Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Makaleler » Türküler onunla bir başka güzel
Başlık: Türküler onunla bir başka güzel
Yazar: admin
Tarih: 2018-05-22 23:12
Yorumlar: (0)
Rated 2.86/5 (57.14%) (7 Votes)

REKLAMLAR

Köyümden... Gönlümden...

Mehmet Ali KALKAN

Geçen ay Eskişehir Türk Ocağı'nda Perşembe Sohbeti'nin konusu "Türkü ve Şiirlerin Diliyle Vatan" idi. Türküleri Muharrem Atabay söyleyecek, şiirleri ben okuyacaktım.


Sohbet başlarken şöyle söyledim. "Bu toplantılar muhtelif konularda her hafta yapılıyor. Bugün şiir ve türkü okuyacağız. Daha önceki yıllarda Abdurrahim Karakoç Ağabey, Bekir Sıtkı Erdoğan Ağabey, Feyzi Halıcı Ağabey, Yavuz Bülent Bakiler Ağabey gibi güzel insanlar telefonla katılıp bize şiirlerinden okumuşlardı. Şimdi bir güzel insana daha telefon edelim, o da bize bir şeyler söylesin."


Telefonda şöyle konuştum;


"Efendim, sizin kim olduğunuzu Muharrem Hoca dahil kimse bilmiyor. Siz şimdi söyleyeceklerinizi söyleyin, sonra da kendinizi tanıtırsınız."


Muharreme çalmasını işaret ettim, telefondaki ses bir uzun havaya başladı ki müthiş...

(Yavru yavru) Bir gül için bülbül geymiş karalar
Göz göz olmuş ey sinemdeki yaralar
(Yavru gurban) İflah etmez bu dert beni paralar yar
Neşter alıp ey gülüm ey gülüm eğlen eğlen
Delen yok deldiren yok..

Ardından bir başka türkü;

Ben bu dağın ağacıyam
Hem datlıyam hem acıyam
Ben Mevlamın muhtacıyam

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi.

Bu muhteşem sesi dinleyenlerde bir merak. Türküler bittikten sonra kendisini tanıttı o güzel insan "Ben TRT İstanbul Radyosu Halk Müziği sanatçısı Adile Kurt Karatepe."

Bir şaşkınlık ve gönül dolusu alkış.

Türküler bizim güzelliğimiz.
Yol deriz aklımıza "bu yollar uzun yollar" gelir. Yârimiz saklar da güzün yollar üzümü. Dağ deriz, dağlarla konuşuruz, "dağlar siz ne dağlarsız" deriz. Ama biliriz ki "bu dağların ardı var"dır. Dağ ne kadar yüce olsa da yol onun üstünden aşar. Dağlar gurbettir, hasrettir bize. Gurbet elde bir hâl gelse de başımıza Mevlâ'mızın kerim olduğunu biliriz.

Mendili işle yolla,
İşle gümüşle yolla, 
İçine üç elma koy,
Birini dişle yolla

deriz içimizden geldiği gibi. Oyalı mendiller sevda yüklüdür. Sabır ve gözyaşları saklıdır içlerinde. Bazen hüzün kaplar yüreğimizi,

Alma yanı,
Al olur alma yanı,
Nasıl gabre koyarlar,
Muradın almayanı?

diye hayretle sorduğumuz olur.
İşte bu sıralarda bir of çeksek karşıki dağlar yıkılır, ahımızla erir gider.

Türkü vatandır.
Bağdat'ta Genç Osman'dır. Kırım'dan gelen Sinan. Gönlümüzü bir sinsi firak kemirir Estergon'da.

Yemen yolu çamurdandır,
Karavana bakırdandır,
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir.

diye ses gelir ötelerden.

Tuna Nehri akmam dese de gelişi hep bize doğrudur. Türk'ün aklındakidir Tuna , bizden biridir.

Sabah aklımıza türkü gelir "Bugün sabah ile visali yârdan" diye başlarız. Gece aklımıza türkü gelir "Bir ay doğar ilk akşamdan geceden." Doğmayaydın sarı yıldız deriz hüzünlenerek ama yine sabah olur, sevdiğimizle,

Toros Dağı gibi dik durur başın,
Sabahın güneşi tez değer sana"

diye halleşiriz. Sevdiğimizi hep yüreğimizde taşırız.

İşte Adile Hanım bu güzellikleri bize söyleyen, taa canının içinden okuyan, sesini bu aleme türkü türkü salan bir güzel insandır. Allah Türk Milleti'ne, Türk Kültürü'ne, türkülere nice hizmetler vermesini nasip etsin.
Türküler onunla bir başka güzel...

Henüz yorum yapılmamıştır.