Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Makaleler » ZÜLFİKAR YAPAR KALELİ'ye Dair
Başlık: ZÜLFİKAR YAPAR KALELİ'ye Dair
Yazar: admin
Tarih: 2017-08-19 09:36
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

ZÜLFİKAR YAPAR KALELİ

 

Öğretmen okulunda okudu. Türkçe Öğretmeni. İktisat Fakültesini bitirdi.

Amacı bir dua ile anılmaktır.

 Bu amaçla, kırk yedi yıldır şiir yazıyor.

 

Şiirlerinde genellikle hece ölçüsünü kullanmaktadır. Çile, aşk, ülkü, özlem, edep, zamanın kötülüğü konularını ağırlıklı olarak işlemiştir. Kendine has bir imaj dünyası ve üslubu vardır.

 

Kalelinin iç dünyasındaki yalnızlık ve geçmişe özlem şiirinin soluğu olmuştur. Yine de her şeye rağmen haksızlıklara, çirkinliklere bir başkaldırı, bir isyan vardır şiirlerinde.

 

 Bana sorarsanız Kaleli, şiir bahanesiyle, sır okyanusunda inci arıyor.

        Eserleri:

 Şafak Türküsü

 Çivinin İki Yüzü

 Güneşe Gölge Düştü

 Düşler Üşüdü

 Manzara

 Kitapsız Şiirler

 Akıl Yanıyor

 Esence

 Kızıl İntihar

 Göğümüzün Yıldızları

 *

TURNALARI YOLA SALDIM

Hayali el eder, görmez hamisi

Düştüm, sığ sularda kaldım bu gece

Rotasız yol alır hasret gemisi

Turnaları yola saldım bu gece

 

Bir yanın dost olur, bir yanın çalık

Bir yanın dikenli, hırçın, kayalık

Bir yanın oltayı bekleyen balık

Ay serdin düşüme soldum bu gece

 

Türküleri ısmarladım Eğine

Geceler buz tutar senin neyine

Kolunu yastık et müdür beyine

Hasretler hayırsız bildim bu gece

 

Bir Anka kuşunun eşine bindim

Yalçın kayalardan sahraya indim

Seni bende bulmak için didindim

Nefessiz nasihat aldım bu gece

 

Mavi hasretimdir, denize bakmam       

Suları yakarım, sarıyı yakmam

Ne derse yaparım sözünden çıkmam

Hep döndüm dolaştım öldüm bu gece

 

Bir düşersen tutan olmaz sözünü

Kargayı besle ki oysun gözünü

Bu karganın şeytan görsün yüzünü

Bazı çizgileri sildim bu gece

 

Anlamam bu gece nedendir gülmem

Ben seni tanımam, ben seni bilmem

 Uzaktan el eder, yanına gelmem

 Sayende kurdeşen oldum bu gece

 

Bilmez boranımı, görmez karımı

Bu gece de taşa çaldım arımı

Her gece huzursuz uykularımı

Bir sana bir bana böldüm bu gece

 

Kartala yolladım düşleri sensiz

Sevdalara nakış işlerim sensiz

Serçe parmağımı dişlerim sensiz

İstanbul’a gidip geldim bu gece

 *

 ÇAĞIN DESTANI

Sıkı sıkı sarınıp bürünmene gerek yok

Bürünüp de namuslu görünmene gerek yok

Müslüman edasıyla gerinmene gerek yok

Sen bizi, biz de seni ta eskiden tanırız.

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Her kılığa girmektir sendeki malum yeti

Görünüşün de öyle, için dışından kötü

Ha resimde, heykelde, ha da sende ki beti

El bilmez marifetin, biz keskiden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Başında beresi var, berenin süresi var

Bunun ne memleketi, ne de bir yöresi var

Sevmez de gönül koyar, beni de göresi var

Balkondaki kırmızı boş saksıdan tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Her mecliste maydanoz, çenedeki yay bozuk

Peşine dolandığın bayan hırsız, bay bozuk

Demliğindeki örtü, demlendiğin çay bozuk

Çaydaki derdestini şu kuskudan tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Uzak değil yakında insanlar toplu toplu

Ecelsiz ölüyorlar senin elin matkaplı

Zamansız eşiyorsun toprağı iki çaplı

Her türlü marifetin son askıdan tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Muhtacı derde salan, kafanda türlü plan

Mahfili elin olan, bildirilirde ilan

Sırtında kürkün yalan, ağzında dilin yılan

Övündüğün babanı biz iski’den tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Sen ki anan- atana kızarsın, bağırırsın

Yetmezse şeytanını yardıma çağırırsın

Hiç olmadık zamanda bir başta ağırırsın

Modern desinler diye ak viskiden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Umutlar tavan yapar, hakikat yerde naçar

Havada sis etkisi, hayaller başka uçar

Ayak başlara baskın, hakikat senden kaçar

Davranıştan, fiilden ve baskıdan tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Koyuverdin bugünü, dününü, geçmişini

Sorsan herkes hatırlar nergisi emişini

Sıraya girişini, becerdiğin işini

Eşinin elindeki kör küsküden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Buz tutardı ayağı, sizi nasıl yetirdi

Sence; atan bu malı nasıl haya getirdi

Biri armuda çıksa altına iş.tirdi

Dedenin suratını hep aksiden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka inanırız

 

Ne derdinde memleket, ne de duada atan

Çok hırçın uçuyorsun, olur mu seni tutan

Her şey sıfır tastamam, dumanlanmadığın an

Köyde ki cızlavıtı, lüks taksiden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka, inanırız

 

Hayatını şen yaşa, hayal düşürme düne

Biz yine biziz hala, hayretlerdeyiz yine

Talih mi yaver gitti, zaman mı değişti ne?

Giydiğin sıktırmalı mor maksiden tanırız

Senin gönlünde buda, biz hakka, inanırız

                                   30 Ağustos 2013

Beti: Biçim

Hak: Değer

Askı: Mücevherat

Küskü: artık, mânile

Kusku: çamaşır topacı

Ak viski: saf viski

Cızlavıt: Lastik ayakkabı

Yetirmek: Büyütmek

Haya getirmek: Mal edinmek, meta biriktirmek

Buda: Ruhun saflık ve mükemmelliğinin gücüne,

 kendiliğinden ulaşması ve böylece daha önce ortaya

 çıkarmadığı mükemmel bilgeliğe ulaşma düşüncesi.

Henüz yorum yapılmamıştır.