Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Köşeyi Dönen Şairler » SAATÇİ SÂBİT

Yazar Mesaj   #1304  2016-01-17 03:00 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

SAATÇİ SÂBİT

Mustafa CEYLAN

 


Sakın ola isimden dolayı bizim Sabit Başkanımız ile karıştırmayınız. Saatçi dememiz sebebiyle de, hani şu TBMM kürsüsünden kolunu uzatarak saatinin üzerine işaret parmağıyla vurarak, "parasını ödemişiz, ne var bunda? Zaten kaç kuruşluk şey ki?" diyen muhterem bakanımızı karıştırmayınız.

 

Şimdi, ben bunu böyle dedim diye; birilerinin içten içe kıs kıs güldüklerini veya gülmeye başlayacaklarını da biliyorum. Osman'ımın ekmeğine "bal-yağ" bir konu veya kuzine sobası üstünde "kestane kebap" bir konu tabii ki...

 

Mesele saat...


Geçenlerde Osman'ın Antalya saat kulesi karşısına geçip de kol uzatarak, kulenin tepesindeki saat ile kolunu mukayese ettiği anı görmüş, kahkahadan iki gün gözlerimden yaş eksilmemişti. "Be mübarek adam, koca saati, sen o çöpten bileğine mi takacaksın yani?"


Neyse...
Saat, zamanı gösterir biliyorsunuz.
Şiir yazmanın saati olur mu?
Olmaz elbette.
İlham meleğinin ne zaman geleceği belli olmaz.


Fakaat, mesele kol saati ise, ne gol'ler atılır kelam ile ah bir bilse Osman'ım!...
Hani, "don kumaşı" alan şairin makas sesinden kaçarken, kol saati için,
"mazmunfüruşluk" yapan bir başka şaire rastlayacağımı doğrusu ummuyordum.

*
Herkesin bildiği sözleri, paşalara-beğlere-hediye verecek makamlara, nasıl da süsler söyler, koluna saat bekleyenler, öyle değil mi?

 

Önce Seydîzâde Mehmet Paşa'ya yaklaşıp, Bosna, Konya, Diyarbakır mevlevihanelerinde önemli görevler almak; sonra da Bosna Valisi Halil Paşa'nın göz bebeklerinin içine bağdaş kurup oturmak, o bizim bildiğimiz Sabit'in mahareti işte...

 

Biliyor musunuz?
Bu kadar maharetli olan, söz sanatlarını muhteşem olarak kullanan şairimiz, aynı zamanda kekemedir. "Ben söz söyleyemiyorum. Bereket versin kalemim biraz söylüyor. O da söylemese çatlardım" diyen o...
       
Sonra;
Yakın dostu şair Nâbî ile karşılıklı paslaşmalar. Birbirlerine gül atmalar...

 

Nâbî :
"Darbü'l mesel îrâdına bu asırda Nâbî
Kimse olmaz Sâbit Efendi'ye reside.."

(Ey Nâbî, bu asırda atasözü söylemede kimse Sâbit Efendi'ye erişemez.)

demektedir.

 

Sabit' de Nâbî'ye:
"Sana benzer feleğün mihr-i dırahşânı mı var?"
(Sana benzer gökyüzünün parlak bir güneşi mi var?)

İşte bu...
Evet, yediyüz milyon bilmem kaç liralık saati alabilmek için, önceden ekip çalışması yapmışlara benziyor.
Osman, "bu işler tek başına olmaz" deyip duruyordu, ondan anladım bende...

 

*

Şairimiz, asıl ismi Alâaddin olmasına rağmen, mahlası olan "Sâbit" adıyla tanınmıştır. Muallim Naci "Osmanlı Şairleri"nde bu şairimiz için:

 

"Sabit'in şöhretinin başlıca sebebi, şiirde hususi bir tarza sahip olmasıdır. Şiirde darb-ı meseller veya meşhur tabirler kullanma birinci merakıdır. Herkesin bildiği bir sözü öyle zarifâne bir surette nazmeder ki okundukça safâ bulup tebessüm etmemek kabil olmaz." demekle kalmamış, "Sâbit, kendi  vadisinde bir tane olmakla beraber "mazmûnfüruşluk" derdiyle bir çok tuzsuz söz söylemiştir. Tecellisi gariptir, âdileri ise son derecede tatsızdır. Güzelleri nazire kabul etmez; âdilerini tanzire tenezzül edilmez" demektedir.

*
Demiş ki Saatçi Sâbit şairimiz:

"Rûze-dâr-ı gama sultânumdan
Hisse-i hân-ı inâyet geldi.
Vakt-i iftârda şimden sonra
Şekkümüz kalmadı sâat geldi"

(Gam oruçlusuna sultanımdan inâyet sofrasının hissesi geldi.
Şimden sonra iftar vaktinde şüphemiz kalmadı, çünkü "saat" geldi.)

 

Evet, bu dizeler, saati hediye eden Bosna Valisi Halil Paşa'ya teşekkür mahiyetindedir.

 

*
Alan aldığıyla kalmaz değil mi? Karşılığını da verir. Geciktirmeden veya planlanan saatte...
Şairin karşılığı böyle şiirle olur. Yönetenlerin karşılığını hesaplamayı varın siz düşünün...


__________________