Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Türk Argo Sözlüğü » (A-S-T)

Yazar Mesaj   #1600  2016-03-08 15:38 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

A-S-T

 

asfalyaları gevşemek (dey.) dizlerinin bağı çözülmek: -şu paçozu iyice dikizle, ama, sakın asfalyalarm gevşemesin.

 

asılma depoya gider (dey.) iş çıkmayacak bir kadını tavlamaya uğraşan zamparaya söylenir, [otobüslerin, troleybüslerin müşteri almadan boş olarak depoya veya garaja gitme­lerinden kinaye olarak].

 

asılmak (tr. f.) 1. sırnaşmak, ısrar etmek, ayak diremek: asılır­san, kurtarırsın yirmi papeli, (bk: ekşimek2). 2. istimnada bulunmak (bk: el arabasına binmek).

 

asilzâde (ar. far. i.) pezevenk: bizim asilzade görünürlerde yok. (bk: a.stİk, dasnİk, esnafa).

asker (ar. i. şof. arg.) para: bugün birkaç askerin yolunu buldum.{bk: dırav, dünyalık, mal2, mangır, mangiz, pul, taş), [fransız argosunda da, paraya “soldat=asker, derler]. 

 

askıcı (tr, s.) borcunu vermiyen: askıcıdır, oğlum, gözlerini iyi aç!

 

asmak (tr. f.) 1. borcunu ödememek (bk: kaynatmak3, tak­mak1). 2. yolda giderken bir vesiyleile arkadaşından ay­rılmak: onu yan yolda astık. (bk: ekmek1, satmak). 3. ihmal etmek, sürüncemede bırakmak: bu iş asmıya gelmez. 4. gidilmesi gereken bir yere gitmemek: işini asarsan, sepet­lerler seni sonra!

 

asma sakal-takma bıyık (dey.) yalan dolan, palavra: -ulan,hiç harbi konuşmazsın, işin gücün asma sakal-takma bıyık, (bk: atmasyon, bom, dolma1, dubara, eftamintokofti, gır3, kantin1, kaşkariko2, katakofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, mantar x, martaval, masal, maval, palavra, polim, şorolop, torpil1).

 

astik (erm. i.) pezevenk (bk: asılzâde, dasnik, esnaf1).

 

aşîremento (tr. gr. i.) (bk: arak, kaparoz, pandufla).

 

aşiremento etmek (tr. gr. f.) çalmak, habersiz almak, hırsız­lık etmek: bizim tabakayı gene aşiremento etmişler, (bk: araklamak, anaforlamak, bomba patlatmak, işlemek  kaldır­mak, kaparoz etmek, kaparozlamak, omuzlamak, sırık­lamak, tırtıklamak, tufalamak, tüydürmek1, zula etmek).

 

atlamak (tr. f.) vermek: -bir cıgara atla da ciğerlerimiz bayram etsin! (bk: ballandırmak, bayılmak, çalıştırmak, ekmek1, elden gelmek, sökülmek, toka etmek1, toslamak2, uçlan­mak, yırtılmak).

 

atmak (tr. f. şof. arg.) etmek, söylemek: dans attı; şarkı attı.

 

atmasyon (tr. fr. i.) asılsız, mânâsız, uydurma, yalan söz veya haber: ne kadar da hoşlanırmışın atmasyondan, (bk: bom, dolma1, dubara, eftamintokofti, kantin1, kaşkariko2, ka­takofti, kıtır, kıtırbom, kofti, madik, mantar, martaval, masal, palavra, polim, şorolop).

 

atmasyoncu (tr. fr. s.) yalancı: atmasyoncudur, anlattıkları hep tıraş, (bk: bomcu, kıtırcı, palavracı).

 

atmasyonculuk (tr. fr. İ.) yalancılık: herifin işi gücü atmasyon­culuk. (bk: mantarcılık, palavracılık, uydurmasyonculuk).

 

atmış altıya bağlamak (tr. dey.) bir işi neticeye bağlamadan halledilmiş gibi göstermek: saloz gene bizi atmış altıya bağ­lamak istiyor, ama kim yutar.

 

atmış dokuz [69] (dey.) minetleşme.

 

atomlamak (fr. tr. f. mek. arg.), sınıfta kalmak: bizim Ali, fi­zikten de atomlamış. (bk: çakmak3, çuvallamak, tırlamak, top atmak2, torpillemek).

 

atras (i.) kıç, makat (bk; bohça, boyata, çukur, davul, defans, defransiyel, ense, kâse, küfe, semer, tiz).


__________________