Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Prof.Dr.Nurullah Çetin Yazıları » EN BÜYÜK ÖKSÜZLÜK: KÖKSÜZLÜK

Yazar Mesaj   #2591  2018-01-22 03:59 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1948
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

EN BÜYÜK ÖKSÜZLÜK: KÖKSÜZLÜK
Nurullah Çetin

 

 

 

Babası ölmüş olan çocuğa “yetim”, anası ölmüş olana da “öksüz” denir. Ama bugün bu ayrımı kimse bilmediğinden, sadece anası veya babası veya her ikisi ölmüş çocuğa bazen “yetim”, bazen “öksüz” deniliyor. Bu iki terim birbirinin yerine kullanılıyor.

Öksüzlük, anasızlık halidir. Çocuk anadilini anasından öğrenir, hayatı, yaşamayı, oturup kalkmayı, görgüyü, terbiyeyi, dinini, vatan sevgisini anasından öğrenir. Babanın çocuğa bu anlamda katkısı vardır ama, anası kadar değildir. Çocuğu yetiştiren, eğitip büyüten, ilk bilgi aktarıp bilinç aşılayan daha çok anadır. Çocuklar da en çok analarına bağlıdırlar. Çünkü çocukla anası arasında duygusal bağ çok daha kuvvetlidir. Küçük yaşlarda anası ölmüş çocuk mahzundur, hep bir eksiktir, hep bir buruktur.

Haçlı Siyonist emperyalist odaklar ve onların içimizdeki sözcüleri, Türk milletini çökertmenin, mahzun bırakmanın, perişan etmenin çaresini kendilerince onu öksüz bırakmakta bulmuşlardır. Bu amaçla Türk’ün önce anasını öldürdüler, Türk’ü anasından koparıp öksüz bıraktılar. Türk’ün anası ise öncelikle ana dili ve anavatanıdır. Bu iki temel değerden mahrum bırakılmış Türk öksüzdür. Ana dilini, kültürünü, dinini öğreterek çocuğu köküne bağlar.

Türk’ün kökü, dünyanın en eski dillerinden biri olan Türkçedir, dünyanın en eski tarihlerinden biri olan Türk tarihidir, tek gerçek din olan İslam’dır, en eski kültür ve medeniyetlerinden biri olan Türk-İslam kültür ve medeniyet mirasıdır. Türk’ü bu köklerinden kopararak öksüz yapmışlardır. Türk’ün anası öncelikle ana dilidir. Yani Türkçedir. Türkçeye kodlanmış zengin anlam dünyası, duygu dünyası, çağrışım alanlarıdır, atasözlerinde yoğunlaştırılmış bilgeliklerdir, deyimlerin hoş ve zarif göndermeleridir.

Türk’ün anası olan ana dili yani Türkçe, salt bir kuru iletişim dili değildir. Türkçe, Türk’ün soyut, manevî değerlerini, kültürünü, sanatını, edebiyatını, düşüncesini, felsefesini, bilimini, hikmetini temsil ediyor. Bütün bunların anahtarıdır. Uzun zamandan beri uygulanan yanlış eğitim ve kültür politikalarıyla Türk çocuklarına ana dilleri, ana dilleri olan Türkçeyle yazıya, ifadeye, söze dönüştürülmüş zengin tarihî kültür mirasları, edebiyatları, ahlakları, âdetleri, gelenek ve görenekleri yeterince öğretilmemiş yani öksüz bırakılarak kökünden koparılmıştır.

Yapılması gereken şey, acilen Türk eğitim sisteminin ve kültür politikalarının düzeltilmesi, çok iyi ve sağlıklı bir Türkçe, Türk edebiyatı, Türk tarihi ve kültürü eğitiminin yeniden düzenlenmesi, Türkçeyle ifade edilen bütün değerler sistemimizin, ahlakımızın, bizi biz yapan bütün manevi kutsallarımızın iyice öğretilmesi gerekiyor.

Türk’ün anası olan ana dili nasıl manevi, soyut kutsallarımızın bir simgesi ise, maddi ve somut kutsallarımızın simgesi de bir başka anası olan ana vatanıdır. Vatanından koparılmış Türk, öksüz kalmış ve köksüzleştirilmiştir. Ana vatan bilinci sadece dağ, taş, toprak sevgisi değildir.

Ana vatan bilinci, yüzyıllar boyunca bu vatan toprakları üzerinde yaşanmış hatıraların, iyiliklerin, güzelliklerin, neşenin, zaferin, acının, hüznün, kederin, heyecanların, büyük ülkülerin, mücadelelerin ve bütün yapılanların canlı bir hafıza olarak günümüzü ve geleceğimizi şekillendirmesi bilincidir. Zengin hatıralarıyla bağlı oldukları köylerinden koparılıp kozmopolit, ruhsuz, donuk ve soğuk büyükşehirlere hapsedilen Türk, öksüz ve köksüz bırakılmıştır. Bugün büyükşehirlerde beton yığınları arasında sıkışıp kalan Türk çocukları, ne Türklüklerini ne de Müslümanlıklarını yaşayabiliyorlar.

Türk, bu dünyasını ve ahiretini anlamlandıran ve tek gerçek din olan İslam’dan kopartılarak öksüz ve köksüz bırakılmıştır. Bütün bu köksüzlük ve öksüzlük halleri, Türk’ü mutsuz, eksik, havada ve amaçsız bırakmıştır. Öksüzlükten kurtuluş reçetesi, tekrar köklerle buluşmadadır. Köke dönüş öze dönüştür. Kök Türklük ve Müslümanlıktır, Türkçedir, Türk edebiyatıdır, Türk irfanıdır, Türk tarihidir, Türk İslam kültür ve medeniyetidir, Anadolu köy ve kasabalarıdır.

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk, “istikbal göklerdedir” demiştir. Gerçi o bu sözü Türklerin havacılık alanında ilerlemesi gereğini vurgulamak için söylemiştir. Biz bu ifadenin anlam alanını genişletebiliriz. Yeni anlamlar yükleyebiliriz. Buna göre “istikbal göklerdedir” ifadesine 2 temel anlam yüklenebilir:

1.Atatürk’ün kastettiği anlamı kapsayacak şekilde havacılıkta, bilimde, teknolojide, maddi alanda, gelişip ilerlemek gerekir. Türk milletinin geleceği, refahı, güvenliği buna bağlıdır.

2.”Gökler” kelimesi aynı zamanda Allah’ı, vahyi, maneviyatı, dini, kutsal, soyut değerleri de çağrıştırıyor. Buna göre Türk milletinin istikbali yani geleceği, göklerden yani aslında Allah’tan inen son gerçek din olan gerçek İslam’dadır.

Nitekim Atatürk, Türkler dinlerini asıl kaynaklarından öğrensinler diye Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu, Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettirdi, tefsirini yaptırdı, hadisleri toplattırıp tercüme ettirdi. Yani Türklerin istikbali, cahil cühela tarikat ve cemaat şeflerinin saçmalıklarında değil, gerçek İslam olan Kur’an ve Hz.Muhammed İslam’ındadır demek istedi bu tavrıyla.

Türk çocukları acilen su üstünde yüzen köksüz nilüfer mahzunluğundan kurtarılmalıdır.(22.01.2018)


__________________