Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Taner ÜNAL (Araştırma-İnceleme-Makale) » "TÜRK'ÜN DÜŞMANI BİTMEZ"

Yazar Mesaj   #2585  2017-10-01 23:30 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1915
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

"TÜRK'ÜN DÜŞMANI BİTMEZ"

Taner ÜNAL

 

BİR DÖNEME DAMGASINI VURMUŞ- ULUSAL YAYIN YAPAN - TÜRKELİ GAZETESİ VE TÜRKELİ DERGİLERİ NEDEN KAPANDI

Sevgili Okurlar,
Çok değil 3-5 yıl önce bir iki istisna hariç Tv kuruluşlarında Balyoz, Ergenekon kumpaslarının sözcülüğü yapılıyordu. Şimdi bunları yapanların tamamı aldanıvermiş oldular. FETÖ ile işbirliği yapmayarak aldanmayanlar, komplo ve kumpaslara maruz kaldı. Yıllarca hücrelerde yattı. Ancak "aldanıverenler"in binde biri kadar bile sesleri çıkamadı. Bir iki isim hariç medyada bile yer alamadılar. Yılarca Tv'lerde FETÖ liderine övgü düzenler bugün FETÖ mağduru gibi davranmakta FETÖ karşıtlığının sözcülüğünü yapmakta, garip teoriler ve varsayımlar ile FETÖ'nün üstünü örtme çabasını sürdürerek halkı meşgul etmektedirler. Bu karmaşık tabloyu halkımız şaşkınlık içerisinde izlemektedir.

FETÖ'nün bir güç haline getirilmesinin temeli 90'lı yıllardadır. Hemen hemen tüm siyasilerin el ve baş üstünde tuttuğu FETÖ ve FETÖ başı Fetullah denen hainin özellikle 1983'den itibaren ülkücüler üzerinde yoğunlaşan faaliyetlerini dikkatle takip ettik. 1990'lardan itibaren Zaman Gazetesi ile sahibi bulunduğum ulusal yayın yapan Türkeli Gazetesi arasında kitaplara ve duruşma tutanaklarına kadar yansıyan karşılıklı bir çatışma - çarpışma meydana geldi. Ya bunların ekonomi, siyaset, bürokrasi, emniyet, yargı sistemi içerisinde kurduğu kirli yapılanmaya boyun eğecektik veya vatan için mücadele edecektik.

Sevgili Okurlar,
Tüm siyasiler FETÖ ile resim çektirme yarışındayken biz FETÖ ile mücadeleyi seçtik. Yıllarca tahrip edildik ve kaç kitap konusu kadar olaylar katlanması zor acıları yaşadığımız halde bunlarla yılmadan mücadele ettik Bazen tek başımıza kaldığımız bu mücadele de ihanetlerin ve kötülüklerin her türlüsüyle karşı karşıya kaldık .

Türk Milletinin makus talihini yenmek için tavizsiz bir mücadeleyi göze almış Türklük şuuruna sahip bir vatan evladı aynı tehdit, tehlike ve komplolara maruz kalabileceklerini, etrafındaki alkışların tezahüratların sessizliğe gömüleceğini, eski övgülerin ve dostlukların yerini en ağır iftiraların, ihanetlerin ve kötülüklerin alacağını unutmamalıdır.

Etrafınızdaki uzaktan kumandalı ihanet şebekeleri ve bunların yerli uzantıları neyiniz var neyiniz yoksa tahrip edecektir. Elinizde bir şey kalmayınca bu ülkenin vatandaşı olmaktan doğan haklarınızı kullanarak küçücük bir iş yeri açmak isteyecek veya - bir zamanlar yüzlerce kişiyi yanınızda çalıştıracak imkânlara sahipken - asgari ücretle iş arayacak hale geleceksiniz ancak buna bile müsaade edilmeyecektir.
Türklük yolunda verilecek mücadele böyledir işte!

BRÜTÜSLER ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLIYOR!

Sevgili Okurlar,
Fetullah çetesi ile yaptığımız mücadelede, en güvendiğimizi sandığımız kişilerin bile "Brütüs"ler haline getirildiğini en çok sırtımızdan hançerlendikçe daha iyi anlıyor, bir insanın hayatı boyunca yaşayacağı üç beş kötü hadiseyi bazen aynı gün içerisinde ardarda yaşıyorduk.

