Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Köşeyi Dönen Şairler » OSMANLI EDEBÎ HÂMÎLİK GELENEĞİ(11-SONUÇ)

Yazar Mesaj   #1325  2016-01-18 00:47 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

SONUÇ

“II. Selim Dönemi Sonuna Kadar Osmanlı Edebî Hâmîlik Geleneği” nin ele alındığı tezde, aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:

Bu çalışma ile birlikte Osmanlı devletinin kurulduğu yıllarda, bir başka ifade ile Ortaçağda, Doğu uygarlığında ve Batı uygarlığında sanatı destekleme konusunda ortak bir yaklaşımın var olduğu görülmüştür. Bunda henüz baskı teknolojisinin ve bugünkü manada bir telif anlayışının ortaya çıkmamış olması en önemli etken gibi görünmektedir. Söz konusu uygarlıkların hâmîlik sistemlerinin işleyişlerinin, benzerlikler gösterdiği tespit edilmiştir. Hâmîlerin çoğunlukla saray ve saray çevresinden ya da toplumun orta ve üst tabakasındaki aristokrat soylu ailelerden olmaları, sanatçılara destek verilmesinin ve sundukları eserler karşılığında ödüllendirilmelerinin bir gelenek olması, verilen ödüllerin bir standartının olmaması ve işin maddî boyutunun daha fazla gündemde olması gibi özellikler, benzerlikleri vurgulayan temel noktalardır.

Osmanlılarda sanatı koruma uygulaması II. Murad devrinden itibaren resmi kayıtlar aracılığıyla izlenebilir bir konum elde etmiştir. İlk dönem şuara tezkirelerinin Anadolu’da Türk edebiyatını bu dönemden başlatmış olmaları, sanatı koruma uygulamasıyla uygunluk arz etmektedir. Osmanlı devletinde sanat koruyuculuğu başka pek çok alanda olduğu gibi, kendinden önceki Müslüman-Türk devletlerinin belli yönlerini kendisine model alarak teşekkül etmiş bir yapı sergilediğinden, Selçuklu, Celâyir ve Timurlularda görülen devlet-sanat ilişkisinin benzer şekilde Osmanlılarda da devam ettiği görülmektedir. Bu çerçevede Hüseyin Baykara ile Ali Şir Nevâyî, Gazneli Sultan Mahmud ile Firdevsî ve Sultan Sencer ile Enverî arasındaki hâmî-şâir ilişkisi en çok örnek alınan uygulamalar olarak dikkati çekmektedir.

 

Yapılan bu araştırma sonucunda Osmanlılarda, II. Murad devrinden itibaren protokolü olan bir koruyuculuk uygulamasının varlığı tespit edilmiş bulunmaktadır.

 

Osmanlı’da hâmîlik sistemi, büyük ölçüde pâdişâhlardan başlayarak saraydan daha alt konumlara ve taşraya yayılan ve sarayı model alarak işleyen bir sistemdir. Osmanlının son dönemlerine kadar sultanların, ilgiye göre değişen derecelerde sanatın çeşitli kollarına ama özellikle de şiire son derece itibar ettikleri ve saray dışında ama sarayı model alan şehzâde sancakları, beylerbeyliği merkezleri, paşa ve bey konakları, çarşı gibi çeşitli merkezlerin de sanat koruyuculuğunda bulunarak Osmanlı sanatı ve şiirinin gelişimine katkıları olduğu tesbit edilmiştir.

 

Osmanlıda hâmîlik sisteminin, Osmanlı şiirinin gelişmesinde ve zenginlik elde etmesinde çok önemli bir rolü olduğu ifade edilmelidir. Bu zenginliğin elde edilmesinde sanat hâmîlerinin hem hâmî hem de eleştirmen olarak varlıkları önemli bir rol oynamaktadır. Osmanlı sultanlarının büyük çoğunluğunun sanata destek vermelerinin ötesinde bizzat üretici konumda olarak sanatın içinde bulunmaları, sanatçıların kendilerine sundukları eserler hakkında olumlu/ olumsuz değerlendirmelerde bulunmaları sonucunu doğurmuştur.

 

Sanatçıların OsmanlIda mutlak otorite olan sultana eserlerini ulaştırmalarının çok çeşitli yolları olduğu, bunlar arasında özellikle sultana yakın daha alt konumdaki hâmîlerin aracılığının tercih edildiği ortaya çıkmıştır. Osmanlıda hâmîlik sistemi, sultandan aşağıya doğru inen bir hiyerarşi gözettiğinden, hâmîler de iyi sanatçıları koruyarak ve kendi himâyeleri altına alarak şiirin dolaşımda olduğu ortamda aktif rol almakta ve bir anlamda hem sanatçılar tarafından tercih edilmeyi, hem de böylelikle sultanın beğenisini kazanacak sanatçıları sultana takdîm ederek onun takdîrini toplamayı amaçlamaktadırlar. Saraya takdîm edilen eserlerin çoğunlukla kayıt altına alındıkları ve karşılığında verilen hediyelerin kaydedildiği bilinmekle birlikte, eser takdiminin öncesine dair süreç, konu ile ilgili arşiv belgelerinden yola çıkılarak aydınlatılmaya çalışılmıştır. Konu ile ilgili belgeler, Osmanlıda ihsan kazanma ümidiyle sultana şiir takdim etmenin hâmîlik sisteminin işleyişi içinde bir teşrifatının olduğunu ve belli bir gelenek çerçevesinde bu işleyişin devam ettiğini göstermektedir.

