Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Batı Tesirinde Türk Şiiri » ŞİNASİ(Özet)

Yazar Mesaj   #1582  2016-03-05 02:15 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

ŞİNASİ (1826- 12 Eylül 1871) Örnek metinler

ŞİNASİ (1826- 12 Eylül 1871)

-Tam ismi İbrahim Şinasi’dir. 5 Ağustos 1826’da İstanbul’da doğmuştur. Babasının Osmanlı-Rus savaşında kaybetmiştir. Bu nedenle annesi büyütmüştür.

-Devlet memurluğuna katip olarak başlar. Memuriyeti sırasında aynı yerde görevli İbrahim Efendi’den İslamî ilimleri, Arapçayı ve Farsçayı öğrenir. Yine aynı yerde görevli sonradan Müslüman olan Fransız kökenli  Reşat Bey’den Fransızca öğrenir. Devlet memurluğunda başarılarını artırmayı bilen Şinasi, devletin Paris’e öğrenci göndereceğini öğrenince Mustafa Reşit Paşa’dan Paris’e gitmek için yardım ister. Bu isteği karşılıksız kalmaz ve  1849 yılında eğitim için Paris’e gönderilir. Paris’te dil, maliye, fen bilimleri alanında kendisini geliştirir. Birçok dilbilimci ve düşünürle dostluklar kurar. Paris’te bulunduğu yıllarda Lamartine’in toplantılarına katılır. Fransız kültürü etkisinde kalır.

-Paris dönüşü Meclis-i Maarif’te görev yapar. Buradaki görevi Mustafa Reşit Paşa’nın sadrazamlıktan ayrılmasına kadar sürer. Mustafa Reşit Paşa onun koruyucusu olmuştur. Mustafa Reşit Paşa’nın tekrar sadrazam olmasıyla o da eski görevine döner. Görevini sürdürürken hem şiir yazar hem de şiir tercümeleri yapar. Tercüme-i Manzume adlı eseri bu dönemde ortaya çıkar. (1859)

*

-Türk edebiyatında yenileşme hareketlerini başlatır.

-Noktalama işaretlerini ilk kullanan sanatçıdır.

-Batı edebiyatından ilk defa şiir çevirisi yapan mütercimdir.

-İlk makaleyi  ( Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi ) yazan, ilk özel gazeteyi çıkaran sanatçıdır.

-Türk edebiyatında batılı anlamdaki ilk tiyatro eseri kabul edilen “Şair Evlenmesi” adlı eseri yazar.

 

*

-Şiiri divan edebiyatı anlayışından uzaklaştır. Şiirlerinde bütünlük vardır. Somut anlatıma yönelir. Dilde sadeliği savunur ama ciddi bir sadelik sağlayamaz. Batı şiirinden tercümeler yapar.  Batılı sanatçıların sebebiyle klasisizm etkisinde kalır. Folklor araştırmaları ve halk kültürü alanında çalışmalar yapar. Atasözlerini derleyerek kitap haline getirir.

 

-1860′da Agah Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkarır. Bu gazete 24 sayı çıkar ama devamı gelmez. 1862 yılında ise tek başına Tasvir-i Efkar adlı gazeteyi çıkarır. Gazetesinde devlet işlerini eleştirmesi ve Sultan Abdülaziz’e karşı girişilen eylemin düzenleyicilerinin yanında yer alması nedeniyle 1863′teki Meclis-i Maarif’teki görevine son verilir. Bu nedenle tekrar Fransa’ya gider. Paris’e gitmek zorunda kalınca bu Tasvir-i Efkar’ı Namık Kemal’e devreder. Fransa’da bir süre sözlük çalışmaları yapar. Fransa Milli Kütüphanesi’nde araştırmalar yapar. Şiir tercümeleri üzerinde çalışır.

 

-1869′da İstanbul’a dönünce bir matbaa açar ve eserlerinin basımıyla uğraşmaya başlar. Paris’e ilk gittiğinde başladığı  atasözleri derlemesini Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyeye (1863) adı altında basar. Bu matbaada  Yusuf Kamil Paşa’nın “Telemak” tercümesinin ikinci baskısını yapar.

-Paris’te yakalandığı beyin tümörü ilerler. Kısa bir süre sonra da 13 Eylül 1871′de ise bu hastalık sebebiyle hayata gözlerini yumar.

 

*

-Kendi şiirlerini Müntahabat-ı Eş’ar adlı eserinde yayımlar.

-Şiirlerinde biçim olarak eski şiirin izler görülse de düşünce yenidir. Münacat adlı şiiri en önemli şiirleri arasındadır. Bu şiirinde eski şiirin parça güzelliği yerine düşüncesinin bütünün güzelliği hakim olmuş bu durum daha sonraki şairleri de etkilemiştir. Şiirlerinde felsefî düşünce,  Allah’ın varlığını ispatlama, kozmoloji dikkat çeker. Allah’ın varlığını mantık çerçevesinde ispatlama çalışması akılcılığa ve bilime verdiği önemi gösterir. Mustafa Reşit Paşa için yazdığı kasidelerde  ve  bazı gazellerinde de akla verdiği önem fark edilir.

 

-Çıkardığı gazetelerde yazdığı makaleler türünün ilk örnekleri olmasının yanında halk ve iletişim konularına dikkat çeker. Gazeteyi halka tercüman olarak gören Şinasi, halkın anlayacağı bir dil üzerinde sık sık durur. Bu konudaki hassasiyeti onu dil üzerinde çalışmalar yapması için etkili olur. Bu hassasiyet aynı zamanda ilk defa “ Saf Türkçe” anlayışının da temeli durumundadır. Halk diliyle kaleme aldığı “Şair Evlenmesi”  her ne kadar  Moliere’in  tiyatrosundan ekilenmiş olsa da bizim geleneksel tiyatromuzun izlerini taşır. Bu eser saray tiyatrosunda oynanmak için yazılmış iki perdelik bir “töre komedisi”dir. Türk edebiyatında yazılı ilk  tiyatro örneğidir.

 

-Nesirleri sade bir dile sahiptir. Şiirlerinde ise savunduğu ölçüde bir sadelik görülmez.

a Eserleri:

a •       Tercüme-i Manzume (Çeviri şiirler, 1859)

a •       Şair Evlenmesi (Bir perdelik töre komedisi, 1860)

a •       Müntahabat-ı Eş’ar (Şiirler, 1863)

a •       Durub-i Emsal-i Osmaniye (Atasözleri, 1863)

a •       Müntahabat-ı Tasvir-i Efkar (Seçme makaleler, 2 cilt, 1885)

 

Şair Evlenmesi ilk yerli tiyatro eseridir.

 

 İlk resmi Türkçe gazete Takvim-i Vakayi(1839), ilk yarı resmi gazete Ceride-i Havadis (1840), ilk özel gazete Agah Efendi ile Şinasi’nin birlikte çıkardığı Tercüman-ı Ahval’dir.

 

 

 


__________________