Onlar bizim ticari veya şahsi itibarımızı bitirmeye yönelik öldürücü darbeleri vurdukça bizde FETÖ'nün Türkiye'yi götürmeye çalıştığı yeri ve ülkeye verdikleri verecekleri zararları belgelerle anlatmaya devam ediyorduk.

Her sayımızda Fetullah çetesi ile ilgili bir bilinmeyeni yayınlıyorduk. Mesela 1997 yılında yazarımız Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu "Yurt dışında faaliyet gösteren Fetullah okullarında çalışan ABD, İngiliz, Alman vd. Ajanların listesini" yayınlamış büyük ses getirmişti.

Türkiye'nin ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu bunlarla adeta tek başıma bir çatışma ortamında kaldığım 90'lı yıllarda anlamış bulunuyordum.

Sevgili Okurlar,
Biz bu mücadeleleri verirken, Fetullah iftar veriyor en tepedeki siyasiler bile aslında Fetullah'ın katılmadığı bu yemek veya toplantılarda bir davetiye ülmanın peşinde oluyordu. Çünkü Fetullah'dan davetiye alamamak şahsın siyasi veya ticari prestijini etkileyecek bir durum olarak değerlendiriliyordu. Fetullah'ın katıldığı açılışlarda veya dinleyeci olarak bulunduğu konferanslarda onun yanında oturabilmek veya onunla ayakta bir resim çektirebilmek ikbale giden yolun başlangıcı olarak görülüyordu. Biz ise aynı günlerde FETÖ ile etrafımızda bize inanarak sonradan katılan üç beşkardeşimizle birlikte adeta savaş veriyorduk.

Her cepheden bir kıskacın içerisindeydik. Bugünkü fiyatlara çevirirsek o günlerde bizim gazetemiz boyutlarında bir gazete 35 kuruşa basılırken biz 150 kuruşa, hem de büyük güçlüklerle bastırabiliyorduk. Her sayıda büyük zararlara uğruyor bu zararları telafi etmek için neyimiz var neyimiz yok birer birer (Kullandığımız arabaya oturduğumuz eve kadar) satıyor baskı anına kadar bir terslik olmaması ve gazeteyi sağ salim yayınevine teslim edene kadar adeta çırpınıyorduk. Yaysata bile her sayıda fazladan 1000 dolar ödüyorduk.

"TÜRK'ÜN DÜŞMANI BİTMEZ"

Tüm saldırılara rağmen FETÖ vasıtasıyla bize verilen zararları göğüsledik. Bu arada en büyük darbeyi sözde Milliyetçi görünen FETÖ irtibatlı kişiler ve kurumlardan yedik. (Dışarıdaki düşman ile uğraşmak kolaydır ancak içeride sizden görünen ancak dışarıdaki düşmana hizmet eden çaşıtlarla uğraşmak çok zordur ve maruz kaldığınız ihaneti diğerlerine anlatmak adeta mümkün bile değildir) İşte o günlerde bunların bizim düşündüğümüzün ötesinde CİA başta yabancı gizli servislerin yönlendirmeleriyle en kalleş metotlarla bizimle adeta savaştığını yaşayarak öğreniyorduk. O kadar derin acılar ve dehşetli olaylara maruz kaldık ki bu olayları göğüslemekte zorluk çeken Firmalarımızın Başkan yardımcısı Eşim Aynur Ünal Mide kanseri oldu ve 6 Haziran 1999 tarihinde 36 yaşında vefat etti.

Vefatından on beş gün önce hastane de hastabakıcı koşarak geldi hastamız gözünü açtı size bir şeyler söylemek istiyormuş.. Tekrar uykuya dalabilir koşun dedi. Yanına vardığımda gözlerini açmaya çalışsa da başaramıdığı bir şekilde elimi cansız bir şekilde sıkarak " Bu yaşadıklarımıza halen inanamıyorum. Ben senin bu mücadelenin içerisinde dayanamayarak ya kalp krizinden veya bir olay sırasında hayatını kaybedeceğin korkusu ile yaşıyordum. Ölüm bana nasipmiş. Öldüğüm için üzülmüyorum. Senin acını yaşamak daha zor gelirdi. Türkeli gazetesini çıkardığımız yıllar boyunca çok iyi anladım ki bu gün Fetullah olur yarın bir başkası.. Türk'ün düşmanı bitmez. Son arzum Türklük yolunda verdiğin bu mücadele de bayrağı sakın yere düşürme. Mücadelen kutlu olsun" dedi. Bu son konuşmamız oldu.