Osmanlıda hâmînin destekleyen ve sanatçının da desteklenen konumda olarak kültür ve sanatın gelişiminde çok önemli rolleri vardır. Osmanlıda hâmîlik sisteminin işleyişi, sanatçı, hâmî ve toplum açısından farklı kazanımlar ortaya koymaktadır. Osmanlıda sanata destek vermenin, devralınan ve büyük ölçüde uygulanan geleneğin en önemli gereklerinden biri olduğu dikkate alındığında, sanatın herhangi bir koluna ilgi duymayan bir yöneticinin az veya çok sanata destek vermekten vazgeçmemesi de anlamlı görünmektedir. Bu durum Osmanlıda sanatı koruma ve desteklemenin bir gelenek olduğunu göstermektedir. Şâirlerin ve tezkire yazarlarının Osmanlı hâmîlik sistemi içerisinde şiir üretmenin ancak bir hâmî bulmakla mümkün olabileceğini vurguladıkları ifadeleri, sistemin önemine işaret etmektedir. Osmanlıda devlet yönetiminin yorumlanması anlamını taşıyan ve yöneticilere yönelik yazılan siyaset-name ya da nasihat-name gibi eserlerde, bilim ve sanatı koruma ve destekleme noktasında yöneticilere çok büyük görevler düştüğü ifade edilmekedir. Benzer şekilde şâirler de hâmîlerin şâirleri korumalarının gerekliliğini, bu işin bir gelenek olduğunu ve peygamber zamanından beri kutsal görülüp desteklendiğini vurgulayan ifadeleri farklı şekillerde dile getirmişlerdir. Bu çerçevede Osmanlıda nakdî olanların dışında en çok görülen caize şeklinin elbise ya da cübbe olmasının temeli, Hz. Peygamber’in Ka’b b. Züheyr’e mükafat olarak hırkasını hediye etmesine bağlanabilir.

Hâmîlik sistemi hem hâmî, hem de sanatçı için aynı oranda kazanımlar sağlamaktadır. Hâmî, bu yolla hem sanatın içinde olarak desteklediği şâiri ile aynı dili konuşmakta, hem de edebiyat ve ilmin hâmîsi olarak prestijli bir kültürel geleneğin destekçisi olarak gündeme gelmektedir. Bu anlamda adlarını ve ünlerini sonraki nesillere aktarma düşüncesi de sultanların en büyük arzularından biri olarak gündeme gelmektedir. Kendisi için yazılan eserlerde anlatılan özellikleri ile ismi ölümsüz hale gelen hâmî, aynı zamanda tebaâsı gözünde de iyi özellikleri ile gündeme gelmektedir.

 

Bu duruma sanatçı açısından bakıldığında akla ilk gelen kazanım câizedir. Oysa ki, câize sistemi etrafında şekillenen polemiklerin Osmanlıda bu sistemin bir teşrifatı olduğu düşüncesi dikkate alındığında ikinci planda kalması gerektiği ve hâmîlik sisteminin hem hâmîye hem de sanatçıya “korunma ve otorite” gibi, maddîyattan çok daha değerli imkanlar sağladığı belirtilebilir. Sanatçıya sadece maddî ödüllendirmede bulunmak, onun elde etmek istediği konumu sağlamamaktadır. Sanatçı, kendisi ile aynı dili konuşan ve sunduğu eseri değerlendirebilecek nitelikte bir makamın himâyesini istemektedir. Bu noktada sanatçının eserini sunacak mercî olarak saray ve saray çevresini tercih etmesi de doğal bir durumdur.

Osmanlıda hâmîlik sisteminin çoğu zaman bu sistemin içinde olanların lehine işleyen bir geleneği olmasının yanında, zaman zaman bu sistemde istedikleri ölçüde yer alamayan şâirlerin hâmîlik kurumuna eleştirilerde bulundukları görülmektedir. Bu çoğu zaman üstü kapalı eleştirilerin yöneticilere bir anlamda daha adaletli davranmaları konusunda da yönlendirmede bulundukları söylenebilir. Osmanlı toplumsal yapısı çerçevesinde düşünüldüğünde şâirlerin ulaşmak istedikleri nokta kendi eserlerinin mutlak otorite olan sultan tarafından görülüp değerlendirilmesidir. Bu durumda sultana ulaşma yolunda konumu iyi olan bir hâmî bulamayıp onlar tarafından koruma alamayan şâirlerin, hâmîlik sisteminin işleyişi hakkında birtakım eleştirilerde bulunmaları da doğaldır.

----------------------------------------------------------------------------------------

(KAYNAK: thesis.bilkent.edu.tr)

-Bilkent Üniversitesi-Doktora Tezi-Tûbâ Işınsu İsen-Durmuş

 

 


Bu mesaj admin tarafından 2016-01-18 01:08 GMT, 1009 Gün önce düzenlendi.
__________________