Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Mustafa Ceylan Kaleminden » GÜLŞEN ŞENDERİN ŞİİRLERİ-4(SON)

Yazar Mesaj   #2568  2017-07-30 01:17 GMT  

Online status Mustafa Ceylan



Administrators



Mesaj: 417
Şehir:
Ülke:
Meslek: Mühendis
Yaş:

GÜLŞEN ŞENDERİN ŞİİRLERİ-4(SON)

Mustafa CEYLAN

******************************

 

Şiir tarihini (edebiyat tarihi) yazacaklar, son 30 senedir, ülkemizin başına belâ olan “terör belâsı” nı bulacaklardır mısralarımızın hüzün gözyaşlarında. Tbutlar bile üzüntüden tabut olmaktan çıkmaya durduğu bir köhe zamanı yaşıyoruz ki, şiir dilinde yangın, şiir dilince hicran, şiir dilinde ana çığlığı. Şenderin de:

 

“Hazin bir kanlı gece, yine yurdumda terör, 
Yine İstanbul’da kan, şehit, yaralı hasta
Lânet olsun, her yere tünemiş namert, nankör
Beşiktaş’ta patlama, canlar yitmiş genç yaşta
Bu ne terör sarmalı, vatandaş her gün yasta”

 

Ses olur, dert olur kırılan gün aynalarından yansır içimize…

 

“Sevgi çiçeklerini gönüllere kim eksin!
Solmayan baharları yaşatsın insanlığa
Ne bir yüz asık olsun; ne bir kalp acı çeksin
Kardeşlik dünyasında gerek yok dargınlığa.”

 
Ve
Çare işte gene şiirin içinde:

 

“Çocukların avuçlarına güneşleri doldur

Barış türküleri söyle, başağın buğusunda”

Ve

Ekler :

 

“Dizem, imgem, sözcüğüm karanlıkla dövüşür

As gizeme güneşi, başağa dursun diller.”

 

Sonra da:

“Güneşi giyinerek varalım aydınlığa...”

 
Çağın şairi bu işte. İçinde yaşadığı dönemin ve gündemi işgal eden konuların sözcüklerle fotoğrafını çekip, üstüne çıkmazdan kurtuluşun güneşini getirir.

 

Gülşen Şenderin, güneşin şairidir. Karanlıkların düşmanı, aydınlığın, ışığın dostudur. Kara günlerden bir an önce uyanıp kurtulunmalı arayışı içindedir.

 

“Terör gizli bir savaş, karanlık, dipsiz kuyu
Dostluk kardeşlik bilmez, parçalar çarkın dişi
Hırs, kin, ego zalimlik, edinmiş kötü huyu
Çocuk, yetişkin, yaşlı, cana kıyar anarşi!
Mevlana’dan, Yunus’tan ne bilsin hain vahşi.

Nerede Cumhuriyet, aydınlık dolu günler
Ey, acımasız vurgun; döngü galip gelecek.
Bahar, kışı sonlarken, filizlenir sürgünler
Barışla öter kuşlar, sevgiyle açar çiçek
Yarından tezi yok: Ulusun yüzü gülecek.”

 

Diyen şairimizin şiirsel yolculuklarının içinde dolaşabilmeniz için zeytin ağacı olmalısınız. Bir dal, bin dünyadır onda. Hele zeytin, hele zeytin. Zeytin katliamına, çevre felâketlerine “durun!” diye kollarını iki yana açarak veya yumruğunu sıkarak karşı koyar.

Çocuklar, köy, çağın – zamanın sancıları, çıkar peşinde koşanlar, sömürücüler, çevre düşmanları onun değişmez konularındandırlar. Şiirlerinin ruh köklerinde ağaç, deniz, vatan, yağmur  ve gülleri bulursunuz. İnsanlığın ortak meseleleri, mahalilikten evrenselliğe uzanan bir türküdür hep..

