Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (A-V-Y-Z)

Yazar Mesaj   #1601  2016-03-08 16:45 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

A-V-Y-Z

 

aval (fr. s.) saf, budala, bön, ahmak: -ulan aval, sayı ile ken­dine gel! (bk: abullabut, andavallı, angut, armut, ayran ağızlı, bangoboz, denyo, düdük makarnası, gebeş, gcbeşâki, hafız, halalım, hırbo, lıırt, hışır, hıyar, kanser ilâcı, kereste1, keriz2, keş, koroydo, mayın, pangodoz, pilâki, saloz, tereyağı, yaııbolu).

 

aval aval (fr. zf.) aptal aptal: -aval aval yüzüme ne bakıyorsun, maymun mu oynuyor?

 

avans vermek (fr. tr. dey.) bakışiyle ümit vermek [kız veya kadın]: Şu kıza bak yahu düpedüz avans veriyor; -eyvala aga, ben asılıyorum (=peşine takılıyorum).(bk: pas vermek).

 

avanta (ita. i.) 1. [kumarda] ehemmiyetsiz istifade, yarım hırsızlıkla para kazanan bir kumarbazdan “sus payı alma: sirkafla işliyordu; bekledim, avantamı aldım. 2. [ku­marda] hiyle ile oyun oynama, kâğıt tanıma: kâğıt tanı­yordum, üstelik façayı gördüm, işin avantasına kaçtım. 3. bedava, zahmetsizce, parasız elde edilen şey (bk: anafor, beleş, habeden, lüp).

 

avantaci (ita. tr. s.) bir şeyi parasız ele geçirmek istiyen kimse: avantacıdır, çalışırsa nazik bedeni incinir, (bk: anaforcu, beleşçi, llipçü, otlakçı).

 

avanta etmek (ita. tr. f.) zahmetsiz, bedavadan kazanmak: bugünlerde, avanta ettiğimiz yok.

 

averta (ita. zf.) açık, serbest: istediğiniz kadar para koyabilir­siniz kasa averta. [yalnız “paseta”da kullanılır],

 

ayak yapmak (tr. dey.) birini aldatmak, kandırmak, için da­lavere çevirmek: gene ayak yapmıya başladı, boş ver. (bk: açmaz yapmak, dümen yapmak, filim çevirmek).

 

ayaz (tr. s.) 1. fena, zararlı veya tehlikeli durum, yer: orası ayazdır, ben gitmem; işler ayaz. {bk:  aynasız \ kertan, madara, yaş). 2. (mek. arg.) korkulan, zor [ders]: bugünkü dersler hep ayaz.

 

ayaz ağa (tr, i. mek. arg.) gayet sert, yüzü gülmez, talebeyi korkutan hoca: -ilk ders ayazağanındır, gözünü aç !

 

ayazlamak (tr. f.) boş yere, beyhude yere bir yerde beklemek: sabahtan beri .burada ayazladık, ne gelen var, ne  giden, (bk: kazıklamak 2).

 

ayinka, ayinkaci (erm. i.) tütün kaçakçısı: şu atlı, ayınkacıya benziyor.

ayip sallamak (ar. tr. dey. sof. arg.) ayıp etmek: 3 yolsuz bir harekette bulunmak, [gazino veya kahve gibi yerlerde para vermek lâzım geldiği zaman birbirlerine ikram etmek üzere iki şoför arasında kullanılır]: abi, ayıp sallıyorsun, masanın şerefi bizimdir.

 

ayna (far. zf.) iyi bir halde, yolunda: işimiz ayna.

 

aynalı (far. tr. s.) güzel, yakışıklı [kimse] (bk: afili, alengirli, cakalı, fiyakalı).

 

AYNASIZ (far. tr. s.) "1. hoşa gitmiyen, fena, zararlı, tehlikeli, yakışıksız, biçimsiz [şey veya yer]: amma da aynasız bir yermiş burası, beni hiç açmadı; böyle aynasız heriflerle taşım hoş değil. (bk: boru2). 2. (i.) polis, jandarma: -aynasıza kitakse (bk: dayı2, gelin alıcılar, mikropx, tahtakoz). 3.(1.) tavla zarı.

 

aynasizlik (far. tr. i.) aynasız 1 olma hali: yan çiz:, böyle ayna­sızlıklar olağan şeylerdir.

 

ayran AĞIZLI (s. dey.) aptal, budala, sersem (bk : abeci, abul­labut, ahlat, andavallı, angut, armut, aval., bangoboz, denyo, düdük makarnası, dümbelek, gebeş, gekeşâki, hafız, halalıtn, handavallı, hırbo, hırt, hırtapoz, hışır, hıyar, ıspanak, kanser ilâcı, kaşalotzâde, kaşkaval., kereste 1, keriz 2, keş, koroydo, mantar 2, maym, naval, pangodoz, pilâki, saloz, tereyağı, yanbolu).


__________________