Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Köşeyi Dönen Şairler » SÜRGÜNDEN ŞAHANE İHSANLARA BİR ŞAİR : BAKÎ(1)

Yazar Mesaj   #1199  2016-01-14 04:52 GMT  

Online status Mustafa Ceylan



Administrators



Mesaj: 417
Şehir:
Ülke:
Meslek: Mühendis
Yaş:
SÜRGÜNDEN ŞAHANE İHSANLARA BİR ŞAİR : BAKÎ(1)
Mustafa CEYLAN
**************


Gençlik yıllarında "saraçlık" yapan, Divan edebiyatımızın en büyük, en zirve şairi Bakî, iki defa İstanbul Kadılığı görevine getirilmiş, bir ara padişah tarafından sürgüne gönderilmek üzere iken bir kasideyle affa mazhar olmuş, Kanuni, II.Selim, III.Murad, III.Mehmed devirlerinde yaşamış ve "cümlesini kasidelerle medhederek şâhâne ihsanlarına nâil olmuştur."(1)

1526-27'de İstanbul'da doğmuş, 9 Mart 1600 tarihinde, ramazan ayında Hakk'a yürümüştür. Namazında imamlık görevi yapan Şeyhülislâm Sunullah Efendi, orada


"Kadrini seng-i musallâda bilüp ey Bâkî
Durup el bağlayanlar karşuna yârân saf saf"


(Ey Bâkî, dostlar, kadrini musalla taşında anlayarak, karşında saf saf durup el bağlayalar)mısralarıyla hitap etmiştir. Asıl adı Mahmud'dur. Mahlas olarak Abdülbâkî imzasını tercih etmiştir.

*

"Öldürülen Şairler" çalışmamızdan sonra, yönetimden, yönetenlerden, saraydan bol ihsanlar alan şairlerimizi kaleme alırken, bize, "yeni bir edebiyat üzerinde çalışmak için eskinin en derin meselelerini mi gündeme taşımak istiyorsunuz?" diye soran dostlarımıza, İsmail Hikmet Ertaylan'ın Türk Edebiyat Tarihi, Cilt : I-IV'de "Bir İki Söz" başlıklı yazısından şu cevabı vermek isterim :

"..... Nasıl yeni tasarrufât ve içtimaî hayat kuruluşunun üzerinde eskisinin belli bir nüfuzu olursa yeniden kurulacak edebiyat üzerinde eskiden kurulmuş edebiyatın da, bir çok cihetlerden, tesiri vardır. Yaşayacak, gencelecek, dirilecek bir edebiyat yapmak ancak geçmiş asırların bıraktığı mirası gözden geçirerek sağlam ve çürük noktalarını kurcalayarak kuvvetli bir teşhis (diagnostic) ile hakiki marazını bulup çıkarmak sonra da kat'i bir cerrahî ameliyeye (operation) tâbî tutmak elzemdir." (2)"

*

Divan Edebiyatımızın temel direklerinden birisi olan Bakî, eski tarz şiiri zamana uygun bir şekilde yenilemeye çalışan bir şairdir. Nitekim;


"Bâkî' ye sezâ olunsa ta'yîn
Ta'bir-i müceddid-i nohistîn"
şeklinde bir beyit ile Ziya Paşa, O'na (Birinci yenileyici)tâbiri tayin olunsa yaraşır demiştir.

Yaşadığı dönemin, asrın en büyük şairi kabul edilmiş ve "sultânü'ş-Şu'arâ" (Şairler sultanı) ünvanını kazanmıştır.