 

Sözü fazla uzatmadan şairimizin, yeni çağın yeni edebiyat akımı Gülce Edebiyat akımının önerdiği şiir türlerinden üç tanesini yorumsuz olarak buradan sunmak istiyorum:

 

 

Aşkın Şirazesi (Üçgen) 

Gök 
Küsmüş 
Sancılı 
Ağlamaklı 
Karabulutlar 
Siyah bir tül gibi 
Ha yağdı ha yağacak! 
Yağmur çağıran kargalar 
Çığlık çığlığa dönüyorlar 
Tepemde kara bir seremoni! 
Gidişin öyle zor, öyle karamsar 
Öyle dar vakitlerin gergefinde ki 
Yaşamın ne anlamı var, ne teranesi 
Ah bir bulunabilse, sensizliğin çaresi? 
Bal peteği olurdu bu aşkın şirazesi! 
Toprağı emzirip dursun yağmur kokusu 
Gökte gülümsedi mi ebem kuşağı 
Güneşe değer bu aşkın dokusu 
İşte gül yarim, aşk böyle bir şey 
Gönülden gönle umut eker 
Sevda bağında gül biçer. 
Vuslat kadehinde mey 
Aşkın şirazesi 
Kalbe dolacak 
Elinle sun 
Gül yarim 
Vuslat 
SUN! ... 

Gülşen Şenderin

 

Buselerin Alına (Çaprazlama)

BAHAR kokan saçların mahkumuyum EZELDEN 
SENDEN başka bir gülün yar asılmam DALINA 
Aşk şarabı içmişim, dil sürter bağrım YANAR 
BALINA kandı gönül, o doyumsuz BALINA. 

GÖZLER Zümrüdü Anka, arzu ummana DÜŞER 
ESER bir deli rüzgâr, esrik badeler SUNAR 
KOR dudağın utangaç, çözgüsünde DENİZLER 
ALINA vurur dalga, buselerin ALINA. 

GÜLÜNCE yanağında parantezler AÇILIR 
SAÇILIR tebessümler gizemlere BÜRÜNÜR 
GÜR bir nehir şahlanır, sular coşar gönlünce 
KOLUNA sarar beni, vatoz gibi KOLUNA. 

ZAMAN denen kelebek sende bende DOLAŞIR 
BİR büyülü vadide aşk balına ulaşır 
Gelişir al tomurcuk miske erer GÜLÜMDAN 
YOLUNA akar güller, can adalı YOLUNA. 

SEVDA yanığı yürek, hep bekler BAHARINI 
HARINI savurmakta aşk sarhoşu gülistan 
YARINI umutlarken, kokar gülşen-i ŞEYDA 
FALINA bakar falcı, fincandaki FALINA. 

ÇIK gel artık, seherde bülbül neşesine GEL 
GÜL sabahlar visalin sefasında GÜLÜMSER 
SER yıldızları ayı, sökün etsin SEVDALIK 
AŞKINA kansın gece, büyüleyen AŞKINA.. 

KANIŞ (Gülce-Üçgen)

 

Dün

Bugün

Ve yarın

Açan sevgi

Acının demi

İmbikten süzülen

Gül esansı misali;

Duyguların süzgecinde.

Aşkın kor kor öze akması

Uyanıştır, bedeni yakması

Sevdadır yürekte, sinede yanış

Varlıktır, yokluktur ateşe kanış.

Umut erimesin, gül sönmesin

Dağlar geçit versin sevgiye

Yollar gül döksün aşka

Ayrılık, hasretlik

Kurutur özü

Ateşe kan

Aşkla

Yan.

Yan

Ey yâr

Aşkla yan

Ateşle yan

Ateşe kanış

Varlığın manası

Varoluşun ta kendisi;

İnsan, hayvan, doğa sevgisi

Yanış yolculuğunda bir gülşen

Cana can döşenir sevgi yolunda,

Gönle aşk döşenir sevda balında.

Er geç gül açar baharda sürgün

Bu esrik gönlüm sana sürgün

Haydi, birlikte yanalım

Ateşe kanıştır âşk!

Kalp kalbe içelim

Yanış meyi sun

Öz tutuşsun

Tutkuyla

Kanar

Dem.

 

*

Gülşen Şenderin İstanbul ve Kıbrıs arasında gidip gelen martıların kanadına mısralarını yükleyen bir “ barış şairi”dir.

İlhamı bol ve yolu açık olsun…

 


Bu mesaj Mustafa Ceylan tarafından 2017-07-30 01:26 GMT, 137 Gün önce düzenlendi.
__________________