık: -bütün binliği yuvarlarsan, boylarsın sonra bamye tarlasını.

bangoboz (s), saf, bön, budala, ahmak (bk: abullabut, anda­vallı, angut, armut, aval, ayran ağızlı, denyo, düdük makarnası, hafız, hırbo, gebeş, gebeşâki, hırt, hışır, hıyar, kanser ilâcı, kereste 1, keriz 3, keş, koroydo, mayın, pan- godoz, pilâki, saloz, tereyağı, yanbolu).

 

banka (ita. i.) umumhane, genelev: biraz taş (=para) tutuyor­duk, dün, alayını birden bankaya yatırdık. (bk : kırmızı fener, mektep, üniversite).

barbunya (gr. i. mek. arg.) 1. tam not (on numara): ayazağadan kolay barbunya alınmaz. 2. on, liralık bütün kâğıt: üç barbunyayı iki saatte ezmiş, (bk : alaman, bütün, evlek). barsak çikintisi (tr. i.) çük: -barsak çıkıntısına güvenip de ken­dini erkek sanıyorsun ha. . .

 

baru (s.) saf, enayi, budala [âşık]: boruyu haşladım. [bu kelime en çok, sokak kadınları tarafından kullanılır].

 

basmak (tr. f.) 1. yürümek, çekilmek, gitmek: -bas, şurdan! (bk: açmak, ançizlcmck, aralanmak, cızîamı çekmek, cicozlamak, çözülmek, dümeni kırmak, ferlemek, fertiği çekmek, kertiklemek, ipini kesmek, kırmak, kirişi kırmak, nokta olmak, palamarı koparmak, veya çözmek, panik kırmak, payandaları çözmek, tırlamak, tüymek, voltasını almak, zamkinos etmek). 2. tehlikeye düşmek: tongaya bastı. 3. al­danmak (bk: boğulmak, kafeslenmek, tora düşmek).

 

başka (tr. i.) çingene: başka diye çingeneye derler.

 

bayat (tr. s.) köhne fikirli ve düşünceli, geri kafalı [kimse]; şu bayatın kellesini az buçuk törpülemeli.

 

bayılmak (tr. f.) para vermek, borç ödemek: -bayıl bakalım papelleri, (bk : ballandırmak, çalıştırmak, elden gelmek, sökülmek, toka etmek x, toslamak 2, uçlanmak, yırtılmak).

 

beleş (ar. s.) zahmetsizce bedavadan elde edilen [para, eşya]: -beleşi kim sevmez be oğlum! (bk : anafor, avanta, habeden, lüp).

beleşçi (ar. tr. s.) beleşe konmak istiyen, bedâvacı [kimse]: -beleşçidir, pek yanaşma! (bk: anaforcu, avantacı, lüpçü, otlakçı).

 

beleşe konmak (ar. tr. dey.) (bk : anafora konmak).

 

belûce (s. sof. arg.) güzel, güzelce: -beriki daha belûce.

 

beşlik (tr. s.) me’bûn (bk: beş yıldız, dümbelek1, esnaf, folluk 3, götlek, halka, ibnetor, inek, kayarto, keçi, kova, tayıncı, verek).

 

beş YıLDız (tr. b.s.) me’bûn: -beşyıldızdır boş ver! (bk: beşlik, dümbelek b esnaf, folluk 2, götlek, ibnetor, inek 3, kayarto, keçi, kova, tayıncı, verek).

 

beton GİBİ (fr. tr. s. mek. arg.) dersine iyi çalışmış, kendisine çok güvenen talebenin hali: bizim dede bugün beton gibi, barbunyaya (=on numaraya) konacak.

 

beyaz (ar. i.) eroin: beyaz mı istersin, siyah mı? (bk: horaİn, mal 3, orain, toz).

 

beybaba (tr. b. i.) ağırbaşlı, hatırlı [adam]: beybabaya boş verme, yersin marizi, karışmam ha!

 

bıldırcan (tr. i.) kısa boylu, etine dolgun kadın veya kız: bıl­dırcına gel, bıldırcına, (bk: piliç).

 

BIZDIK (erm. i.) çocuk: bu bızdık da nereden türedi, (bk: şorulu).

 

biçimlemek (tr. f.) utandırmak, morartmak: herifi öyle bir biçim­lediler ki. . .

 

bilezik (tr. i.) hırsızlara takılan kelepçe: ayı Yakup, bileziği kırmış diyorlar.

 

BİTİK (tr. s.) âşık: -ulan, bitiksin sen be!

 

BİTİRİM (tr. s.) 1. külhanbeyi [tavırlı kimse]: -bitirim adam­mışsın, vesselam! (bk: adadiyoz, pırpırı). 2. (i.) barbut oynanılan yer, kahve, kumarhane (bk : dükkân, tekke, tripo). 3. çok hoşa giden [kimse, yer].

 

BİTİRİMCİ (tr. i.) barbut kahvesi işleten, barbut oynatan adam: -bizim bitirimciyi enselemişler.

 

BİTİRİM yeri (tr. i.) kumarhane: bitirim yerleri bizi açmıyor artık. (bk: dükkân, tekke, tripo).

 

BİTİRMİŞ (tr. s.) tecrübeli, bilgili, açıkgöz [kimse]: -herifi görme, bitirmiş.

 

bitlemek (tr. f.) kavga çıkarmak için bahane aramak.

 

bitlenmek (tr. f.) paralı olmak, parası olmak: -şu hacıağayı sövüşle de biraz bitlenelim be oğlum! (bk: taş tutmak, tutmak).

 

BİTLİ (tr. s.) az paralı; hiç parasız (bk: dıragon , hafif, hasta 1) kokoz, tıngır, tırıl).

 

bizden (tr. s.) kurnaz, açıkgöz: Hasan bizdendir, korkma istediğin gibi işle !


__________________