*
Muallim Naci "Osmanlı Şairleri" isimli eserinde Bakî için :

Ebû Eyyûbu Ensârî' de müderrislik görevinde iken sahabenin rivayet ettiği hadis-i şerifleri toplayarak tercüme etmiştir, dedikten sonra ( Bâkî, hayatında mevcudiyeti tabii olan hâsudları(hased-çekemeyenleri) mustesna olmak üzere umumun saygısına mazhar olmuş büyük bir zattır. Hased edenlerin ortadan kalkmasından sonra ise o istisna dahi kalmamıştır. Onu kıskananlar bir aralık şair Nâmî' nin:


"Cihânun ni'metinden kendi âb u dânemüz yeğdür
Elün kâşânesinden kûşe-i vîrânemüz yeğdür"


(kendi suyumuz ve danemiz dünyanın nimetinden yeğdir. Elin sarayından bizim viranemizin köşesi yeğdir.)

matla'lı gazelini birazcık değiştirip kendisine isnad ederek:


"Gınâ sadrındaki mağrûr u nâ-âsûde serverden
Fenâ bezminde hâb-âlûd olan mestânemüz yeğdür"


(Gına makamındaki gururlu ve huzursuz serverden, yokluk meclisindeki uykulu mestânemiz yeğdir)

gibi bazı beyitlerinden dokunaklı mânâlar çıkarmak isteyerek huzurunu ıstıraba döndürebilmişler ise de, bir kaç gün içinde adı geçen gazelin eski mecmualarda Nâmî namına kayıtlı olduğu görüldüğünden Bâkî SÜRGÜNE GÖNDERİLMEK ÜZERE İKEN Padişahın affına mazhar olmuştur."

*
"Şöhretinin ilk yıllarında Sultan Süleyman tarafından kendisine bir Keşf-i Keşşâf, bir Hidâye, bir de Ekmel'in nefis nüshası İHSAN BUYRULDUĞUNDAN kitapların isimlerini imâ eden, aşağıdaki beyitlerin bulunduğu kıt'ayı tanzim ve takdim eylemiş idi.


"Eyledi keşf ile izhâr-ı kerâmet keremün
İtdi müşkillerümüz hâce-i ihsânun hall
Kime kim rehber ola bedreka-i ihsânun
Yoluna karşu tutar şem-i hidâyet meş'al"


(Bağışın keşf ile keramet gösterdi. İhsanın müşkillerimizi halletti. "keşf" kelimesi ile Zemahşerî' nin "Keşf-i Keşşâf" isimli meşhur tefsir kitabına işaret ediliyor.
İhsanın kılavuzu kime rehber olursa, hidayet mumunu yoluna karşı meşale olarak tutar. "şem-i hidayet" terkibinde, Burhaneddin b. Ebûbekr-i Merginânî' nin fıkıhla ilgili meşhur eseri Hidâye'ye işaret vardır.)


"Gerçi kâmillere âlemde nihâyet yokdur
Minnet Allah'a seni cümleden etmiş ekmel"


(Dünyada kâmillere nihayet yoktur. Fakat, Allah'a şükür seni herkesin en mükemmeli olarak yaratmıştır. En mükemmel mânâsına gelen "Ekmel" kelimesi ile Hidâye gibi medreselerde ders kitabı olarak okutulan fıkıhla ilgili meşhur esere işaret ediliyor.)

Şu kıt'a dahi o padişahın ÖZEL BİR LÜTFUNA MAZHAR OLDUĞUNU İLAN EDER:


"Lütf idüb ol şeh-i firişte-hısâl
Kuzular eylemiş kuluna atâ
Bâkiyâ, gel du'âya başlayalum
Kuzuların bağışlasın Mevlâ"


(O melek huylu padişah lûtfedip kuluna kuzular hediye eylemiş)
Yine adı geçen padişah o asrın şairlerinden sayılan saraylı Tûtî Kadın'ı Bâkî'ye İHSAN ETMİŞ idi. 




--------------------------------------devam edecek---------------------------------------

(1)NACİ, Muallim; Osmanlı Şairleri, Sayf:34, M.E.B yayını, İst. 2004.
(2)ERTAYLAN, İsmail Hikmet, Türk edebiyatı Tarihi, Cilt I-IV, Syf: XXIV Türk tarih Kurumu yayını, 2011.

Bu mesaj admin tarafından 2017-02-03 01:39 GMT, 676 Gün önce düzenlendi.
__________________