DÜN FETÖ İLE KOL KOLA YÜRÜYENLER BU GÜN FETÖ MÜCADELESİNDE KAHRAMAN OLUVERDİLER

Türkeli Gazetesinin kapatılması amacıyla 1997 yılından itibaren başlayan komplolar-kumpaslar nedeniyle 2005 yılına kadar çok sayıda saldırı yaşadım. Bir kaç defa suikaste uğradım. Ağır yaralandım 2 yıl kadar tedavi gördüm. Gazetemizin finansını sağladığımız işlerim önce mafyalar daha sonra mülki merciler gerçeklere aykırı belgelerle ele geçirilmek istenildi.

Arkası arkasına iftira davalarla karşı karşıya kaldım. 1997-2005 yılları arasında geçen 8 yıl zarfında 30 civarında komplo şikâyete maruz kalmış ve hepsinden takipsizlik almış veya yıllar süren davalar sonucunda beraat etmiştim. Artık benimle ilgili bir şikâyet veya iftira geldiğinde 8 yıl boyunca her hafta ziyaret ettiğim sayın savcılar itibar etmez, mahkemeler ise yargılama sonucunda komediye dönen bu şikâyetleri ciddiye almaz olmuşlardı. Bu dönem FETÖ çetesinin kendini geliştirme ve daha büyük kumpaslara hazırlanma dönemiydi.

Bu arada Türkeli gazetesine ancak tek bir ücretli reklam dahi verdirilmediği için gazetenin çıkmasını ticari faaliyetlerimiz ile sağlayabiliyorduk. Bu bilindiği için yaptığımız inşaatların tapusu verdirilmedi. Parası ödenmedi. Gazetemizin temsilcilerine kadar dövüldü. Ellerinden gazete paraları gasp edildi. Gazetemizin hazırlandığı idare binamız kamuoyunca bilinen kişiler tarafından alenen yapılan ve yaptırılan baskınlara uğradı. Her seferinde bilgisayarlarımız film çıktı makinelerimize kadar parçalandı.

Gece yarısı yapılan baskında güvenlik görevlimiz hayati tehlike geçirecek şekilde darp edildi. Tüm deliller ve şahitler ortaya konulduğu halde sorumluların ifadesi bile alınmadı. O günün koşullarında k yapılabilecek ne kadar kötülük varsa yapıldı veya denendi. Netice de 100.000 satışa ulaşmış bugün Türkiye'nin en büyük yayın organlarından birisi olması muhtemel Türkçü-Atatürkçü Türkeli Gazetesi kapandı.

Biz akrabalarımızdan borç alarak Aylık Türkeli dergisini devam ettirdik. Ancak 29 Haziran 2007'de "Vatansever çeteler" kumpasıyla göz altına alınarak 3 Temmuz 2007 günü tutuklanmamız üzerine Türkeli dergisini de bir daha çıkaramadık. (Yüreği Türklük şuuruyla çarpan gençlerimizin yapacakları mücadelelerde nelerle karşılaşacaklarını bilmeleri bakımından ileriki yıllarda "Türkeli Gazetesi" ve "Türkeli Dergisi"ni çıkardığımız yıllarda yaşadığımız olayları birebir anlatan bir kitap yazmamızın faydalı olacağı düşüncesindeyim.)

Sonraki yıllar yine FETÖ komplo ve kumpasları ile hücrelerde ve mahkemelerde geçti. Bu sefer Vatanseverlik suçlamasıyla yargılanıyorduk. Son olarak Ergenekon davasında "Türkiye'yi Milli şuur sahibi Türk gençleri idare etmelidir" dediğimiz için 8 yıl 9 ay ceza aldık. On yıldır yine mahkemelerde yazdıklarımızın söylediklerimizin hesabını verdik vermeye de devam ediyoruz.

Sustuk mu? 
Hayır..

Mutsuzmuyuz? 
Hayır..

Cezaevinden çıktıktan sonra Facebook ve twitter de Yüksek Türklük şuuruna sahip Atatürkçü vatansever çok kıymetli arkadaşlarımızın paylaşımlarını okuyor burada yazıyoruz. Sanki oldukça büyük bir konferans salonunda müşterek sohbet eder gibiyiz. Tüm değerli arkadaşlarımıza yürekten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Yarın hayatını Türklük ve Irak Türklüğü davasına adamış bir ülkü devini anlatacağız. Görüşmek üzere iyi geceler.

 

 

1 Ekim 2017 Saat 23.00
TANER ÜNAL

 

 

 

 

 

 

 


__________________